NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, Türkiye-İran ilişkilerinin geliştiği ve nükleer krizin devam ettiği bir dönemde İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'la Tahran’da röportaj yaptı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine ilişkin mesajlar veren İran Cumhurbaşkanı, "Türkiye'nin üyeliği için Avrupa Birliği ricacı olmalıdır" dedi.

Türkiye'nin doğuyla ilişkilerinin gelişmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Ahmedinejad, hükümetin izlediği dış politikayı da övdü.

Ahmedinejad şöyle konuştu:

"Dünya şartları değişmek durumundadır. Tarihte bir dönem sona eriyor yeni bir dönem başlıyor. Dünya ekonomisi birkaç büyük devlet tekelindeydi. 1 milyar kişiyi aç bıraktılar. Silahlanma konusunda büyük bir yarış yapıldı, milletlere hakaret ettiler, dünyada çifte standartlar uygulandı ve bu dönem bitti.

Artık dünyayı kontrol edemiyorlar. Bütün güçlü devletler zayıflıyor. Yeni dönem kültür ve ahlak dönemi. Çok doğaldır ki bu dönemde kültürel ve medeniyet temeli olan devletler gelişti. Türkiye ve İran bu devletler içinde yer alıyor.

Biz Türkiye'nin doğu ülkeleri ile ilişkilerinin gelişmesini isteriz. Bu o ülkenin batıyla ilişkisinin kesilmesi anlamına gelmiyor. Avrupa Birliği Türkiye'den üye olmasını rica etmelidir. Eğer Türkiye devleti ve milleti bu birliğe katılırsa itibarını yükseltir. Türkiye'ye onların bir imtiyaz vermeleri gerekir. Bir büyük millet tarihi ve kültürlü medeniyet bu birliğe katılıyor.

Türkiye devleti çok bariz şekilde dünya ilişkilerini çok başarılı sürdürüyor. Türkiye'nin ilerlemesi güçlenmesi herkesin yararınadır. Biz bunu iyi karşılıyor ve destek veriyoruz.

Yeni bir dünyanın oluşumunda kültürleri ve medeniyetleriyle İran ve Türkiye'nin büyük payı olabilir. Bütün dünya meselelerine getirdikleri çözüm yolları vardır. İran’la Türkiye arasındaki ilişki ve işbirliği hızla ilerleyecektir. Bunun devam etmesini ve gelişmesini istiyoruz."




SORU: Nükleer faaliyetriniz hangi noktada. Batı'nın bu meselede çekinceleri var. Çözüm noktasında size sunulanlar ve sizin pozisyonuz nedir?

Ahmedinejad: İran'ın nükleer meselesi baştan bu yana huklusal bir konu değildi. Siyasi bir konu haline getirildi. İran kendi bilgisi ve bilimadamlarıyla uranyum zenginleştirmesini elde etti. Uluslararası Atam Enerjisi Ajansı'nın kanunlarına göre bütün ülkeler bunu yapabilir. Biz de bunu yaptık.

Ancak olayı siyasi medeleye çevirerek 30 senedir çeşitli sebeplerle düşmanlık yürüttüler. Bizim kanuni bir hakkımız var. Her ülkeniin bu enerjiden faydalanma hakkı vardır. Biz de bunu yaptık. Bize baskılar yaptılar, amborgolar uyguladılar; en ağırlarını uyguladılar. Askeri saldırı tehdidinde bulundular. En geniş savaş psikolojisini uygalayıp, savaş propagandası yaptılar. İran devleti ve halkı dik durdu. Kendi hakkını savundu. Onların bu yöntemleri netice vermedi.

Artık sistemler değişmelidir. Biz başlangaıçtan bu yana tarafları hukuki zemine, mantığa, diyaloğa, işbirliğine davet ettik. Bizim açımızdan iRan İslam Vumhuriyeti'nin nükleer meselesi bitmiş saylır. Bütün sorularına cevap verdik. Ajansın kararları çerçevesinde tüm soruları yanıtladık. Ajans doğru olduğunu da teyit etti.

Bu öyle bir dönem ki, debletler milletlere baskı yerine, işbirliğini seçmelidir. Biz de her zaman işbirliğine hazır olduğumuzu söyledik ve önerilerde bulunduk. Bir pakat sunduk ve orada en önemli uluslararası konulardan bahsettik.

Dünya ekonomisi, emniyeti, uluslararası ilişkiler, dünyanın silahtan arınma meselelerine değindik. Bu konularla ilgili konuşamaya ve işbirliğibne hazırız.

İran'ın nükleer meselesi, müzakere edilecek bir şey değildir. Sadece ajansın çizdiği çerçevede konuşuruz. Son olarak biz ilaç için ihtiyacımız olan uranyumu satın almak istiyoruz dedik. Ajans da bazı ülkeler satmaya hazır dedi. Biz de bunun için konuşuyoruz.

Üretim hattımızı biraz değiştirmemiz gerekir ve zaman alır; tercihimiz satın almak. Bu yüzden İran'ın nükleer meselesini ajanstan başka hiç kimseyle konuşmuyoruz. Fakat uluslararası işbirliğiyle ilgili birkaç önerimiz var tabi ki.

SORU: Bu öneriler konusunda küçük ipuçları verebilir misiniz? Batı nükleer silah konusunda sürekli bir şüphe içinde. Bunu nasıl değerlendiriyosunuz? Kendinizi mi anlatamıyorsunuz yoksa onlar mı sizi başka gözle görüyor?

Ahmedinejad: Dünya milletleri bizi iyi anlıyor. Propogandalar yaptılar. Milletler İran'la beraberdir. Dünya devletlerinin çoğu bize müspet oy verdi. Muhalif birkaç batı devletini biz dünyanın hepsiyle eşdeğer saymıyoruz. Bunlar da bu fikre vardılar ki fikilerini değiştirdiler.

Bunlar atom bombasından korkmuyorlar. Bunları depoladılar. 4. ve 5. nesil bombaları var ve onlar bombadan korkmuyorlar. Onlar Türkiye'nin ve diğer ülkelerin teknik gelişmelerinden korkuyorlar. Dünya iki kat olsun istiyorlar. Bir katta güçlüler ve diğer katta geriye kalan bütün devletler. Her zaman onlara muhtaç olsunlar. Biz ilerledikçe onların kontrolünden çıkyıoruz. Çaresizler ve işbirliğinden başka yolları yok.

İran uranyum zenginleştirmesi yapabalir ve bu barışçıl amaçlı olacaktır. Ajans da bunu teyit etti. Biz atom bombasına karşıyız; insana karşı olduğu için. Zaten artık kimse atom bombasınıkullanmıyor. Siyonist rejimin atom bombası var ve hamileri buna hiç itiraz etmiyor; kontrol etmiyor. Sorun budur, siyanist rejimin atom bombaları Gazze savaşında onları sonuca ulaştırabilildi mi? NATO ve ABD'nin atom bombaları Afganistan'da işe yaradı mı? Neye yarar atom bombası. Dertten başka bir işe yaramıyor ve halkın parasını boşuna harcıyorlar.

Atom bombası devletlerin geri kaldığı döneme ait bir şey. Devletler ve milletler uyandı; artık kültür ve fikir dönemidir. Mantık ve kültürle ulaşan devletler ileri gidecektir. Dünyada her kim ki zorbalıkla konuşmak isterse gerdie demektir.

SORU: Türkiye ile İran her dönemden çok daha fazla yakın ilişki içinde. Sayın Erdoğan'ın ziyaretinden sonra da tüm dikkatler bu konuya çevrildi. Yeni bir oluşum mu varve sizce batı niye tedirgin oluyor? Ayrıca, Erdoğan aralık ayı başında ABD'ye gidiyor. Obama'ya onun vasıtasıyla bir mesajınız oldu mu?

Ahmedinejad: Dikkat edin ve göreceksiniz ki dünya şartları değişmiş durumda. Bütün devletler bunu açıkça dile getiriyor.Görünen o ki tarihi bir dönem sona eriyor ve yeni bir dönem başlıyor. Bu biten dönem, birkaç devletin tüm dünyaya egemen olduğu dönemdi. O devletkler ki, maddi bakışla bütün dünyaya egemen olma gayesindeydiler. Dünya ekonomisi birkaç büyük devlet tekelindeydi. Milletlerin kültürel yapıları hücuma uğradı.

Bunun önünde duracak her unsuru ortadan kaldırmaya çalıştılar. Bu dönemni neticesi onlarca büyük savaş yaşandı. Dünyada 1 milyar aç insanın ortaya çıkmasına neden oldular. Zengin ülkeler ve diğerleri arasında derin ayrılıklar oluştu. Politikada ve uluslararası ilişkilerde yalan, aldatma ve ihanet yerleşti. Silahlanmak konusunda yarışa girişildi. Milletlere hakaret ettiler. Dünyada çifte standartlar uygulandı. Artık bu dönem yenildi ve sona erdi. Ekonomik, teorik ve sistem olarak yenildiler.

Dünyayı kontrol edemiyorlar, emniyetini sağlayamıyorlar. Bütün güçlü devletler zayıflıyor. Kimse dünyayı istila etme gücüne sahip değil. Artık yeni şartlar ve ortam var. İnsaniyet, kültür ve ahlak dönemi başlıyor. Çok doğaldır ki, kültürler ve medeniyet kökleri olan devletler, bu dönemde büyüyüp gelişecek. İran ve Türkiye bu devletler içinde.

Çok açık ki, İran ve Türkiye milletleri, inasanlığa açık ve aydın mesejlar veriyor. İki ülkenin de dünya ile ilişkileri genişliyor. Türkiye'nin doğu ülkekeleri ile ilişkilerini geliştirmesini isteriz. Bu, Türkiye'nin batı ile ilişkisini kesmesi anlamı taşımaz.

Bugün şartlar öyle bir durumda ki, tüm devletler serbestçe ilişki kurabilirler. AB, Türkiye'den rica etmelidir ki aralarına katılsın.

Muhakkakki Türk devleti ve milleti AB'ye katılırsa birliğin itibarı yükselir. O halde onlar Türkiye'den rica etmeli ve imtiyaz vermeli. Çünkü bir büyük bir devlet, tarihi olan ve kültürlü bir medeniyet oraya katılıyor. Biz görüyoruz ki Türk devleti başarılı şelkilde dünya ile ilişkilerini sürdürüyor. Türkiye'nin ilerlemesi, güçlenmesi herkesin faydasınadır. Biz buna yardım ediyor ve beraber hareket ediyoruz. Biz inancımız, Türkiye halkının da aynı şeyleri bizim için düşündüğüdür. Birkaç kutuplu dünya düzeni sona ermiştir.

Bu şartlara yeni bir dünyanın oluşumunda İran ve Türkiye'nin büyük payları olabilir. Her ikisinin de dünya için sözleri, sorunlar için çözüm yolları vardır. İki ülke arasındaki ilişki ve işbirliği hızla ilerleyecektir. Biz bu durumun devam etmesini ve gelişmesini istiyoruz.

İran ve Türkiye ve birkaç devlet, birbirlerinin yardımı ile kendi kendini idare edecek güçtedir. Diğer milletlere de yardım edebilirler. Örnek olarak Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Mısır, Nijerya, Endonezya, Malezya 900 milyon nüfusları ve büyük ekonomileri var. İlim ve teknoloji sahibiler. Bu ülkeler birlikte olsalar, büyük bir ekonomik pazar kurup başarılar elde ediliri.

Bunlar birbirinin teknik, ilim ve ekonomi ihtiyaçlarını karşılayabilirler. Bu bütün herkes için bir fırsattır. Türkiye ve İran devleti ile diğer ülkelerde bu kapasite var. Yıllarca batı ülkeleri bunu propaganda yaptılar, yaşam refahı hep onların uydusu olmakla sağlanır dendi. Halbuki saadet ve ilerlemenin bir çok yolu var. Karar verdiği anda her millet güçlüdür. Kim kendi ayakları üstünde durmak isterse güçlü olur. Biz düşünüyor ki, kendi geleceğini kendi tayin etmek Türkiye devletinin hakkıdır. Biz Türkiye ile derin ilişkiler ve işbirliğini iyi karşılıyoruz.

Siyonist rejim bizce meşru ve kanuni olmayan bir rejimdir. O rejimi bölgedeki milletlere zorbalık yapsın diye bazı desteklerle oluşturmuşlar. Muhakkak ki miletlerin ilerlemesinden memnun değiller. Onlar milletlerin istikrar ve güçlenmesinden memnun değiller. İran ve Türkiye'nin ilerlemesini istemiyorlar, rahatsız oluyorlar. Onlar istiyorlar ki, bütün ülkelerin içişlerine müdahale etsinler ve herkes sussun.

Muhakkak ki güçlü millet ve devletler bu durumu kabul etmezler. Onlar Gazze’deki öldürmelerine itirazı bile kabul etmiyorlar. Bırakalım sinirlensinler ve sinirden ölsünler; önemli değil. Onların dönemi bitti. Silahla, meşru olmayan bir devletin dönemi bitmiştir. Biz o rejimin taraftarlarına da söyleriz; kendilerine birini seçsinler. Onlar bilmedirler ki, siyonist rejimi himayeye devam ederlerse, kendi milletleri ve bölge milletleri ile durumları iyi olamaz.

Bölgedeki milletlerin bu rejimle barış yapması mümkün değildir. Türkiye halkı da bu gerçeği bugün yüksek sesle bağırıyor. Bölgedeki bütün milletler bunu bağırıyor. Bence batı devletlerinin düşünme zamanıdır. 60 sene himaye ettiler ve sonucu bu oldu. Biz ümit ediyor ki artık milletlerin tarafını tutsunlar, hak tarafını tutsunlar, adalet tarafını tutsunlar. Burada bir yapı kurmuşlar. Bunu toplasınlar ve bütün bölge milletlerini kurtarsınlar. Nasıl inşa ettilerse aynı şekilde toplasınlar. Biz yolunu da söyledik; bir serbest oylama yapılsın, Filistin halkı seçsin ve onlar ne seçerse herkes saygı gösterir, problem çözülür. Ne silaha ne kavgaya ihtiyaç yok. Filistin halkının hakkına saygı göstersinler.

SORU: Başkan Obama’nın politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ahmedinejad: Dünya artık farklı bir dönemin içinde. Biz değişime muhtacız ve düşünüyor ki Amerika halkı da diğer milletler gibi bu zarureti hissetmiş durumda. Bu yüzden değişim sloganı Amerika’da oy getirdi.

Obama’ya gönderdiğim mesajda, değişikliğin hangi alanlarda olması gerektiğini dikkat çektim. İnsanları birinci ve ikinci sınıf diye ayırmamamız gerekir. Bütün insanlar ve milletler saygıdeğerdirler. Bunun tersi bir bakış açısı değişmelidir.

BM Güvenlik Konseyi'nin kendisi adaletsizldir. Neden 5 ülke daimi üye ve veto hakkına sahip olsun. Bu hangi hukuksal mantığa uyar; bu değişmelidir ve değişmedikçe dünya ıslaha uğramaz. Bütün milletler güvenlik konseyinde anlaşma ile dertlerini çözmelidir. Biz gördük ki, İran'ın nükleer enerji konusunda konseyi tehdit unsuru olarak kullandılar.

Dünyanın ekonomi temelleri değişmelidir. Dünya Bankası, IMF değişmelidir. Bunlar senelerce kapitalist ekonominin hizmetindeydiler ve birkaç devletin yararına çalıştılar.

BM’nin araç gereçleri değişmelidir. Uluslararası ilişkiler değişmelidir. Bir devlet, dünyada kendisini reis olarak görürse bu eski dönem olur; bunlar değişmelidirler. Biz bekliyoruz ki Amerika ve NATO’nun programları Afganistan’da değişime uğrasın. Bu politikalar yanlıştır, problemi büyütmüş ve daha karışık hale getirmiştir. NATO’nun Afganistan bulunmasının faydası nedir? Her gün ölümler var. Pakistan’a da benzer durum ve o halde sistem yanlıştır. Çünkü gayeleri halkları istila etmektir.

Bunların hiç birisi değişti mi? Zor bir iştir biliyoruz ama bir yerden başlanması gerekir, zaman hızla geçiyor. Biz değişim sloganını kabul ettik ve yardım edebiliriz dedik. Hiçbir değişiklik olmadı demiyorum ama şimdi Guantonamo hapishanesi hala ortada. Biz nasıl ümitli olalım. Ümitli olmak istiyoruz fakat görüntü bunun tersi.

Sayın Obama karar vermelidir. Ya milletlerin tarafında gelmeli ya da siyonistlerin yanında olmalı. Amerika’da bir grup siyonist var, ekonomi ve medyaya hakimler. Sayın Obama seçim yapmalı. Her ikisini birden elde edemezsin. Milletlerin semtine gelmek isterse onlara hayır demesi gerekir. Bu kararlar zor ve büyük kararlar fakat büyük kararlar her zaman tarihi değiştirmiştir.

Biz köklü değişikliğe hazır olduğumuzu ilan ettik. Bunun için büyük değişiklikler milletlerin menfaati doğrultusunda olsun. Milletler arasındaki ilişkiler kardeşlik, dostluk ve adalet üstüne kurulsun. Zulüm, düşmanlık, savaş ve tecavüz ortadan kaldırılsın. İşgal etme ortadan kaldırılsın. Milletlere ambargo uygulamak sona ersin. Herkes dost olmalı ve birbirimizi sevmeliyiz. Biz dünyanın adalete ve barışa yönelmesine hazır olduğumuzu ilan ediyoruz. Herkes bu yönde bir çaba göstermek isterse biz de yardım ederiz.