Avrupa Parlamentosu (AP) son yılların en eleştirel Türkiye raporunu oylamaya hazırlanıyor. AP tarafından 8 Mart Salı Strasbourg’daki genel kurul toplantılarında tartışıldıktan sonra Çarşamba günü oylamaya sunulacak olan karar tasarısı şeklindeki raporda, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüklerinin “endişe verici biçimde kötüye gittiği” vurgulanıyor. AP, 2002 yılından bu yana Türkiye’deki ifade ve basın özgürlüğü konusunda bu denli sert ifadeler içeren bir karar metni hazırlamamıştı.

Türk medyasında basın özgürlüğü, sansür ve otosansürden duyulan endişenin açık bir dille yansıtıldığı raporda, basının bağımsızlığının demokratik toplumun “olmazsa olmazı” olduğunun altını çizilip, basın özgürlüğü ilkelerine saygı duyulması çağrısında bulunuluyor. Yeni Radyo/TV yasasını “ticari” perspektiften olumlu bulan AP, buna karşılık, yasanın mahkeme veya yargıç izni olmaksızın “ulusal güvenlik” adına bazı yayınların durdurulmasına imkan tanımasını “kaygı verici” olarak tanımlıyor.

İnsan hakları ihlalleriyle ilgili kanıtları ortaya döken gazetecilere yönelik cezai soruşturmaların kaygı verici olduğuna vurgu yapılan taslak kararda, “Düşüncelerin cezalandırılması Türkiye’de insan haklarının korunmasının önündeki en temel engellerden birini oluşturmaktadır” ifadeleri kullanılıyor.

'İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE İLGİLİ YASALAR GÜNCELLENSİN'
Ceza Kanunun 301, 318 ve 220’inci maddeleri ile Terörle Mücade Kanunu’nun 7/2 maddesinin ifade özgürlüğü önünde engel oluşturduğunun belirtildiği raporda, bazı internet sitelerine yönelik yasaklar da kınanıyor ve ifade özgürlüğüyle ilgili yasal çerçevenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihadıyla uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

'ADİL YARGILAMA KOŞULLARI YOK'
Türkiye’de makul sürede adil yargılama koşullarının bulunmadığına dikkat çeken AP, “Ergenekon” ve “Balyoz” davaları kapsamındaki aşırı tutukluluk sürelerinden duyduğu “kaygıyı” dile getirip, tüm zanlılar için “gerçek yargı güvencesi” istiyor.

TUTUKLULUK SÜRELERİNE ELEŞTİRİ
Yargıtay’ın anayasal düzene karşı işlenmiş suçlarda geçici tutukluluk süresini 10 yıla kadar çıkaran hükmünü de eleştiren AP, TBMM’ye bu alanda Türk yasal mevzuatını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmayla ilgili maddesiyle uyumlu hale getirmesi çağrısında bulunuyor. AP, AİHM’nin 14 Eylül 2010 tarihli Hrant Dink kararına rağmen, “Dink’in gerçek katilleri ortaya çıkmasın diye Türk devleti içindeki unsurların yarattığı yapay engellerden duyduğu endişeyi” de kararına yansıttı.

POLİS ŞİDDETİ DE RAPORDA
Türkiye’de gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine saygı duyulmadığı not edilen taslak kararda, polisin geçen Aralık ayında Ankara’da üniversite öğrencilerinin gösterilerini aşırı güç kullanarak bastırması kınanıyor.

Türkiye’nin şu anda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dönem başkanı olduğunun hatırlatıldığı taslakta, Ankara’nın bu dönemi fırsat bilip Avrupa Konseyi değerlerine olan bağlılığını göstermesi ve Avrupa Ulusal Azınlıkları Koruma Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek protokolleri imzalayıp onaylaması isteniyor.

PKK KINANIYOR AMA...
PKK terörünün kınandığı taslak kararda, Kürt sorununa barışçıl çözüm için Türk hükümetinden, demokratik açılım çerçevesinde yeniden çaba göstermesi isteniyor. Bu çabaların, Kürt dilinin siyasal, kamusal ve eğtimde kullanılması, terörle mücadele yasasının değiştirilmesi, ifade ve örgütlenmeyle ilgili hakların güvence altına alınması, yerlerinden edilmiş şahıslarla ilgilenilmesi ve Güneydoğu’daki ekonomik ve sosyal durumun iyileştirilmesi etrafından yoğunlaşması gerektiği belirtiliyor. Diyarbakır’da devam eden KCK davası ise “yasal siyasal faaliyetlerin ihlali” olarak değerlendiriliyor.

EŞCİNSEL DÜŞMANLIĞI
Türkiye’de kadın hakları ve kadın-erkek eşitiliğiyle ilgili yasal çerçevenin eskiye oranla olumlu geliştiğinin belirtildiği taslak kararda, buna karşılık, namus cinayetleri, aile içi şiddet vakaları ve zorla evlendirilmelerin artışta olduğuna işaret ediliyor. AP, Türk hükümetinden eşcinsel düşmanlığına karşı mücadele etmesini ve TSK’nın eşcinselliği “psikoseksüel hastalık” olarak nitelemesini engellemesini de istiyor.

Askerliğe alternatif olarak sivil veya sosyal bir hizmet yaratılmasının Türkiye’nin uluslar arası hukuktan kaynaklanan yükümlülüğü olduğunun hatırlatıldığı taslak kararda, üniversitelerde türban sorununun da, kadınların hür seçim hakkına saygı temelinde siyasi partiler tarafından çözümlenmesi isteniyor.

'TÜRK ASKERİ KIBRIS'TAN ÇEKİLSİN'
Kıbrıs sorunu konusunda tüm sorumluluğu bir kez daha Ankara’nın omuzlarına yükleyen AP, Türk hükümetini, “adada devam eden müzakerelere elverişli bir ortam yaratılması amacıyla Kıbrıs’tan Türk askerlerini derhal çekmeye” çağrıyor.

AB ile Türkiye’nin vize konusunda ancak iki taraf arasında imzalanan geri kabul anlaşmasının yürürlüğe girmesinin ardından müzakereye başlayabileceklerinin savunulduğu taslak kararda, bu müzakerenin de öncelikle iş adam ve kadınları ile üniversite öğrencilerini kapsaması gerektiği görüşü dile getiriliyor.

AP, geçen yılki raporunda olduğu gibi bu yıl bir kez daha Türk hükümetine, dış politikasını AB ile uyumlu yürütmesi çağrısında da bulunuyor.