27 Avrupa ülkesinde gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarına göre Hristiyan Demokratlar ve milliyetçi partiler oylarını artırdı.

İlişkili Haberler


Seçimlerde, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Türkiye'ye destek veren sol partiler ve liberallerin oy kaybetmesi akıllara "Acaba Türkiye-AB ilişkileri bundan sonra nasıl etkilenecek?" sorusunu getirdi.

Seçim sonuçlarını değerlendiren Bahçeşehir Üniversitesi Avrupa Birliği İlişkileri Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Aktar, "Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye-AB ilişkilerinde karar sürecinde bir etkisi yok. Ancak parlamento son dönemde yeni yeni Türkiye’yi öğreniyordu, şimdi o süreç devam edecek mi etmeyecek mi, o önemli. Türkiye’yi daha iyi anlamak niyetindeydiler. Raporlar o şekilde çıkıyordu. Ben bu eğilimin değişeceğini de zannetmiyorum" dedi.

Aktar, ntvmsnbc'ye şunları söyledi:

"Avrupa Parlamentosu’nun önümüzdeki yasama döneminde Türkiye’nin müzakere sürecini, Türkiye-AB ilişkisini birebir etkileyecek bir oylama yok. Dolayısıyla Avrupa Parlamentosu’nun beş yıllık dönemde menfi ya da müspet bir karar alması söz konusu değil. Kaldı ki seçim sonuçlarından sonra parlamento illâki Türkiye karşıtı bir parlamento olacak demek değil. Zira o milliyetçi partiler çok küçük, kimisi bir vekil yolladı kimisi iki vekil yolladı. Bu partiler zaten kendilerinden başkasını sevmeyen insanlar ve partiler. Dolayısıyla bunların bir arada çalışması da mümkün değil. Bırakın Türkiye’yi, parlamentonun çalışmalarını etkileyecek güçleri bile olmayacak. Bunların amacı vekil seçildikten sonra kendilerine verilen, özellikle mali imkânları, kendi partilerini biraz daha desteklemek amacıyla kullanmaktır.

SONUÇLAR AVRUPA'NIN GELECEĞİ İÇİN ENDİŞE VERİCİ
Bu seçim sonuçlarının Avrupa’nın siyasi gidişatı konusunda çok endişe verici olduğunu söylemek istiyorum. Türkiye’nin müzakereleriyle ilgili değil, ama genelde Avrupa’nın siyasi gidişatı ve geleceği konusunda endişe verici bir sonuç. Kendine güvenmeyen, başarılarından ürken, içe kapanık, yabancı ve Müslüman düşmanı, bir popülist söylemin yavaş yavaş hiç olmayacak ülkeleri dahi etkisi altına aldığını görüyoruz. Örnek: İngiltere ve Hollanda. İngiltere ve Hollanda liberalizmin kaleleridir. Bu ülkelerde böyle faşizan, kapalı, düşman siyasi söylemler bugüne kadar yoktu. Oralarda bile böyle bir eğilim ortaya çıktı. Bu sadece Türkiye açısından değil Avrupa’nın kendisi ve dünya açısından vahim. Çünkü bir taraftan diyalog arayışında olan yeni bir yaklaşım geliştirmeye çalışan ABD var. Diğer taraftan diğer batılı büyük grup olan Avrupa Birliği içe kapanıyor ve dünyaya korkarak bakıyor bu hayırlı bir gidişat değil.

EKONOMİK KRİZ, ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ, VASAT POLİTİKACILAR
Bu tablonun ortaya çıkmasının bir çok nedeni var tabii. Ekonomik krizin elbette çok büyük etkisi var. Hükümette olan hiçbir parti ne oyunu arttırabildi ne de oyunu muhafaza edebildi. İktidar partilerinin hepsi sadece Malta ve Kıbrıs hariç kaybetti. Ekonomik kriz dışında özgüven eksikliği ve vasat politikacılar tarafından idare ediliyor olmasını yanyana koyduğumuzda bu tablo ortaya çıkıyor.

PARLAMENTO'NUN TÜRKİYE'YE İLGİSİ DEVAM EDECEK
Avrupa Parlamentosu’nun, Türkiye-AB ilişkilerinde karar sürecinde bir etkisi yok. Ancak önümüzdeki dönemin yani 2014-2018 döneminin bütçesini onaylayacak. O bütçe tabii Türkiye’nin üyelik süreciyle birebir alakalı olacak. Orada bir ağırlığı olabilir onun dışında önemi ve ağırlığı olan, bağlayıcı bir karara imza atması sözkonusu değildir. Ancak parlamento son dönemde yeni yeni Türkiye’yi öğreniyordu, şimdi o süreç devam edecek mi etmeyecek mi, o önemli. Türkiye’ye daha farklı bakmaya başlamışladı. Türkiye’yi daha iyi anlamak niyetindeydiler. Raporlar o şekilde çıkıyordu şimdi bakalım yeni dönemde ne olacak ama ben bu eğilimin değişeceğini de zannetmiyorum. O ilgi yine bir şekilde Hristiyan Demokratlar’da dahil olmak üzere devam edecektir."