Karaman, 2010 yılında AİHM'ye başvurarak, Alman mahkemelerinin Deniz Feneri davasıyla ilgili gerekçeli kararında, yargılanan kişi olmamasına rağmen, dolandırıcılıkla suçlanan davalı kuruluş (Deniz Feneri) içinde lider rolü üstleniyor gibi gösterilmiş olmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanmayla ilgili maddesine aykırı olduğunu savunmuştu.

Karaman, karardaki ifadelerin "dolandırıcılık yapmış bir suç örgütünün elebaşı" olarak algılanmasına neden olduğunu savunmuştu.

Ancak AİHM, Alman mahkemelerinin kararını masumiyet karinesi ilkesine aykırı bulmadı ve Almanya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanmayla ilgili maddesiyle uyumlu hareket ettiği sonucuna vardı. Karar 2'ye karşı 5 oyla alındı.

AİHM'nin gerekçeli kararında, Alman mahkemelerinin kararında Zekeriya Karaman'ın adının da kullanılmasının "Deniz Feneri davasının Türkiye bağlantılarını göstermek açısından kaçınılmaz" olduğu vurgulandı. Alman mahkemelerinin kararının internet versiyonunda şahısların isimlerin sadece baş harflerinin kullandılığı, kararda Zekeriya Karaman'dan "hakkında ayrıca soruşturma açılmış kişi" olarak söz edildiği belirtildi.

Bu gözlemlerden yola çıkan AİHM, Alman mahkemelerinin kararında Karaman için suçlu izlenimi yaratacak ifadeler kullanılmadığı, bu nedenle masumiyet karinesi ilkesinin çiğnenmediği ve Almanya'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma maddesiyle uyumlu davrandığına hükmetti.

Hakkında Almanya'da Deniz Feneri bağlantılı ayrı bir soruşturma açılmış olan Zekeriya Karaman'ın bugün açıklanan AİHM kararına karşı olası bir itiraz için üç aylık süresi bulunuyor.

Almanya'daki Deniz Feneri davası 2008 yılında sonuçlanmış, Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi, yargılanan üç sanığı 1 yıl ile 5 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkum edilmişlerdi. Yapılan soruşturmada derneğin Almanya'da insani yardım amacıyla 41 milyon Euro bağış topladığı, bu miktarın 17 milyon Euro'luk bölümünün Türkiye'ye gönderildiği, Türkiye'ye gönderilen paranın 8 milyon Euro'luk bölümünün Türkiye'deki deniz Feneri Derneği'ne verildiği, geri kalanının akıbetinin ise tesbit edilemediği belirtilmişti.