Ocak ayından itibaren AB’nin dönem başkanlığını devralacak Macaristan Parlamentosu’ndan dudakları uçurtacak bir basın yasası geçti. Bundan böyle Türkiye’deki RTÜK’ün muadili sayılabilecek Basın Yayın Üst Kurulu özel medya kuruluşlarını da denetleyebilecek. Yaz aylarında göreve başlayan Üst Kurul bugüne kadar kamuya ait Radyo ve Televizyonlar ile haber ajanslarından sorumluydu ve Kurul Başkanı ulusal sağcı Başbakan Viktor Orban tarafından dokuz yıllığına atanmıştı.

Üst Kurulun üyeleri de iktidardaki Füdesz Partisi’nin üyelerinden oluşuyor. Meclisin üçte ikisi tarafından kabul edilen yasa Basın Yayın Üst Kurulu Başkanı’na parlamentonun onayına gerek duymadan kural ve yasak koyma hakkı tanıyor. Bu kurallara uymayan radyo televizyon, internet sayfaları ve gazeteler, kendilerini iflasa sürükleyebilecek yükseklikte cezalara çarptirilabilecekler.

Yasada, her türlü yoruma açık, kamu menfaatleri, ahlâk ve teamüller gibi kavramlar da geçiyor. Halk sokağa çikarak yasayı protesto etti ama nafile yasa da Macaristan‘ın AB başkanlığıyla aynı günde yürürlüğe girecek. Tabii bu gelişmeler Macaristan‘da demokrasinin tehlikeye girdiğine yönelik endişeleri de arttırıyor. Çünkü AGİT‘na göre Macaristan‘ın yeni basın yayın yasası otoriter rejimdekilerden farkı olmayan bir medya sansürü niteliğinde.

ÇEK HÜKÜMETININ GÜVENOYU SINAVI
Çek Cumhuriyeti ise hükümeti çevre bakanlığındaki yolsuzluk skandalıyla sarsılıyor. Her ne kadar Çevre Bakanı bazı firmalara bilerek pahalı iş yaptırdığı ve fonları yanlış yönettiği iddialarını yalanlasa da istifadan kaçamadı. Muhalefetteki Sosyal Demokratlar iktidara daha altı ay önce, üstelik yolsuzlukla mücadele sözü vererek gelen merkez sağ hükümet için güven oylaması talep etti. 200 kişilik parlamentoda 118 sandalyeye sahip hükümet hükümetin küşük ortağı kararsız olduğu için güven oylaması sınavına bıçak sırtında girdi. Merkez sağ hükümetin güven oyu aldo ama uzun vadede bu skandallardan zarar göreceği kesin. Ayrıca Akdeniz’de esen sıcak protesto rüygarı Doğu’ya da etkisi altına aldı. Ücretlerinin düşük olmasını protesto için istifa eden Çek doktorların sayısı her gün artıyor. Doktorlar Sendikası bu sayının yıl sonuna kadar 4000 i bulacağını bildirdi.

SADECE DİPLOMATLAR DEĞİL SİYASETÇİLER DE AJAN
Yolsuzluk iddiaları nedeniyle AB‘nin 50 Milyon Euro‘luk fonlarını dondurduğu Bulgaristan bir skandaldan diğerine koşuyor. İki hafta önce tarım fonlarının yöneticisi, bu göreve sahte diplomayla başvurduğu için istifa etmek zorunda kaldı. Yirmi yıl sonra komunist rejimle hesaplaşmaya giren Bulgaristan‘da komunist ajan diplomatların listesinin yayınlanması uluslararası alanda bir başka skandala daha neden oldu. Bu diplomatlardan 12‘sinin AB‘ne üye ülkelerde görev yapıyor olması tepkileri arttırdı. Başbakan Boyko Borisov, ajan büyükelçilerin tümünün geri çekilecegini açıkladı ama sorun bununla çözülmüyor. Zira çok sayıda siyasetçinin ve basın mensubunun da geçmişi temiz değil. Ayrıca Bulgaristan Gizli Servisi‘nin hala insan ve uyuşturucu ticareti gibi organize suçları kontrol ettiği biliniyor. Bulgaristan‘da iktidarda olan merkez sağ hükümetini şimdi organize suçlar ve yolsuzlukla mücadele konusunda önemli ve zorlu bir sınav bekliyor. Aksi taktirde Bulgaristan da Romanya gibi Schengen Anlaşması‘na imza atmayı daha çok bekler.

BELARUS SAĞ GÖSTERİP SOL VURDU
Avrupa’nın nihayet kucak açmaya karar verdiği üvey çocuklarindan Belarus’da da durum kritik. 16 yıllık iktidarını pazar günkü seçimlerden sonra da kimseye kaptırmayan Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko, seçimlere hile karıştırıldığı gerekçesiyle sokağa dökülen 20 bin muhaliften 600’ünü hapse attırdı. Devlet başkanlığına aday olan dokuz siyasetçiden yedisi tutuklananlar arasında. Bunlardan Vladimir Neklyavey, bayılana kadar dövüldü, ardından bulunduğu hastaneden çarsaflara sarılı bir şekilde kaçırıldı ve şu an nerede olduğu bilinmiyor. Belarus için bu tablo hiç de şaşirtıcı değil. 1994 yılında iktidara gelen Aleksandır Lukaşenko, ilk iş olarak Anayasa da devlet başkanlığı adaylığını sınırlayan maddeyi kaldırdı. Çikardigi yasalarla, parlamentoyu lavetme, savcıları, Yüksek Mahkeme ve Anayasa Mahkemesi başkanlarını belirleme hakkını eline alan Lukaşenko muhaliflere ve medyaya baskı yapmaktan hiç çekinmedi. Belarus Avrupa da tek idam cezası olan ülke. Uluslararası Af Örgütü bağımsızlık ilanından bu yana 400 kişinin idam edildiğini iddia ediyor. 2006’dan beri Belarus’a karşi yaptırımlar uygulayan AB, tam da Rusya ile arasında soüuk rüzgarlar esmeye başlayan ülkenin batıya açılacağına inanmışken bu olanlardan dolayı şaşkınlık içinde. AB altı ay önce diplomatik yaptırımları askıya almış, 15 yıl sonra ilk kez bir Almanya Dışişleri Bakanı Minsk’e Polonyalı meslektaşi ile resmi ziyarette bulunmuş ve bakanlar seçimler adil olduğu taktirde 50 Milyon Euro’luk mali yardım sözü vermişti. Batı’da Avrupa’nın son diktatörü olarak anılan Lukaşenko’ya bağımsızlık meydanındaki renkli protestolar, 2004 yılı Ukrayna’sını ve turuncu devrimi hatırlatmış olmalı ki, yüzünü yeniden Rusya’ya dönmekten çekinmedi. Rusya Devletbaşkanı Dimitriy Medvedev iktidara kim gelirse gelsin Belarus en yakın dostumuzdur diyerek Lukaşenko’ya arka çikarken, ABD seçim sonuçlarını tanımayacağını açıkladı. Muhalifler ve protestoculara karşi tavrından dolayı Belarus’u kınayan AB, seçim sonuçları hakkında tavrını belirlemek için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT’in raporunu bekliyor. Ancak kesin olan AB’nin Belarus’a araladığı kapıyı bir süre daha kapalı tutacağı.

UKRAYNA’DA TURUNCU HAYAL KIRIKLIĞI
Aslında Ukrayna hem Belarus hem de AB için iyi bir örnek. Ukrayna’da 2004 de bütün dünyayı imrendiren bağımsızlık girişimi maalesef başarısızlığa uğradı. Turuncu devrimin kahramanları hakkında peşpeşe açılan davalar bugün halkı yeniden korkuya sürüklüyor. Eski Ukrayna Başbakanı Yulia Timoşenko da, savcılık tarafından, başbakanlığı sırasında 280 milyon doları usulsüz harcamakla suçlandı. Timoşenko‚nun, Kyoto Sözleşmesi gereği Ukrayna'nın sahip olduğu kotanın satılmasından elde edilen geliri usulsüz kullandığı iddia ediliyor. İddiaları reddeden Timoşenko, Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'i muhalefete karşi terör uygulamakla suçluyor. Yanukoviç ve Timoşenko taraftarları arasında parlamentoda yaşanan gerginlik geçen hafta doruk noktasına ulaşmış, muhalefet temsilcileri yolsuzluk soruşturmalarını engellemek için parlamento gündemini kilitlemişti. İktidar partisine mensup milletvekillerinin genel kurul kapısını kırarak muhalefet mensuplarıyla yumruklaşmasının görüntüleri bütün dünyaya yayıldı. Hatırlanacak olursa 2004 yılında tartışmalı bir devlet başkanlığı seçimi sonrası zafer kazandığı ilan edilen Rusya yanlısı Yanukoviç, muhalefetin ardı arkası kesilmeyen ve „Turuncu Devrim“ in ilk adımı olan gösterilerinin ardından geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bugün Yanukoviç‘in yeniden iktidara gelmesi hem Batı‘nın Ukrayna‘da yanlış politikacılara yatırım yapmasının hem de dışardan yapılan müdahaleler ile bir ülkenin siyasi kültürünü değiştirmenin mümkün olmadığının bir göstergesi.

ÖNCE ÖZ SONRA ÜVEY EVLAT
Macaristan‘ın dönem başkanlığı ile AB doğu ortaklığına da ağırlık vermeye hazırlanıyordu. 27 AB üyesi ülkenin devlet ve hükümet başkanları, Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da düzenlenen özel bir zirvede, altı eski Sovyet Cumhuriyeti’nin liderleriyle bir araya gelmesi bunun resmi başlangıcı olacak. Doğu Avrupa ortaklık sürecinde AB Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna’daki demokratik ve ekonomik reformlara yardımcı olmaya hedefliyor. Ancak Avrupa’nın doğusundaki gelişmeler gösteriyor ki AB daha üyesi olan eski sosyalist ülkelerdeki sorunların çözümüne yardımcı olamamış. Ne yeni yeni üyeler AB’yi ne de AB doğuya doğru genişlemeyi sindirememiş. Sanıyorum AB üvey evlatlarından önce özleriyle ilgilense daha iyi olacak.