Almanya zaman zaman denese de, tarihin izlerini henüz silemediği için Ortadoğu’da aktif bir rol oynamayı beceremiyor. Yahudiler’e karşi hassasiyeti yüzünden tarafsızlığına şüpheyle bakılan Almanya Irak ve Ortadoğu politikasında 2008 yılına kadar AB ve ABD’nin stratejilerini benimsemekle yetindi. Fransa ile birlikte Irak savaşina karşi tavır koyması, bölgeye asker ve resmi görevli göndermeye yanaşmaması nedeniyle AB’nde yarattığı bölünme ve ABD ile ilişkilerin gerilmesi de Irak’da ön plana çikmasini engelledi.

Oysa Almanya 2003 yılından bu yana Irak’ın yeniden yapılanmasına katkıda bulunuyor. Paris Klubü çerçevesinde Irak’ın borçlarının Beş Milyara yakın bölümünü silen Almanya, Irak’lı mültecilerin bir kısmını ülkesine kabul etmekle kalmadı maddi yardımda da bulundu. Alman vakıfları Irak’da sivil toplum örgütleri için seminerler düzenliyor, seçim gözlemciliği yapıyor ve Iraklı siyasetçilere danışmanlık hizmeti sunuyor.

Irak polisine Abu Dabi de eğitim veren Almanya, Irak askerlerinin yönetici kadrosunu da Hamburg da yetiştiriyor. Almanya ayrıca Şarm El-Şeyh’ de oluşturulan Komşuluk Projesi’ni de diplomatik olarak destekliyor. Bütün bu girişimler 2008 yılına kadar sembolik olmaktan öteye geçemiyordu.

ALMANYA IRAK’DA İKİ YILDIR AKTİF
2008 yılında Almanya Irak’a verdiklerinin karşilığını almaya, çıkarlarını daha açık gözetmeye ve daha aktif bir politika gütmeye karar verdi. Bunda ABD’de Bush döneminin sona ermesi ve Irak’da güvenliğin nisbi olarak sağlanmış olması önemli bir rol oynuyor. 2008’de 21 yıl sonra ilk kez Alman Irak Ekonomi Komisyonu bir araya geldi.

Dönemin Ekonomi Bakanı Michael Glos resmi bir ziyarette bulundu ve Irak ile ticari ilişkilerin ivme kazanması için ilk adımı attı. Aynı yıl işadamlarından oluşan bir delegasyon da Kuzey Irak’a gitti. 2009 yılı başinda eski Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier de Irak’da temaslarda bulundu ve Erbil’de Alman konsolosluğu açıldı. Almanya bu girişimlerin meyvelerini bu yıl almaya başladı. 2010‘un ilk dokuz ayında Almanya'nin Irak'a yaptigi ihracatin toplam bedeli 691 milyon Euroyu aştı. İhracat kalemleri arasında makine ve motorlu taşitlar öne çikarken, geçen yıla kıyasla ihracatta yüzde 73'lük bir artış kaydedildiğini görüyoruz.

IRAK KADAR TÜRKİYE DE VAZGEÇİLMEZ
Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’nin Irak Sanayi Bakani Fevzi Hariri ile imza attığı ikili anlasma ticari ilişkilerin hızını daha da arttıracaktır. Anlaşma, Alman yatırımcıların Irak‘daki güvenliğinin sağlanmasını yasallaştırıyor ve onlara yeni haklar taniyor. Zira istikrara kavuşmuş bir Irak Almanya için hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemli. Irak‘da sağlanan barış ve güven ortamı, uluslararası terörün azalmasıyla birlikte dünyadaki mülteci sorununun bir kısmının çözülmesi anlamına geliyor.

İstikrarlı bir Irak Almanya‘nın enerji ihtiyacının güvence altına alınmasına da katkıda bulunuyor. Irak’ın dünyadaki petrol rezervinin yüzde 9, doğal gaz rezervinin de yüzde 2 sine sahip olduğunu ve araştırıldığında yeni kaynaklar bulunabileceğini unutmamak gerek. Irak planlandığı gibi alt yapı yatırımları sayesinde yıllık petrol üretimini iki katına çikarirsa uzun vadede fiyatlar üzerinde de belirleyici olacaktır. Almanya AB gibi henüz somut bir enerji politikası belirlemedi ama Rusya’ya olan bağımlılığından kurtulmak için Nabucco doğal gaz hattına her gün daha fazla ihtiyaç duyuyor. Irak Nabucco projesinde kilit ülkelerden biri. 2011 yılının ilk yarısında inşaata başlanması ve doğal gaz nakil sözleşmelerinin imzalanması planlanıyor.

Almanya’nın Irak’da açacağı yeni sayfa pekala hem ticari hem de siyasi ilişkileri açısından Ortadoğu'da aktif bir politika gütmesi anlamına gelebilir. Almanya Irak'dan olduğu gibi, ilişkilerini koparmaktan imtina ettiği İran’dan da doğal gaz ithal etmeye çok soğuk bakmıyor. Merkel hükümeti Euro konusunda gösterdiği bağımsız tavrını Ortadoğu politikasında da göstereceğe benziyor. Bu Türkiye’yi Euro’dan çok daha fazla ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye Almanya'nın başta Irak olmak üzere Ortadoğu'da hem rakibi hem de müttefiki olabilir.