Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda, Kadının Statüsü Komisyonu 62. Oturumu kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın koordinasyonu ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Kadın Danışma Konseyinin katkılarıyla düzenlenen "Kadınlar, Göç ve Mülteci Krizi" başlıklı yan etkinlikte konuştu.

İİT bünyesinde kadınların güçlendirilmesi konusunda 2016 yılında Türkiye'de önemli adımlar atıldığını dile getiren Kaya, Müslüman toplumların gelişmesinde kadınların rolü, güçlendirilmesi ve fırsat eşitliği gibi konuları görüşmek için bakanlar düzeyinde toplantılar düzenlendiğini ve kararlar alındığını hatırlattı.

Türkiye'nin İİT dönem başkanlığı sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla kurulan İİT Kadın Danışma Konseyinin tüm dünyadaki Müslüman kadınlar için yeni ve önemli bir platform haline geldiğini ifade ederek konseyin çalışmalarını anlatan Kaya, İİT Kadın Danışma Konseyi Başkanı Esra Albayrak'ın katkılarıyla da konseyin önemli ve hızlı bir ivme kazandığını söyledi.

Çatışmalar nedeniyle yerinden edilen kadınların yaşadığı sıkıntılara karşı dünya çapında duyarlılık oluşturmak, onların acılarını dindirmek ve bu acıların bir daha yaşanmamasını sağlamak için toplandıkları vurgulayan Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Göç hareketlerinin en üst düzeyde olduğu, yerinden edilmelerin ise daha önce görülmemiş bir noktaya ulaştığı bir çağda yaşıyoruz. Dünya genelinde 65,6 milyon insan evlerini terk etmeye zorlanmıştır. Bunların yaklaşık 22,5 milyonu mülteciler olup, yarısından çoğu 18 yaşın altında ve bunlar çocuk. Çatışma ve zulüm sonucu her dakika neredeyse 20 kişinin evinden edildiği bir dünyada, iş birliği ve koordineli çalışma her zamankinden daha önemlidir. Türkiye 2017 yılı sonu itibarıyla dördüncü kez dünyanın en çok mülteci ağırlayan ülkesi oldu. 3,7 milyondan fazla mülteci içerisinde Suriyelilerin yanı sıra Afganlar, Iraklılar, İranlılar, Somalililer ile çatışma ve savaşlardan kaçan diğer ülke vatandaşları bulunmaktadır. En önemlisi, mültecilerin yaklaşık yüzde 71'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor."

TÜRKİYE'NİN MÜLTECİLERE YÖNELİK "AÇIK KAPI" POLİTİKASI 

Kadınların sığınma taleplerinin yeni bir durum olmadığına ve hatta endişe verici seyirle artış gösterdiğine dikkati çeken Kaya, "Birçok kadın depresyon, kaygı, uykusuzluk, sinir hastalıkları ve stres bozuklukları yaşıyor. Tek başlarına veya çocuklarıyla göç eden kadınlar, hamile kadınlar, ergen kızlar ve yaşlı kadınlar özellikle risk altında." diye konuştu.

Türkiye'nin, dünya genelinde tüm insani krizlere karşı hep duyarlı olduğunu ve uluslararası taahhütlerine bağlı kaldığını anlatan Kaya, ülkelerindeki "türbülanstan" olumsuz etkilenen mültecilere "açık kapı" politikası uyguladığını vurguladı.

Ayrıca Türkiye'nin, göç edenlerin insan onuruna yakışır bir hayat sürmelerini mümkün kılacak çok yönlü hizmetler sunduğunu belirten Bakan Kaya, silahlı çatışmalardan en çok etkilenenlerin çoğunlukla kadın ve çocuklar olduğu hassasiyetlerini de dikkate alarak söz konusu hizmetleri gerçekleştirdiğini aktardı.

Ülkelerindeki çatışmalardan kaçarak Türkiye'ye sığınan Suriyeliler için sağlık hizmetlerinin ayrı bir önemi olduğunu ve geçici koruma altındaki Suriyeli kadınların sağlık hizmetlerine Türk vatandaşlarıyla eşit şartlarda erişim sağlayabildiğini söyleyen Kaya, psikososyal destek hizmetleri vermek için özel birimler kurulduğunu anımsattı.

Kadına karşı şiddeti önlemek, psikososyal destek ve diğer sağlık hizmetlerini sağlamak, çocuklarının okula devamlılığını kesintiye uğratmamak için çeşitli programlar yürüttüklerini ifade eden Kaya, kadınlara savaşın neden olduğu psikolojik yükle başa çıkabilmeleri için profesyonel destek verildiğini, şehit eşleri ve yakınlarını kaybedenler için özel rehabilitasyon çalışmaları yapıldığını belirtti.

Bakan Kaya, şunları söyledi: 

"Sadece 2017'de, Türk vatandaşı olmayan ve aile içi şiddet riski altında bulunan bin 300 kadın, beraberindeki bin 300 çocuk, kadın konukevi hizmetlerimizden faydalandı. Özellikle şiddetle mücadele ve diğer insan hakları ihlalleri konusunda farkındalık artırma çalışmalarına da son derece önem veriyoruz. Türkiye'de yaşayan Suriyeliler için Arapça ve Türkçe olmak üzere 'kadına karşı şiddet, evlilik yaşı ve resmi evlilikler' ve aynı zamanda 'kadın hakları' konularında broşürler hazırladık. Kadınlara bu konuda bilinç ve dayanışma oluşturarak duygusal yönden güçlenmeleri için çeşitli seminerler düzenledik. Bakanlığımız koordinasyonunda, AFAD, UNICEF, BM Nüfus Fonu, BM Mülteci Örgütü ve Uluslararası Göç Örgütünün katılımıyla Suriyeli savaş mağdurlarına yönelik bir 'Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Çalışma Grubu' oluşturuldu."

BANGLADEŞ'E "ARAKAN" TEŞEKKÜRÜ

Ülke olarak sadece Türkiye'dekiler değil, aynı zamanda dünyanın her yerindeki mülteciler için çaba sarf ettiklerini anlatan Kaya, Bangladeş'teki Rohingya kamplarını iki kez ziyaret ettiklerini ve bu coğrafyadaki kadınların uğradığı korkunç zulmü dinleme imkanı bulduklarını hatırlattı.

Arakanlı mültecilere ev sahipliği yapan Bangladeş'e teşekkür eden Kaya, Türkiye'nin ilk yabancı ülke olarak, 500 binin üzerinde Arakanlı Müslümana yiyecek ve diğer yardımlarda bulunduğunu kaydetti.

MÜLTECİ KADINLAR İÇİN GÜÇLENDİRME MERKEZİ KURULACAK

Dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ilk beş ülkenin İİT üyeleri arasında yer aldığı vurgusunu yapan Kaya, bu ülkelerin mültecilerin ihtiyaçlarını büyük oranda karşıladığını ancak krizlerin büyüklüğü, özellikle kadınlar ile kız çocuklarına sunulacak hizmetlerin çeşitliliği nedeniyle diğer ülkeler ve yabancı kuruluşların da katkılarıyla daha fazla kaynak ve hizmete ihtiyaç duyulduğuna dikkati çekti.

İİT Kadın Danışma Konseyinin öneri ve katkılarıyla özellikle mülteci kadınlar için tasarlanan bir güçlendirme merkezi kurulacağını açıklayan Kaya, "Uluslararası topluma dünyanın çeşitli bölgelerindeki savaşlara ve bu savaşların sonuçlarına duyarlı olması çağrısı yapıyorum. Uygulanabilir politikalar üretmek ve bunları uygulamak hepimizin sorumluluğu" değerlendirmesinde bulundu.