NTV

Adalet Divanı'ndan KKTC'yi üzecek karar

NTV Haber

Dünya

Adalet Divanı, Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili Rum mahkeme kararlarının, tüm AB ülkelerinde dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Avrupa Adalet Divanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni zor durumda bırakacak bir karara imza attı.

Adalet Divanı, Kıbrıs'taki mülkiyet sorunuyla ilgili Rum mahkeme kararlarının, tüm Avrupa Birliği ülkelerinde dikate alınması gerektiğini belirtti.

Kuzey Kıbrıs'ta eski Rum arazisine sahip olan yabancıları tedirgin eden kararın, emlak yatırımlarını, dolayısıyla da KKTC ekonomisini olumsuz etkilemesi bekleniyor.

Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, Kuzey Kıbrıs'ta 1974 öncesinde sahip olduğu araziye villa inşa eden İngiliz David-Linda Orams çifti hakkında, Rum Kesimi'nde dava açmış ve mahkeme arazinin iadesi ile tazminat kararı almıştı.

Kıbrıslı Rum Meletis Apostolidis, icra edilmesi talebiyle kararı İngiliz mahkemelerine taşımış, İngiliz mahkemeleri de Avrupa Adalet Divanı'ndan görüş sormuştu.

Adalet Divanı bugün, Rum Kesimi'ndeki kararların diğer AB ülkelerinde de uygulanması tavsiyesinde bulundu.

Kararın Kuzey Kıbrıs'ta eski Rum arazisi ya da evine sahip olan çok sayıda yabancıyı endişeye sevkedeceği belirtiliyor. Yabancıların emlak yatırımlarının azalabileceği ve bu durumun KKTC ekonomisini olumsuz etkileyeceği vurgulanıyor.

Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Erk ise, Adalet Divanı'nın kararının ''Avrupa hukukunun yorumu'' niteliğinde olacağını, nihai kararın İngiltere Yüksek İstinaf Mahkemesi'nde verileceğini söylemişti.

''MÜLK SORUNU ANCAK KAPSAMLI ÇÖZÜMLE HALLEDİLEBİLİR''
Öta yandan, Güney Kıbrıs'taki İngiliz Yüksek Komiserliği, Kıbrıs'taki taşınmaz mal sorununun ancak kapsamlı çözümle halledilebileceğini açıkladı.

Komiserliğin yazılı açıklamasında, ''Orams davasının politik değil hukuki bir süreç olduğunu ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) hükmünden sonra Orams davasıyla ilgili bir sonraki sürece İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin karar vereceğini'' belirtti.

Açıklamada, ''Görüldüğü üzere sadece siyasi süreçle gelecek kapsamlı bir çözümle halledilebilecek mülk konusu, Kıbrıs'ta pek çok insan için hassas ve duygusal bir konu olmaya devam ediyor'' denildi.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın yurt dışı seyahat tavsiyelerine de değinilen açıklamada, bakanlık tarafından yapılan seyahat tavsiyelerinde amacın, İngiliz vatandaşlarını seyahatlerinde veya kalmaya karar verdikleri ülkelerde karşılaşabilecekleri zorluklar hakkında uyarmak olduğu ifade edildi.

Uzun yıllar boyunca tavsiyelerinde 'Kıbrıs'la ilgili olarak adada taşınmaz mal satın alma konusundaki risklerin gündeme getirildiği kaydedilen açıklamada, İngiliz Dışişleri Bakanlığı'nın tavsiyelerinde iki yıldır değişiklik olmadığı; Orams davasının muhtemel sonuçlarıyla ilgili olarak da tavsiyelerde değişikliğe gidilmediği belirtildi.

Bu arada, İngiltere'nin Güney Kıbrıs Yüksek Komiseri Peter Millet, Rum haber ajansına yaptığı açıklamada, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın Orams davasına ilişkin görüşüyle ilgili olarak, ''İngiltere'de nasıl hareket edileceğine İngiltere Temyiz Mahkemesi'nin karar vereceğini'' söyledi.





KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Toplulukları Adalet Divanının (ATAD) Orams davasıyla ilgili verdiği karar konusunda, ''ATAD'ın, Apostolides ile Oram çifti arasındaki davanın, Oram çiftinin hukuka aykırı bir davranışından değil, doğrudan doğruya Kıbrıs'taki mülkiyet sorunundan ve adanın iki tarafında iki ayrı mülkiyet düzeninin ve iki ayrı hukukun bulunmasından kaynaklandığını görmezden gelmiş olması kabul edilemez'' dedi.

KKTC'de villa inşa eden İngiliz David-Linda Oram çifti ile Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides arasındaki davanın ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermediğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, ''Kıbrıs sorunu çözülmeden Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi mümkün değildir ve kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca 1974'ten önceki mal sahibinin hakları değil, şu anki mal sahiplerinin hakları da dikkate alınarak ve yalnızca iade yoluyla değil, tazminat, takas ve iadenin birlikte değerlendirildiği bir yöntemle çözülecektir'' diye konuştu.

Talat, Orams davasıyla ilgili olarak televizyondan halka yaptığı konuşmada, ''Kamuoyunda Orams davası adıyla anılan ve bugün ATAD önündeki aşaması sonuçlanan dava, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs'ta mülkiyet sorununu kişiler arasındaki uyuşmazlıklardan ibaret bir sorun olarak görme ve gösterme girişimlerinin uzantısıdır'' dedi.

Davanın, ATAD'ın önüne gelene kadar uzunca bir hukuki süreçten geçtiğini, bu süreç içerisinde Cumhurbaşkanlığı ve diğer resmi makamların Apostolides ile Oram çifti arasında cereyan eden özel hukuk davasına doğrudan taraf olmamalarına karşın, dava sürecini yakından takip ettiğini anlatan Talat, İngiliz çifte her türlü desteğin verildiğini ve gerekenin yapıldığını kaydetti.

Bu ilgi ve desteğe karşın, davayla ilgili olarak dile getirilen ve sıklıkla suçlayıcı tonlar içeren açıklamalara, sürecin selameti açısından yanıt vermemeyi tercih ettiklerini ifade eden Talat, "bugün açıklanan değerlendirme ile, davanın ATAD önündeki aşamasının sona erdiğini" anımsatarak, şöyle dedi:

''Karar metni okunmadan ve metin üzerinde ayrıntılı inceleme yapılmadan önce karara ilişkin görüş belirtmek doğru değildir. Bununla birlikte, açıkça vurgulanmalıdır ki, kararı veren ATAD'ın, Apostolides ile Oram çifti arasındaki davanın, Oram çiftinin hukuka aykırı bir davranışından değil, doğrudan doğruya Kıbrıs'taki mülkiyet sorunundan ve adanın iki tarafında iki ayrı mülkiyet düzeninin ve iki ayrı hukukun bulunmasından kaynaklandığını görmezden gelmiş olması kabul edilemez.''

''DAVA SONA ERMEDİ''
Meselenin bundan sonra alacağı biçimle ilgili olarak KKTC halkını doğru şekilde bilgilendirmek gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, ''Her şeyden önce, bu davanın ATAD'ın kararıyla birlikte sona ermiş olmadığı bilinmelidir. Konu, bu aşamada yeniden İngiliz İstinaf Mahkemesinin önüne gelecek ve Mahkeme, ATAD'ın sorulara verdiği yanıtları da dikkate alarak, Kıbrıs Rum mahkemelerinin Orams davasında verdiği kararların İngiltere'de uygulanabilir nitelikte olup olmadığına karar verecektir'' dedi.

Talat, İngiliz İstinaf Mahkemesinin, konuyla ilgili kararını verirken, bu kararın kamu politikası ile uyumunu da dikkate alacağını, o nedenle bu Mahkemenin kararı ortaya çıkmadan Orams davasının kesin akıbetinin öğrenilmiş olmayacağını kaydetti.

ORAM'LARIN AİHM'DEKİ DAVASI
Bu arada, Orams çiftinin, Kıbrıs Rum mahkemesi önündeki davada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) açmış olduğu davanın halen devam ettiğinin de unutulmaması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, ''Orams çiftinin AİHM nezdindeki bu davayı kazanması halinde, Kıbrıs Rum mahkemesindeki yargılama sürecinin insan haklarına aykırı olduğu kanıtlanmış olacaktır'' dedi.

MÜLKİYET SORUNU, KAPSAMLI ÇÖZÜMÜN PARÇASI
''Kıbrıs'taki mülkiyet sorununu, kişiler arasındaki uyuşmazlıklar olarak değil, Kıbrıs sorununun bir yansıması olarak gördüklerini'' dile getiren Talat, ''Kıbrıs sorunu çözülmeden, Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun kapsamlı bir biçimde çözülmesi mümkün değildir ve kapsamlı çözümde mülkiyet sorunu yalnızca 1974'ten önceki mal sahibinin hakları değil, şu anki mal sahiplerinin hakları da dikkate alınarak ve yalnızca iade yoluyla değil, tazminat, takas ve iadenin birlikte değerlendirildiği bir yöntemle çözülecektir.

Orams davası süresince, gerek Kıbrıs'ta, gerekse uluslararası alanda yaptığımız bütün temaslarda bu gerçekleri dile getirdik. Kıbrıs'taki mülkiyet sorununun Orams davası benzeri davalarla çözümlenemeyeceğinin, bu tür girişimlerin iki halk arasındaki ilişkileri gerginleştirmekten başka işe yaramadığının ve sorunun kapsamlı çözümüne yardımcı olmadığının altını çizdik. Bu tutumumuzu anlatabilmek için dostlarımızdan yararlandık ve profesyonel hizmet aldık'' dedi.

AB'NİN ROLÜ
Bu gelişmelerin, Avrupa Birliğinin Kıbrıs sorununun çözümünde olumlu bir rol oynamadığını bir kez daha kanıtladığının altını çizen Talat, konuşmasını şöyle tamamladı:

''O nedenle, Orams davasında İngiliz İstinaf Mahkemesinden çıkacak sonuç ne olursa olsun, Kıbrıs Türk halkı bilmelidir ki, Kıbrıs sorunu çözümlenene kadar, KKTC Cumhurbaşkanlığı ve devletin tüm organları KKTC'de yürürlükte bulunan hukuka sahip çıkacak ve Kıbrıs Rum tarafının müzakere masasında Kıbrıs Türk tarafının elini zayıflatacak hamlelerine, hukuk çerçevesinde üreteceği çözümlerle gerekli karşılığı verecektir.

Bu tutumumuz, Kıbrıs Rum liderliği ve Kıbrıs Rum halkı tarafından da dikkate alınmalıdır. Masada çözüm arayışlarımız bir zafiyet belirtisi olarak değerlendirilmemelidir. Koşullar ne olursa olsun çözüm çabalarımızı sürdürecek ama Kıbrıs Türk halkının esenliği ve haklarının korunması için gerekli önlemleri almaktan da kaçınmayacağız.

Bu süreçteki gelişmeler, Kıbrıs Rum tarafının haksız şekilde elde ettiği Avrupa Birliği üyeliğinin Kıbrıs Türk halkı aleyhine kullanılmakta olduğunu yeniden göstermiştir. Bu gelişmeler, aynı zamanda, Avrupa Birliğinin Kıbrıs sorununun çözümünde olumlu bir rol oynamadığını bir kez daha kanıtlamıştır. Kıbrıs sorununun çözümüne ilgi duyan herkes, bu gerçeği bir kez daha algılamış olmalıdır.

Bu gelişmeler, BM Genel Sekreterinin 27 Mayıs 2005 tarihli raporunda da belirtildiği gibi, kişisel mülkiyet davalarının artmasının, iki halk arasındaki ilişkiler ve müzakere süreci için ciddi bir tehdit oluşturduğuna ilişkin görüşünü de doğrulamıştır. Bu raporda, mülkiyet sorununun kapsamlı çözümle sona erdirileceğinin belirtilmiş olduğu da unutulmamalıdır.

Gelinen aşamada, Orams davası ile ilgili olarak Avrupa Toplulukları Adalet Divanı tarafından belirlenen görüşler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkili organları tarafından değerlendirecek, Kıbrıs sorununa muhtemel etkileri saptanacak ve gereken hukuki ve siyasi önlemler alınacaktır. Kıbrıs Türk halkı bunun bilincinde olmalı, insanlarımız günlük hayatlarına bunun huzuru ile devam etmelidirler.''