Kılıçdaroğlu, Star TV'de Nazlı Çelik'in sorularını yanıtladı.

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkındaki iddiaların medyada canlı olarak yayımlandığını, ancak Yavaş'ın yanıtına yer verilmediğini ve medyanın taraflı davrandığını aktaran Kılıçdaroğlu, iddialara ilişkin olarak şunları söyledi:

"Doğru değil. İddiayı yapan kişi şizofren, ayrıca çocuk tacizcisi. Bu insanın hangi ifadesine güveneceksiniz? 'Defalarca daha önce gündeme geldi, getirildi, vs.' hiçbirisi doğru değil. Neden şimdi gündeme getiriliyor? Mansur Yavaş önde olduğu ve seçileceği için. Panik içinde yola çıktılar ama mağdur olan Mansur Yavaş. Ankara halkı Mansur Yavaş'a sahip çıkacak. Mansur Yavaş düzgün, ahlaklı, mal varlığı ortada olan bir insandır. Kendisi belediye başkanlığı yaptı. Özel çıkar sağlamak, özel çıkar peşinde koşmak, kamu kaynaklarını kendisi, ailesi veya çocukları için kullanmak... Ne böyle bir geleneği ne böyle bir adeti ne böyle bir anlayışı var. Ahlaki yapısı son derece sağlam, güçlü bir arkadaşımız."

Kılıçdaroğlu, CHP milletvekili Aysun Bankoğlu'nun sözlerine yönelik soruya, "O konuşmanın tümünü izlediğiniz zaman bağlamından koparılarak özel bir suçlama getirildiği görülüyor. Yaptığı konuşmanın tümünü okudum. Bir haksızlıkla karşı karşıya. Birisi ihbar etmiştir, savcı da 'Nedir bu konu?' diye bakacaktır. 'Bazı çevreler, kişiler terörist ilan ediliyor. Emeklilikte yaşa takılanlar, hal esnafı, deposunda soğan bulunduranlar... Biz herkesten oy isteyeceğiz.' diye bu bağlamda kullandığı bir cümle." karşılığını verdi.

"Bu ülkede yaşayan, seçim listesinde adı olan, oy kullanacak olan herkesin oyuna talibiz." diyen Kılıçdaroğlu, "İnsanlar, arzu ettikleri partiye oy verirler. Biz asla vatandaşları 'Neden şu partiye oy verdin?' diye suçlamayız. Biz o vatandaşlarımıza, 'Türkiye'nin içinde bulunduğu tablo budur, ekonomi, işsizlik budur, 17 yıldır kesintisiz olarak ülkeyi yönetiyorlar. Elini vicdanına koy, oyunu öyle kullan.' diyoruz ve onların oyuna talip olduğumuzu söylüyoruz." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Çelik'in "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'ezana saygısızlık' olarak nitelediği olay... Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP ve HDP öncülüğünde ezana terbiyesizlik edildiğini söyledi." sözleri üzerine şu değerlendirmeleri yaptı:

"İkisini de ciddiye almıyorum. İkisi de ezan üzerinden, inanç üzerinden oy devşirmeye çalışıyorlar. Ezan bütün İslam aleminin kabul ettiği ve hepimizin de saygı duyduğu bir çağrıdır. İktidara destek verip bu konuda sağduyuyla açıklama yapan, yazı yazan çok sayıda kişi oldu. Yapılanın ezana saygısızlık olmadığını, tam tersine polisin şiddetine karşı bir protesto olduğunu pek çok çevre de ifade etti. Ben de arkadaşlarıma sordum. Kimsenin ezana saygısızlık yapma hakkı da olamaz, zaten böyle bir kusur da işlenemez bizim ülkemizde. Polis hareketine karşı yapılan bir protestoyu, 'ezana saygısızlık' olarak sunmak, sadece acizlik göstergesidir. 'Oy devşirmek için başka nereden faydalanabilirim' diyerek, buradan yola çıkıp bir şeyler yapıyorlar. Doğru değil. Ezana saygısızlık yapıldı diye dava açıldı mı? Bir savcı harekete geçti mi? Yok, saygısızlık yok. Kaldı ki orada binlerce kadın var. Elinizi vicdanınıza koyun. Hadi 2 kişi diyelim saygısızlık yaptı, siz binlerce kadını suçluyorsunuz. İnsanda biraz vicdan, ahlak olur. Onların içinde belki değişik inançtan insanlar da var. Siz kalkıp da bütün kadınları, ezana saygısızlık yaptınız diye toptancı yaklaşımla suçlamak doğru değil. Oy devşirmek bu kadar ucuz olmamalı, siyaset bu kadar ayağa düşmemeli. Hele hele oturduğu makamın ağırlığını bilmeden konuşan bir kişinin bu kadar ucuz senaryolara teslim olmaması gerekir."

"SİLAH FABRİKASININ KATAR ORDUSUNA SATILMASI KONUSUNDA DEVLET BAHÇELİ NE DÜŞÜNÜYOR?"

"MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin CHP'lilere 'Vazgeçin Kılıçdaroğlu'ndan' dedi. Bir yanıtınız var mı?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Düne kadar Erdoğan hakkında en sert ifadeleri kullanan, şimdi plağı değiştirdi benim hakkımda konuşuyor. Ne diyebilirim? Ben kendisine şunu sormak isterim: Bir askeri silah fabrikasının Katar ordusuna satılması konusunda Devlet Bahçeli ne düşünüyor acaba? Yüzde 49,9'u satıldı. Ne için, hangi gerekçeyle? Milliyetçilik, vatanseverlik bunun neresinde? Bir ülkenin silah fabrikasının yabancı bir orduya satılması ne demektir? Konuşacaksan bu konuda konuş." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Edremit'te bir iş adamının görüntüye gelerek, 'Kürdistan'a oy vereceğiz.' diyor. Kimdir?" sorusuna, "O iş adamının kim olduğunu bilmiyoruz. O bir provokatördür. Bizim arkadaşımız da şaşırıyor. Bunu takip ediyoruz, bulmaya çalışıyoruz." karşılığını verdi.

CHP'lilerden dikkatli davranmaların ve provokasyonlara düşmemelerini isteyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü saray çevresine yakın gruplar belli bir provokasyon tezgahı içindeler, bunu yapmaya çalışıyorlar. Herkesin bu konuda çok dikkatli olması lazım." dedi.

"BU ÜLKEYE GERÇEK ANLAMDA BAHARI YAŞATACAĞIZ"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmaları kapsamında daha az miting yaptıklarını, genellikle toplumun kanaat önderleriyle bir araya geldiklerini anlattı.

"Cumhurbaşkanı Erdoğan sizi koltuğu bırakmamakla suçladı. Bu seçimden beklediğiniz sonuçları elde edemezseniz, liderliği bırakmayı düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Nisan korkusu mu sardı Erdoğan'ı? Memleketi ne hale getirdi. Benimle uğraşacağına, vatandaşın, fakir fukaranın ekmeğini nasıl kestiğini anlatsa ya. Bana 'Bay Kemal' diyor. Bay Kemal olmak kolay değil. Bay Kemal olmak için önce namuslu olmak, haram yememek lazım. Sabahın köründe oğluna telefon edip 'Oğlum paraları sıfırladın mı?' dememek lazım. Bay Kemal olmak kolay değildir. Erdoğan olmak kolaydır. Onun ayrı jargonu vardır. Ayrı kulvarda yürür onlar, biz o kulvarda yürümeyiz. Biz kul hakkına, insanlara saygılıyız, AK Partili kardeşime de saygılıyım. Hiç kimseye saygısızlık yapmam. Ama haram lokma yemem. Bay Kemal olmak için haram lokma yememek lazım. Beklediğimiz sonucu elde edeceğiz. Ankara'yı, İstanbul'u, Bursa'yı, Adana'yı, Mersin'i alacağız. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Atmosfer, toplum ve saha bize bütün bu gerçekleri gösteriyor."

Kılıçdaroğlu, "Bu seçim için başarı ölçünüz nedir?" sorusuna, "Söylediğim yerleri alacağız. Bütün veriler bunu gösteriyor. Erdoğan'ın paniği de oradan kaynaklanıyor. Halkın takdiri, Allah'ın izniyle alacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda baharı yaşatacağız. Bizim büyükşehir belediyelerimizin, il ve ilçe belediyelerimizin olduğu yerlere bakın; oralarda hayat var, insanlar huzur içinde; orada spor var, kültür var, sanat var. Orada hiçbir çocuk yatağa aç girmez." yanıtını verdi.

"Üç büyük şehirde aldığınız takdirde bir sistem değişikliği söz konusu olabilir mi ya da erken seçim gündeme gelebilir mi?" soruları üzerine Kılıçdaroğlu, "Bu, bir yerel seçim. Biz, şu anda kendimizi yerel seçime kilitlemiş durumdayız." dedi.

HDP ile iş birliği yapıldığı ve bazı yerlerdeki belediye meclis üyeliklerinde iş birliğine gidildiği yönünde eleştirilerin yapıldığı hatırlatılan Kılıçdaroğlu, "Devletin bütün imkanları ellerinde değil mi? MİT, emniyet bana mı bağlı, çıkarsınlar varsa. İftira ile yalan dolanla nereye gidecekler?" dedi.

Vatandaşın, bunalmış vaziyette olduğunu, işsizliğin arttığını anlatan Kılıçdaroğlu, "O kalkmış CHP, HDP ile iş birliği yapmış, Yok bilmem Millet İttifakı'na 'Zillet ittifakı'... bütün dünyası kin üzerine, öfke üzerine kurulu. Bulunduğun koltuğun ağırlığını bil kardeşim. O koltuk sıradan bir koltuk değildir. Sen bir sefer Cumhurbaşkanı değilsin, AK Parti'nin genel başkanısın. Cumhurbaşkanı olarak mı konuşuyor? Hayır, AK Parti'nin genel başkanı olarak konuşuyor. Cumhurbaşkanı olması için tarafsız olması lazım. Anayasa öyle diyor. " diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, kasım ayında Ahmet Türk'le yaptığı görüşme hatırlatılarak, burada seçim süreciyle ilgili bir konuşma yapılıp yapılmadığı sorusuna, "Hayır. Ahmet Türk Bey'le öyle bir konuşma olmadı. O dönem belki seçimler pek gündemde değildi, şimdi hatırlamıyorum, aradan epey bir zaman geçti. Böyle bir ittifak bir şey falan söz konusu değil zaten." yanıtını verdi.

"BEKA SORUNU BAŞKA BİR ŞEYDİR"

"Sizce YPG Türkiye'ye yönelik bir tehdit değil mi?" sorusuna Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Orada şunu söyledim. O televizyon programında dedim ki; 'onlar mı saldıracak, kim YPG? ' Türkiye kurulduğu tarihten bu yana hiçbir terör örgütünü kendi bekası olarak tanımlamamıştır. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Kalkıyorsun milleti korkutmaya çalışıyorsun. Beka sorunu başka bir şeydir, bunların aklı ermez. Bir ülkeyi üretimden çıkarırsanız beka sorunu çıkar. Ne demektir."

Saman, pamuk, buğday ve bazı ürünlerde yapılan ithalatı eleştiren Kılıçdaroğlu, Osmanlı'nın üretimden koparıldığı için battığını söyledi.

Binali Yıldırım'ın AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığıyla ilgili görüşü sorulan Kılıçdaroğlu, AK Parti'yle aralarındaki farkın, kendilerinin genç, dinamik ve bir belediye başarısı olan adayları getirdiklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce'yi neden aday göstermediğine ilişkin sorusu üzerine, başarılı bir belediye başkanlığı deneyimi olan bir arkadaşlarını aday olarak gösterdiğini anlatarak, "Biz yeni bir yöntem aslında hayata geçiriyoruz. Belediye başkanlığında başarılı olanı Büyükşehir Belediye Başkanlığına taşıyoruz." dedi.

DSP'nin oyları böldüğü şeklinde bir iddialarının olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, "DSP siyasal partidir. Saygı duyulması gereken bir partidir. Siyasi partiler yasasına göre kurulmuştur. Bizim DSP'yi özel olarak eleştirme gibi bir durumumuz yok. Parti değiştirenleri, bizden aday adayı olup da aday olamayanları etik olarak doğru bulmadığını söyledim. O kadar. Özel bir eleştiriden ve sert söylemden kaçındım." diye konuştu.

ÇÖPTEN YİYECEK TOPLAYAN KADIN FOTOĞRAFI

Partisinin grup toplantısında, kürsüden gösterdiği fotoğrafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın posterinin önünde çöpten yiyecek alan kadının daha sonra yaptığı açıklamada paraya ihtiyacının olmadığını söylediği hatırlatılan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"O kadın, o kadın değil. O toplayan kadın gerçekten yoksul bir kadın. O kadını çıkarıp buldular, 'Ben topladım' diye. Bir sefer senin yüzün görünmüyor. Yüzü görünse, göstermezdim. Kaldı ki çöpten yiyecek toplayan, naylon toplayan, yiyecek toplayan yüz binlerce kişi var."

Kılıçdaroğlu, fotoğraftaki kadına ulaşıp ulaşılmadığının sorulması üzerine de "Evet o kişiyle konuşuldu. Basına açıklama yapan hanımefendi değil. Hatta o açıklama yapacaktı, izin vermedik, yoksulluğu teşhir etmek doğru değil diye açıklama yapmasını da doğru bulmadık." ifadelerini kullandı.

"KEŞKE BÜTÜN VATANDAŞLAR BİZE OY VERSE"

HDP'nin üç büyükşehirde aday çıkarmamasının sorulması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, "Demokrasiyi sadece biz mi savunuyoruz? Keşke bütün oylarını alsak. AK Partililerin de keşke oylarını alabilsek. MHP'lilerin de oylarını alsak. Hangi siyasi parti vatandaşa dönüp de 'Sen bana oy verme.' diyebilir. Var mı böyle bir anlayış? Neden miting yapıyoruz, neden seçim bildirgesi hazırlıyoruz? Niye 'İnsanlar arasında ayrım yapmayacağız.' diyoruz? Oylarını almak için. Keşke bütün vatandaşlar bize oy verse. Biz memnun oluruz. Verdiği oyun ne kadar değerli olduğunu, bizim ona verdiğimizin hizmetin ne kadar iyi olduğunu görecektir" ifadelerini kullandı.

"ERDOĞAN'IN AÇTIĞI DAVALARDAN HİÇBİRİSİNİ KAYBETMEDİM"

Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kazandığı tazminat davalarına ilişkin ise şunları kaydetti:

"Bu davaların açıldığı mahkemelerin başkanlarını değiştirdiler. Neden değiştirdiler? Oraya başka hakimler getirdiler. Tazminata mahkum etsin diye. Bizim sunduğumuz delilleri bile dikkate almadılar. 'Delile gerek yok.' dediler. Yüksek bir tazminata mahkum ettiler. Bunların tamamı dönecek. Bu ülkede adalet varsa. Diğerlerini bilmiyorum. Yargıtay'dan dönecek. Bugüne kadar Erdoğan'ın açtığı davalardan hiçbirisini kaybetmedim. Biri hariç. Onu da AİHM'e götürdüm. Anayasa Mahkemesi en son benim lehime karar verdi. Anayasa Mahkemesi bir davam için de süresinde başvurmadığım için iade etti. Oysa biz süresinde başvurduk. Burada tazminat davası açarak kendi hakimlerine yüksek para cezaları vererek, benim susacağımı sanıyor. Ben susmam. Benim adım Kemal Kılıçdaroğlu. Yani Bay Kemal. Öyle birilerinin önünde diz çökmem. Bildiğim doğruları her yerde ve her ortamda söylerim. Ben milletin için çalışıyorum."

Açılan davaları kazanacağını dile getiren Kılıçdaoğlu, sonuçtan adı kadar emin olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, hakimlerin delil toplamaktan korktuğunu iddia ederek, bu durumda aksi karar vereceklerini ifade etti.

İYİ Parti ile yaptıkları ittifaka değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin siyaseten ikili bir yapıda olduğunu aktardı. Bu grupların birinin demokrasiden yana olanlarla demokrasiye karşı olanlar şeklinde konumlandığını anlatan Kılıçdaoğlu, demokrasiden yana olanların bir arada bulunmasının gerekli olduğunu vurguladı.

Kılıçdardoğlu, İYİ Parti, Saadet Partisi ve CHP'nin demokrasiyi savunduğunu belirterek, siyasi görüşleri farklı olsa da demokrasinin ortak paydaları olduğunu kaydetti.