“Babasını çok seviyordu, gözünün önünde öldürülünce şoka girdi.”

İlişkili Haberler


COX'S BAZAR - 32 yaşındaki Moraem Becum, bir taraftan elindeki bebeğini susturmaya çalışıyor, bir taraftan da kontrol etmeye uğraştığı kızının yaşadıklarını anlatıyor. Ama asıl yaptığı şey çaresizliklerinin özetini çıkarmak.

Yüzünde daha yeni açılmış yaralar var Nour’un. 11 yaşında babasını kaybettiğinde girdiği şok, onu saldırganlaştırmış. Saldıracak birini bulamayınca kendisine zarar veriyor.

Bir öğün sonra ne yiyeceğini bilmeyen onbinlerce talihsiz insanın arasında kaybolmuş üç kişilik bir aile onlar.

Sayılarının çokluğuna aldanmamak lazım. Aslında onlar, dünyanın en görünmez insanları... Canlarını kurtarmak için kaçtıkları Myanmar’da uğradıkları şiddeti dünya kabul etmiyor, sığındıkları Bangladeş ise varlıklarını...

TÜRKİYE 20 YIL SONRA FARKINA VARDI
Soykırımla eski Yugoslavya topraklarındaki Boşnaklar veya Ruanda’daki Tutsilerle aşağı yukarı aynı tarihlerde tanıştılar. Dünyanın gündemine girmeseler de BM’nin yardım listesinde yer buldular.

Türkiye ise onların varlığını 20 yıl sonra geçen Ramazan ayında başlatılan yardım kampanyalarıyla öğrendi: Arakanlı Müslümanlar yani Rohingyalılar...

Kökleri yüzyıllar öncesine dayanan Rohingya Müslümanları, Myanmar’ın Bengal Körfezi’ne açılan Arakan eyaletinde yaşıyor. 1940’lardan beri sistematik olarak ülkeden uzaklaştırılmalarına uğraşılıyor. 28 Mayıs 2012’de Budist bir kadının üç Rohingya tarafından tecavüze uğradığı iddiasının ardından Budistler yeni bir linç kampanyası başlattı. Hükümetin desteklediği Rakhine yani Budist topluluk o günden beri Arakanlı Müslümanları ya öldürüyor ya da sınırdışı ediyor.

‘KAÇMASAYDIM ÇOCUKLARIM ÖLDÜRÜLECEKTİ’
S. A., eşini ve çocuklarını büyükbabalarına emanet ederek kaçmak zorunda kalan bir baba. ‘Ailen neden orada kaldı?’ sorusunu yanıtlarken sesi titriyor: “İnternet bağlantım olduğu için katliam görüntülerini benim yaydığıma dair bir söylenti çıktı. Eşimin babası politikacı olduğu için onları koruyabiliyor. Ama eğer oralarda saklansaydım ailemi öldüreceklerdi.”

‘KUR’AN’IN ÜZERİNE TUVALETİNİ YAPTI’
200’ü aşkın öğrencinin okuduğu medresenin müdürü Abdürşükür Malawi ise gözü önünde sakalı yakılan imamı ve elindeki Kur’an’ı yere atıp üzerine tuvaletini yapan askerleri anlatırken cümlelerini hıçkırıklardan tamamlayamıyor.

“Durmayacaklar” diyor Zafar Raafeak, “Arakan’dan Müslümanların ismini silmeden durmayacaklar.” Raafeak son günlerde sınırın Bangladeş tarafında sıklıkla dile getirilen başka bir iddiayı anlatıyor korkulu gözlerle: “Yakaladıkları Müslüman çocuklara bir sıvı enjekte ediyorlar. Bu çocuklar iki gün içinde ölüyor...”

KOCASININ MEZARINI HİÇ BİLMEYECEK
İki çocuğunu kurtaran ancak hiçbir zaman mezarı olmayacak eşini Myanmar’da bırakan Banou Bourhan, geride bıraktıklarını anlatmak istemiyor. “Hikayeni ne kadar çok insan öğrenirse diğerleri için o kadar çok yardım gelir” sözleri bile etkilemiyor onu. Gözlerindeki keder, sadece çocuklarına baktığında yumuşuyor.

KARADENİZ’DE 160 MİLYON İNSAN
Kaçmak tek kurtuluşları ama o da sadece teoride, çünkü sığındıkları Bangladeş onları istemiyor. Sokaklarda dolaşınca anlaşılıyor ki bu bir devlet politikası değil, çoğu Bangladeşli de aynı fikirde.

‘SINIRDA İDAM EDİLİYORLAR’
Arakanlıların dramını paylaşan Bangladeşlilere göre; Hindistan, Dakka yönetiminin Myanmar’a karşı tavır almasını istemiyor. Bu yüzden de Arakanlılar Bangladeş’e sadece kaçak yollardan girebiliyor. Sayıları yüzbinlere ulaşan Arakanlılar, hayatlarını resmi olmayan iki kampta sürdürüyor. Gizlice geldikleri bu kamptan ayrılmaları ise yasak. Yakalanan olursa Myanmar’a geri gönderiliyor. Arakanlılar’ın iddiasına göre, iade edilenler sınırda idam ediliyor.

‘BURADA ÖZGÜRCE ÖLEBİLİRSİNİZ’
Arakanlıların dünya üzerinde özgür oldukları tek yer resmi olmayan bu kamplar. Ancak Bangladeş yönetimi bu kamplara yardım yapılmasına sıcak bakmadığı gibi Rohingyalı mültecilerin dışarı çıkmasına da izin vermiyor. Yani özetle, ‘Burada özgürce ölebilirsiniz’ demek istiyor.

Sayıları 300 bine yaklaşan Arakanlı mültecilerin büyük çoğunluğu hayatlarını yardımlarla sürdürebiliyor. Bu yardımlar ise Bangladeş hükümetine rağmen ülkeye sokulan paralarla sağlanıyor. Bu yüzden ülkeye gazeteci ve STK çalışanlarının girmesine izin verilmiyor.

EN BÜYÜK YARDIM TÜRKİYE’DEN
İslam ülkeleri içinde en büyük yardımı Türkiye yapıyor. Bölgede yardım konusunda en tecrübeli kurum ise İnsani Yardım Vakfı. İHH, 14 yıldır Arakanlı Müslümanlara yardım ulaştırıyor. İHH, Sadaka Taşı, Kimse Yok mu gibi kurumlar topladıkları yardımları yerel dernekler üzerinden dağıtıyor. Kızılay çalışanları ile ise henüz ofis açma çalışmalarını yürüttüğü için ancak akşam otel lobisinde karşılaşmak mümkün.

HER 500 AİLEYE BİR TULUMBA
Yardımların ayakta tuttuğu kamplarda elektrik yok, su ise her 500 aileye birer tane düşen tulumbalardan karşılanıyor. Birkaç metre plastik ve bambularla yaptıkları evlerinin, Muson iklimine dayandığı kadar güvendeler.

METREKAREYE 10 KİŞİ
Önce küçük birer kasaba şeklinde oluşan kamplar, zamanla büyük banliyölere dönüşmüş. Bir yanından girilen kampın sonuna ulaşmak kolay değil. Kilometreler süren yürüyüşten sonra kendinizi Naf Nehri’nde ya da Myanmar sınırında bulabilirsiniz. Birkaç metre kare ‘ev’in içinde en az 10 kişi nefes alıyor, bir de içinde pişirecek bir şey bulunursa küçük bir ocak. Bu aralar şanslılar çünkü Muson iklimi nedeniyle sıcaklıklar 30 dereceye kadar düştü. Ama nem en az yüzde 60... Tuvalet ve banyo ihtiyaçlarını ise kampın içindeki ortak alanlardan karşılıyorlar.

AMAÇ MYANMAR SINIRINI AŞMAK
İHH Acil Yardım sorumlusu Hamza Dinçer, Ramazan ayında ivme kazanan çalışmalarının sonbaharda daha da hızlanacağını söylüyor. Bugün hedeflerinin Rohingyalıları açlıktan kurtarmak ve hayatta tutmak olduğunu dile getiren Dinçer kararlı, “Orta vadede amacımız kamplardaki şartların düzelmesi için Bangladeş hükümetine baskı yapmak.” Daha önce üç kıtada benzer yardım operasyonlarına katılmış İHH yetkilisi Dinçer, sadece bağış toplamakla başarının gelmeyeceğini biliyor: “Uluslararası bir kamuoyu oluşturarak Myanmar yönetimini de baskı altına alarak Arakan’da insani yaşam koşullarının oluşmasını sağlayacağız....”

Yoksulluktan grileşmiş yemyeşil bir ülke, kahverenginin bile betimleyemediği ölümün ve umutsuzluğun kol gezdiği uçsuz bucaksız kamplar... Bu dram ne zaman sona erer, insanlar evlerine nasıl döner ya da yeni bir hayat nasıl kurar, kestirmek güç...

Yerel politikacı Riyuz Makboul de geleceği göremediği için geçmişi suçlayanlardan: “Bu sorun bize, Pakistan, Hindistan, Bangladeş ve Myanmar’ı tek bir ülke olarak yöneten İngilizlerden kalan bir miras...” Haksız da sayılmaz aslında halen iki amcası Myanmar’da, Pakistan’daki akrabalarını ise anlatmadı bile...

kursat.ozmen@ntv.com.tr
twitter.com/kursatozmen