İsrail'in düzenlediği kanlı gemi baskını dış basında geniş yankı uyandırmayı sürdürüyor.

İlişkili Haberler


New York Times'ın tanınmış köşe yazarı Thomas Friedman ise, "Bu kritik bir an. Amerika'nın en iyi dostlarından ikisi, çileden çıkartan biçimde birbirini boğazlıyorlar. Bu, tamamen kontrol dışına çıkmadan her ikisini yeniden merkeze geri çekmek için çabucak harekete geçmeliyiz" diye yazdı.

Thomas Friedman, "Dostlar Bozuşurken" başlıklı yazısında uzun bir süreden beri Türkiye'ye sempati duyduğunu, Türkiye'nin "dünyayı istikrarının korunması" açısından kritik bir rol oynadığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir Hahambaşını ziyaret eden ilk Türk Başbakanı olduğu, Türkiye'nin İsrail ile Suriye arasındaki arabuluculuğu yaptığını, İsrail'in OECD üyeliği lehinde oy verdiğini kaydetti.

ERDOĞAN'IN İSRAİL'E SERT ELEŞTİRİLERİNİ DUYMAK ACI VERDİ
Friedman, "Bu nedenle son yıllarda aynı Başbakan Erdoğan'ın, Gazze'deki Filistinlilere yapılan muameleden dolayı kamuoyu önünde giderek daha hararetli biçimde İsrail'e yöneldiği ağır eleştirileri duymak acı verdi" diye yazdı.

Türkiye veya Türk insan hakları gruplarının, İsrail'i yüksek sesle eleştirmesinin kendisi için sorun yaratmadığını ancak İsrail'in Gazze'deki eylemlerini kınarken Suriye, İran, Müslüman intihar bombacıları ve Hamas yanlısı silahlı kişilerin eylemlerine tepkisiz kalınmasından büyük rahatsızlık duyduğunu kaydetti.

TÜRKİYE, STRATEJİK ÖNEMİNİN BİR KISMINI KAYBEDEBİLİR
Friedman, Gazze'deki duruma ve İsrail'in ablukasına ilişkin kaygılarının bölgede yaşanan korkunç olayları karşılaştırılamayacağını savunurken de İsrail'in bu kaygılarını "nefret"ten kaynaklandığını düşünmesinin şaşırtıcı olmadığını da belirterek şöyle devam etti:

"Eğer Türkiye, çok fazla Doğu'ya eğilirse, bazı Arap sokaklarında popülaritesi artabilir ancak stratejik öneminin büyük bir kısmını kaybeder ve daha önemlisi, Müslüman, modern, demokratik, hem İsrail ile, hem de Araplarla iyi ilişkileri sürdürebilen bir ülke olarak tarihi rolünü kaybeder. Bu kriz bitince dengeyi yeniden sağlanmalıdır."

ABLUKA SADECE İSRAİL'İN HATASI DEĞİL
Thomas Friedman, İsrail'i de eleştirdiği yazısında "İsrail istihbaratı, gemilerin içinde kimlerin olduğunu tam olarak takdir edemedi ve İsrail liderleri, yaratıcı bir biçimde, çok şiddetli bir çatışmanın nasıl önlenebileceğini düşünemedi" derken İsrail'in Gazze ablukasının sadece İsrail'in hatası olmadığını, Hamas'ın İsrail ve yapılan barış anlaşmalarını tanımayı reddettiğini ve İsrail'e füze saldırılarında bulunduğunu da yazdı.

BİR ŞEYLER DEĞİŞECEK Mİ?
Guardian
gazetesi "İsrail üzerinde baskı artıyor" manşetiyle çıkmış. Gemideki sivillerin, İsrail askerlerinin öldürme kastıyla ateş ettiğini aktardığını yazıyor gazete.

Başyazıda ise İsrail'e yönelik tepkiler aktarılmış ve "Birşeyler değişecek mi?" diye sorulmuş:

"Dün gelen bazı işaretler bu konuda ümit vadetmiyordu. Örneğin Mısır'ın Gazze ile sınırını geçici olarak insani yardımlara açması jestten ibaret. Gazze'nin ihtiyacı olan, gemilerdeki çimento, çelik ve inşaat malzemeleriydi. Bunlar İsrail'in geçen yılki cezalandırıcı saldırısının yarattığı hasarı onarmak için kullanılacaktı. Ancak dün bir Mısır güvenlik yetkilisinin de söylediği gibi, bu malzemeler yine geçemeyecek sınırdan. Dolayısıyla bu konuda değişen birşey olmayacak. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunda da kayda değer bir ilerleme olmadı.

ABD TÜRKİYE'NİN HAKLI TALEPLERİNİ SULANDIRDI
Vatandaşları İsrail komandoları tarafından öldürülen Türkiye, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle kınayan bir açıklama yapılmasını, Birleşmiş Milletler'in konuyu soruşturmasını ve sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Peki Ortadoğu'da yeni bir yaklaşım sözü veren adamın yönetimi ne yaptı? Eski yaklaşıma geri döndü. ABD Türkiye'nin haklı taleplerini sulandırdı."

Obama bir daha İslam dünyasına seslendiğinde, sözlerine kimse kulak asmayacak. Bunun sorumlusu da başında bulunduğu yönetimden başkası değil."

HERKESİN GÖZÜ GAZZE'DEKİ ABLUKADA
Financial Times
'ın Orta Doğu editörü Roula Khalaf, "İsrail, tüm propaganda çabalarına rağmen, bu olayın ardından gözlerin Gazze'ye yönelik ablukaya odaklanmasını engelleyemez" diyor. Yazara göre bu olay en büyük zararı, ülkenin Arap dünyasıyla ilişkilerine verdi. Dikkat çeken satırlar şöyle:

"İsrail, düşmanlarına kendisine karşı kullanabilecekleri yeni bir malzeme verdi. Örneğin Hamas hemen, Müslümanları İsrail'e karşı ayaklanmaya çağırdı.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da, saldırının İsrail'i yok olmaya biraz daha yaklaştırdığını savundu. Ahmedinejad şunu da gayet iyi biliyor: Bu saldırının ardından ABD'nin, bırakın Müslüman dünyasını, BM Güvenlik Konseyi üyelerini bile, İran'dan hesap sormaya ikna etmesi zorlaşacak."

BU SALDIRININ ABD'YE FATURASI
Financial Times'ın dikkat çektiği bu noktayı Independent da vurguluyor ve İsrail'in yardım gemilerine saldırısının Amerikan yönetimine faturasını şu satırlarla çıkarıyor:

"Bu olay Obama yönetiminin dikkatini dağıtarak, onu birinci önceliği olan İran'a yönelik yaptırımlardan uzaklaştıracaktır. İsrail ile Filistin arasında ABD arabuluculuğunda başlatılmaya çalışılan dolaylı görüşmeleri daha da zorlaştıracaktır. Ayrıca bu olay muhtemelen Hamas'ı da güçlendirmiş, Filistin lideri Mahmud Abbas'ı zayıflatmış durumda.

Dolayısıyla ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral David Petraeus'un şu savı da güçlenmiş oldu: İsrail-Filistin sorununu çözememesi, Amerika'nın Ortadoğu'daki güvenlik çıkarlarına zarar veriyor."

BARIŞ SÜRECİ CANLANABİLİR
Ancak Daily Telegraph, İsrail-Filistin barış sürecinin devamı adına bir umut doğduğunu haber veriyor. Filistin lideri Mahmud Abbas'ın müzakerelerden çekilme çağrılarını reddederek sürecin çökeceği endişelerini haksız çıkardığını duyuruyor gazete.

İsrail'in yardım gemilerine saldırısının ardından, rakibi Hamas'ın Mahmud Abbas'a barış sürecinden çekilmesi çağrısı yaptığı hatırlatılıyor. Abbas'ın bu tavrının Amerikan Başkanı'na rahat bir nefes aldıracağının da altı çizilmiş.

İSRAİL GERÇEĞİ ALGILAYAMIYOR
Independent'ın deneyimli Ortadoğu muhabiri Patrick Cockburn İsrail ile ilgili gözlemlerini aktardı.

Son yıllarda İsrail halkının askeri ve siyasi liderlerini sorgulama alışkanlığını kaybettiğini, bu nedenle de, ülkenin tüm askeri gücüne rağmen, 1973'teki savaştan beri tüm askeri eylemlerinin neden başarısızlıkla sonuçlandığını anlayamadıklarını belirtiyor Cockburn.

Bunun sorumlusunun büyük ölçüde propaganda olduğunu savunan yazar şöyle devam ediyor:

"İsrail'in propagandasına kimse İsrailliler kadar inanmıyor. Bu propaganda kampanyaları İsrail'in en zayıf noktası. Çünkü İsrail'in gerçekliği algılamasını engelliyorlar.

Yenilgi ve başarısızlıklar, zafer ve başarı olarak gösteriliyor. Hata yapıldığını kabul etmeme ısrarı da, generallerin ya da siyasetçilerin işine son verilmesini zorlaştırıyor. Başarısızlık ve yetersizlikleri ne kadar açık olsa da."

İSRAİL'İ ANLAMAK ZOR
Fransız basınında ise, İsrail'in ''hiç bu kadar tecrit olmadığı'' yorumunda bulunuldu.

Yardım gemilerine saldırıyla ilgili gelişmelere bugün de ilk sıralarda yer veren Fransız gazetelerinden Liberation, başmakalesinde, ''İsrail'in propaganda aleti, haklı çıkartılamazı haklı çıkartmaya uğraşıyor. Ancak İsrail'in dostları ve müttefiklerinin sabrının da bir sınırı var. İsrailli hiçbir yetkilinin bu operasyonun siyasi olduğu kadar ahlaki sorumluluğunu kabul etmemesini anlamak çok zor'' görüşü dile getirdi.

François Sergent tarafından kaleme alınan başmakalede, ''İsrail'in uyguladığı ablukanın Hamas'ı güçlendirmekten başka bir işe yaramadığı'' ifade edildi ve ''Gazze'ye giden insani yardımların yarısının İsrail tarafından engellenmesinin hiçbir kabul edilebilir tarafı olmadığı'' yorumu yapıldı.

''İsrail devleti hiç bu kadar tecrit olmamıştı'' denilen başmakalenin sonunda, ''ABD ve AB'nin artık İsrail'in güvenliğiyle birlikte, Gazze'deki umutsuzların durumuyla da yakından ilgilenmek zorunda olduklarına'' işaret edildi.

İRAN'A YAPTIRIMLAR DA ZORLAŞACAK
Le Figaro
gazetesinde Pierre Rousselin tarafından kaleme alınan başmakalede ise gemilere saldırının, İsrail ve Filistinliler arasında doğrudan görüşmeler başlatmayı planlayan ABD yönetimi için ''kötü bir dönem denk geldiği'' yorumu yapıldı.

Başmakalede, bu saldırı yüzünden BM'nin İran'a uygulanmasını istediği yeni yaptırımların da zorlaşabileceği görüşe dile getirildi. BM Güvenlik Konseyinin halen İsrail'in saldırısına odaklandığı hatırlatılan başmakalede, bu ortamda İran aleyhine bir yaptırım kararı çıkmasının zor olduğu ifade edildi.

İSRAİL TÜRKİYE İLE SAVAŞMAYI SEÇTİ
ABD'de ise Washington Post gazetesinde David Ignatius imzasıyla çıkan bir makalede, "İsral Hamas'tan daha tehlikeli bir düşman olan Türkiye ile savaşmayı seçti" denildi.