Aşk ayrımcılığa direnebilir mi?

'Nefret’ dizimizin bugün son bölümünü yayınlıyoruz. İlk bölümde 'nefret çocukları'nın nasıl Avrupa çapında çocuk pornosu kurbanı olduğunu, ikinci bölümde savaş bitmiş olsa bile Bosna'da yaşayan üç halkın birbirlerinin biralarını bile içmediğini anlatmıştık. Son bölümde ise, nefret çocuklarının, insanlık var olduğundan beri en temiz duygu olan AŞK'ın kurbanı olmasını okuyacaksınız.

14.10.2011 - 14:40

Aşk ayrımcılığa direnebilir mi?

Saraybosna’da röportajlar arasında karşılaştım ülkede beni en çok etkileyen öykülerden biriyle. Geleneksel Bosna kahvesini getiren Alim’le ülkenin durumu üzerine laflarken sohbet ederken bulduk kendimizi. Ona sorduğum son soru yani Sırp veya Hırvat arkadaşlarının olup olmadığı sorusuna ise Alim, “Belki de bunu sana söylemem gerek ama benim aşık olduğum kız bir Sırp” diye cevap verdi.


Bunu, belki de istemsizce, kısık sesle söyledi. Sanki utanıyormuş gibi. Sonunda onu Sırp kız arkadaşını anlatması ve benim de ses kayıt cihazımın o esnada açık kalması için ikna ettim.

Alim, 21 yaşında, teknik liseyi bitirdikten sonra okumak yerine çalışmayı tercih etmiş. Babası bir savaş gazisi, bir kolu olmadığı ve devletin bağladığı gazi maaşı yetmediği için çalışmak zorunda olduğunu söylüyor. Kız arkadaşı Sara ile de bundan önce çalıştığı kafede tanışmışlar.

“İkimiz de ilk başta arkadaş olmaktan çekindik ama sonra birbirimizden hoşlandığımızı fark ettik. Biliyorum zor, ama bana artık savaş saçma geliyor, aynı ülke içerisinde konuşabileceğin ve konuşamayacağın insanların olması. Bir şekilde geçmişin tramvalarını aşmak zorundayız” diye anlatıyor yaşadıklarını.

İlişkileri çok da “onaylanacak türden” olmadığı için iki yıldır beraber olmalarına ve aynı şehirde yaşamalarına rağmen bazen ayda sadece iki üç kez görüşebildiklerini söylüyor. Ailesinin bu durumdan haberi olup olmadığını soruyorum. “Böyle şeyleri dile getirsen bile annenin yanıtı bir Sırp ya da Hırvat’ın benim için yeterince iyi olmadığı olur. Aynı şey Sırplar ve Hırvatlar için de geçerli. Onlar da çocuklarına Boşnakların yeterince iyi olmadığını söylerler”.

İki sevgili, beraber olduklarını çok yakın arkadaşları dışında kimseye söyleyememiş. Evlenmeyi ve bu yüzden de Bosna Hersek’i terk etmeyi düşünüyorlar. Düşünsene diyor Alim, “Değil savaş yaşamış insanlar, ilişkimizi bilen birkaç arkadaşım bile benimle görüşmeyi kesti.”

'NORMAL İNSANLAR GİBİ BİR HAYATIM OLSUN İSTERDİM'
Alim, ailesi onu “iyi aile kızları” ile tanıştırmak istediğinde bir kız ile görüştüğünü söylemiş. Ancak kız arkadaşının bir Sırp olduğunu değil, ülkenin batısında yaşayan bir Boşnak kızı olduğunu anlatmış. “Sara’da da aynı korku var mesela onun telefonunda Mladiç diye kayıtlıyım” diyor. Sara da Alim’in telefonunda “Emine” diye kayıtlı.

Alim’e Sara ile de konuşmak istediğimi söylüyorum. Yoğun ısrarlar sonucu Sara ile telefonda konuşmayı başarıyoruz. Sesi sıkıntılı: “Bizim ilişkimizin yabancı bir gazeteci için haber olması bile üzücü” diyor. “Tüm normal insanlar gibi bir hayatım olmasını isterdim.”

Gençlere gelecekte ne olacağını soruyorum. Alim, “Elimden geldiğince yürüteceğim bu ilişkiyi ama bir şeyleri saklamak zorunda kalmak gerçekten çok zor” diye açıklıyor içinde bulunduğu durumu. Ülkesinin geleceği konusunda umutsuz; “ İşsizlik çok yaygın, burada kalmak isteyenler kendilerini acımazsız bir yarışın içinde buluyorlar. Üstelik sorunlar hala çözülmedi. Sırplar Sırbistan’a, Hırvatlar Hırvatistan’a bağlanmak istiyorlar. Bu gidişle bir kaç yıl sonra yeni bir savaş kaçınılmaz.”

Sadece Alim değil, ülkede konuştuğum bir çok kişi “kaçınılmaz olarak savaşın çıkacağını” düşünüyor. Aklıma Lübnan’da konuştuğum kişiler geliyor derken Lübnan iç savaşı. Bu iki ülke arasında vatandaşlarıyla konuştukça şaşırtıcı derecede benzerlikler ortaya çıkıyor.

'SIRPLAR REFERANDUMA GİDİYOR'
Bosna Hersek’te gerginlik giderek artıyor. Ülkedeki iki entiteden Republica Srpska, bağımsızlık istiyor. Republica Srpska zaten her ne kadar dış işlerinde Bosna Hersek Federasyonu’na bağlı olsa da iç işlerine kendi mekanizmaları ile çalışıyor.

Ülke içindeki farklı bölgelerde sınır yok denilse bile, Sırp bölgelerine girdiğinizde kimlik kontrolleri ile karşılaşabiliyorsunuz. Bu hareket Sırpların “bağımsızlık” taleplerini giderek daha çok gündeme getirdiklerini hatta Bosna Hersek Federasyonu’nu bunu kabullenmeye zorladıklarının bir göstergesi.

'HIRVATLARIN İSTEĞİ OTONOMLUK'
Ülkedeki Hırvatlar ise tıpkı Republica Srpska’nın olduğu gibi kenti otonom yönetimlerine sahip olmak istiyor. Ülkede Hırvatlar, Bosna Hersek Federasyonu içinde yer alıyor. 35 yaşındaki mimar Demetrjusz Janzek bu durumu şöyle anlatıyor: “Madem ülkedeki Sırplar kendi bağımsızlık talepleri doğrultusunda istediklerini yapıyorlar, kendi otonom yönetimleri var bizim neden aynı haklara sahip olamadığımızı anlamak zor.”

Ülke içindeki etnik gruplar arasındaki anlaşmazlık zaten devam ederken Sırbistan ve Hırvatistan’ın da Bosna Hersek’in iç işlerine dahil olma çabalarıysa her şeyi daha da zorlaştırıyor.

Bosna Hersek’ten ayrılırken, savaş daha bitmemiş diye geçiriyorum içimden. Gerçekten bu ülkede bir süre zaman geçirip, insanlarıyla konuşunca Balkanların çok acı çekmiş bu küçük ülkesinin gelecekte büyük krizler beklediğini anlayabiliyorsunuz.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...