Çaresizliğin sesi: Bana bir şey olursa...

Moldova'da hükümete karşı ayaklanan ve polisten şiddet gördüğü için yaralanan televizyoncu Oleg Brega, ntvmsnbc aracılığıyla tüm dünyaya çığlığını duyurmaya çalışıyor.

14.04.2009 - 19:20

Çaresizliğin sesi: Bana bir şey olursa...

Moldova'da 5 Nisan'da yapılan seçimler ülkedeki karmaşanın fitilini ateşledi. Ülkede yönetimde olan Komünist Parti yüzde 50 oy oranı ile seçimden zaferle çıktığını açıkladı. Onu takip eden Liberal Parti oyların yüzde 13.14; Liberal Demokratik Parti ise yüzde 12.43'ünü aldı.


Bu sonuçlar üstüne, ülkede protesto gösterileri başladı. İnsanlar, Avrupa'nın tek komünist hükümetinin seçimlere hile karıştırdığını söyledi ve sokaklara döküldü. Ancak protestolara şiddet görüntüleri damgasını vurdu. Göstericiler çeşitli binaları yağmaladı, polis şiddet kullandı.

Ülkede bugün oylar yeniden sayılıyor. Sonuçların ne getireceği henüz belli değil.

Moldova'daki muhalif gazetecilerden Oleg Brega ise ntvmsnbc'ye protesto gösterilerini ve amaçlarını anlattı. Journal TV için çalışan Brega, protestoları görüntülerken polisin saldırısına uğramıştı. Aradığımızda hastaneden yeni çıktığını ve hâlâ ağrıları olduğunu söyledi.

BANA BİR ŞEY OLURSA EN AZINDAN SİZ DUYARSINIZ
Ancak Brega hastaneden çıkar çıkmaz, evine değil, ofisine gittiğini anlattı: "Oyların yeniden sayılmasına karar verildi, ama hâlâ yapacak çok şey var. Bu yüzden zaman kaybetmek istemiyorum. Zaten şu an sizle konuşmam daha iyi. Çünkü etrafta polisin olduğunu görüyorum. Eğer bana bir şey yaparlarsa, en azından bunu siz duyarsınız."

Neden hastanedeydiniz?
Beş gün önce polis tarafından dövüldüm. Kafama, sırtıma ve bacaklarıma darbe aldım. Şu an kendimi daha iyi hissediyorum tabii. Ama hâlâ “çok iyiyim" diyemem. Sonuçta yürüyebiliyorum, konuşabiliyorum ve çalışabiliyorum. O yüzden ofisime gideceğim ve kameramı alıp, olanları çekmeye devam edeceğim.

Protestoların amacını özetleyebilir misiniz?
Aslında ben protestolarda çok aktif rol almadım, çünkü bir televizyon kanalında çalışıyorum ve protesto organize etme özgürlüğüm yok. Erkek kardeşim Ghenadie olayların daha fazla içindeydi. Bir yerde çalışmadığı için protestoları rahatça örgütleyebiliyor. Ben onları izliyorum ve olanları kaydediyorum. Ama kardeşimin ve diğerlerinin ne istediğini söyleyebilirim; hükümetin seçmen listelerini açmasını, oyları yeniden saymasını istiyorlar. Seçim sonuçlarına karşılar. Nitekim bu gerçekleşiyor.

GELECEĞİMİZİ ÇALDILAR
Bu durumda protestoların başarıya ulaştığını söyleyebilir miyiz?
Bir bakıma diyebiliriz. Seçimlerin adil ve iyi olmadığını onlar da kabul etmiş oldu. Şu andaki beklentimiz tabii ki kazanmak. Bu zafer aynı zamanda itibar ve saygınlığımızı da getirecek. Herkes oyların çalındığını söylüyor. Sadece bizim oylarımızı değil, siyasi seçeneklerimizi ve geleceğimizi de çaldılar. İrademize, oylarımıza ve kanunlara rağmen, diktatör Komünist Partisi’ni hükümete getirdiler.

SEÇMEN LİSTELERİNDE BİNLERCE ÖLÜ VAR
Oyların yeniden sayılması sizce durumu düzeltecek mi?
Düzelteceğine inanmak istiyorum. Şimdi seçmen listelerini tekrar düzenleyecekler ve listeye binlerce ölü kişinin adının yazıldığı ortaya çıkacak. İki veya üç kere oy kullanıldığı anlaşılacak. Bunlar ortaya çıktıkça bu seçimin sonuçları da geçersiz hale gelecek ve yeni seçimlere gidilecek. Belki o seçim daha özgür ve demokratik olur.

Protetostalar nasıl gelişti? Oradaki ortamı bize anlatabilir misiniz?
Salı günü seçimlerden hemen sonra ilk protestolar başladı. Gayet barışçıydı. 500-600 kişi Moldova’nın milli marşını söyledi ve seçimler hakkında slogan attılar. Akşam altıda bu kez mumlarla yaklıdı. Yine barışçı ve iyi organize olmuş bir protestoydu. Ama katılımcıların sayısı 2-3 bine ulaştığı için, kontrol zorlaşmıştı. Saat sekiz gibi liderler, megafonlarla herkesi evlerine dönmeye ve protestolara ertesi gün devam etmeye çağırdı ama bu çağrılara uymayanlar oldu. Saat 10-11 gibi provokasyonlar başladı. Yollar bloke edildi ve yağmalamalar meydana geldi. Ondan sonra her şey kontrolden çıktı. Biz de tabii ki bu şekilde olmasını istemezdik. Barışçı, demokratik ve yasal yöntemlerden yanaydık ve hâlâ da öyleyiz.

EVET KORKUYORUM, AMA BAŞKA YOLUM YOK
Peki hükümetin vereceği tepkilerden korkmuyor musunuz?
Evet korkuyorum. Ama burada yaşamak zorundayım. Burada kurtuluşu bulmak zorundayım ve özgür olmak istiyorum. Bu yüzden başka bir yolum yok.

Siz protestoları nasıl yorumluyorsunuz?
Ben devlet tarafından düzenlenen bir tuzağın içinde olduğumuzu düşünüyorum. Amaçları yönetimlerini devam ettirmek. Yapılan provokasyonlar da hiç kuşku yok ki, komünist hükümet tarafından düzenleniyor. Biz bu hükümetle aynı fikirlerde değiliz. Kasti ve sistematik bir şekilde masum insanları hedef alıyorlar. İnsanları ailelerine bile haber vermeden gözaltına alıyorlar. Tabii ki gözaltına aldıkları kişilere karşı şiddet uyguluyorlar, işkence yapıyor ve onları dövüyorlar. Polisin ve devletin bu davranışının, birkaç binayı yakmaktan daha büyük bir suç olduğunu düşünüyoruz. İnsan hakları hiçe sayılıyor burada. Protestolarda bir kişi yediği dayak yüzünden hayatını kaybetti.

ARTIK İNTERNETE DE SINIRLAMA GELDİ
Gerçekten internet üzerinden mi organize oldunuz?
Basına ulaşmak mümkün değil. Özel veya kamu fark etmiyor. Bu yüzden internet, Yahoo Messenger, Facebook ve Rus Facebook’u gibi bağlantılar kullanılıyor. Ayrıca Twitter ve chat yapılabilecek diğer programlar ve bloglar da var. Ama bugünlerde internete de artık kısıtlama geldi. Gazeteler, internet üzerinden yayın yapan televizyonlar ve Facebook’a erişim sınırlandı. Rumen kanalları kapandı ve dört Rumen gazeteci tutuklanıp sınırdışı edildi. Bu diktatör rejimlere mahsus bir harekettir, demokratik rejimlerde böyle şeyler olmaz.

AMAÇLARI BİZİ SİNDİRMEK
Gelecek için umutlu musunuz?
Bu süreç ve bu mücadele hiç kolay değil, hatta tehlikeli. Birçok insan Moldova’yı terk etti. Bunların içinde Moldovalılar, Rumenler ve başka yabancılar da var. Çünkü hayatlarından korkuyorlar. Ben de bu korkuyu içimde hissediyorum. Ben de polis tarafından saldrııya uğradım. Hem de bunun hiçbir resmi nedeni yokken... Ve hakkımı aramak için yapabileceğim bir şey de yok. Beni gördüler ve copladılar, vurdular, kameramı aldılar. Amaçları bizi sindirmek. Bu şartlar altında çalışmak hiç kolay değil, ama gazeteci olarak üstesinden gelmeye çalışıyoruz ve işimize devam ediyoruz. Tekrar şiddet görebilirim. Eğer demokrasinin gelmesine dair umudum kalmazsa, Moldova’yı terk etmekten başka şansım kalmaz sanırım.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...