Avrupa futbolunun 1990'lı yıllardaki asi çocuğu Eric Cantona'nın, ekonomik ve finansal krizin temelinde olduğunu savunduğu bankacılık sistemini çöketmek için mevduat sahiplerine bankalardan bir günde tüm paralarını çekmeleri için yaptığı çağrı ilgi görmedi. Cantona'nın Ekim ayında Fransa'da yerel bir gazeteye verdiği demeçte dile getirdiği ve ardından bazı alternatif küreselleşmeciler tarafından sahiplenilerek "7 Aralık Çağrısı" adıyla eyleme dönüştürülen girişim bekleneni vermedi. Fransız ve Avrupa medyasının beklediği olmadı, Fransızlar bankalar önünde, tüm paralarını çekmek için uzun kuyruklar oluşturmadı. Fransız Bankalar Federasyonu, Fransız bankalarının hesaplarında kaydadeğer hiçbir işlem gözlelenmediğini duyurdu.

Çağrı doğrudan Cantona'ya ait olmasa da, finans haberleri sitesi Wansquare'e göre, Manchester United'ın "Kızıl Eric" lakaplı eski oyuncusu, eylem günü olan 7 Aralık'ta, Leonardo bankasındaki 750 bin Euro'luk mevduatını sessiz sedasız Fransa'nın en büyük bankası olan Credit Agricole'e aktardı. Cantona, bir diğer deyişle, bugüne kadar bankacılık sistemi sayesinde değerlendirdiği parasının bir bölümünü, suçladığı bir bankadan diğerine aktararak kendisiyle çelişkiye düştü.

HAYAT ARKADAŞI DA BANKA REKLAMINDA OYNUYOR
Cantona'nın avukatı, agresif karakteriyle de ün yapmış olan müvekkilinin, BNP bankasındaki mevduat hesabından da sembolik miktarda para çektiğini bildirdi. Cantona'nın söylediği ile yaptıkları arasındaki bir diğer çelişki de, hayat arkadaşının bir bankanın reklam filmlerinde oynadığının ortaya çıkması oldu.

Alternatif küreselleşmecilerin internet sitelerinde Ekim ayından bu yana yaklaşık 30 bin kişi 7 Aralık'ta bankadan parasını tamamen çekeceği sözü vermişti. Fransa Maliye Bakanlığı ve Avrupa Komisyonu, birkaç hafta içinde olağanüstü medyatikleşen çağrı ve çağrıyı yapanları "sorumsuzluk", hatta "cahillikle" suçlayan açıklamalarda bulundu. Fransa Maliye Bakanı Christine Lagarde, Eric Cantona'ya "haddini bilmesi" çağrısında bulundu. Avrupa Komisyonu üyesi Olli Rehn ise Cantona'nın ekonomi bilgilerinin futbolu kadar iyi olmadığını ima eden alaylı bir açıklama yaptı. Fransa'nın belli başlı siyasi partileri dahi Cantona'nın adıyla özdeşleşen bu eyleme mesafeyle yaklaşıyor ve "doğru yöntem olmadığını" söylüyorlar.

Bununla birlikte birçok gözlemci Cantona'nın önerisiyle birkaç hafta içinde örgütlenen çağrının yabana atılmaması gerektiğin görüşünde. Kimse 7 Aralık Çağrısı'nın, çağrısyı yapanların hayalini kurduğu sonucu vermesini elbette beklemiyordu. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi; bu tür bir çağrı ilk defa yapılıyor. Dolayısıyla geniş kitlelerin alışık olmadığı yeni bir eylem türü. İkincisi; çağrıyı tertipleyenlerin ezici çoğunluğunu -Cantona'yı saymazsak- dar gelirli, alternatif küreselleşmeciler oluşturuyor. Çoğu geçim derdinde olan bu insanların bankacılık sistemini birdenbire çökertmeleri, milyonlarla hareket etmedikleri takdirde, neredeyse imkansız bir misyon. Üçüncüsü; bankalarda önemli mevduat sahibi olanların paralarının tamamını çekmeleri halinde ne yapacakları net değil. Batı dünyasında parayı yastık altında saklama dönemi onlarca yıl önce sona erdi. Küreselleşme karşıtlarının "sistem bankalarını boykot edin, mevduatı sosyal projelere yatıran bankaları tercih edin" önerisi ise henüz ham bir fikir. Adı geçen bankalar halk tarafından tanınmadığı gibi, Fransa genelindeki şube sayıları da çok az.

Ancak, bugün işlemese de 7 Aralık Çağrısı'nın yarın için benzer başka girişimleri tetikleme olasılığı oldukça yüksek görünüyor. Alternatif küreselleşmeciler bu eylemle beraber orijinal, şiddet içermeyen, yaratıcı ve sistemin sorgulanmasına yarayan öneri ve projelerin kısa sürede internet ve klasik medyanın da omuzlamasıyla sadece ulusal değil, aynı zamanda uluslararası boyutta bir harekete dönüştüğünün bilincine varmış durumdalar. Dolayısıyla yeni bir demokratik tepki kültürünün işaretçisi olabileceği söyleniyor. Dahası; eylem pratikte işe yaramadı ama bankaların imajı açısından olağanüstü kârla sonuçlandığını söylemek de zor. Gelecek yıllarda, küçük kalmak pahasına, topladığı mevduatı finansal ürünler yerine, yoğun biçimde sosyal amaçlı projelere yatıran bankaların çoğaldığını görürsek şaşırmayalım.