"Mühendis Lozov bir an durdu, dizlerinin üzerine çöktü, gaz maskesini çıkarıp derin bir nefes aldı, nefesi yüzüne üfürdü. Andrey O‘nu kaldırmayı denedi ama başaramadı. Uzun boylu iri yapılı adam arka üstü düştü. Birkaç saniye içinde dudakları morardı, ağzı köpürdü, köpük tozla karışıp yüzüne bulaştı. Yuvalarından çıkan gözlerinin artık sadece akları görünüyordu. Lozov birkaç kez daha derin nefes aldıktan sonra göçüp gitti. Bunun üzerine Andrey‚ 'Lozov düştü!‘ diye seslendi‚ şimdi ne yapacağız?"

Bu sözler, bir savaş ya da korku filmi sahnesinden alınmadı. Kazadan bir buçuk yıl sonra kontrol için Çernobil nükleer santralini denetlemeye giden ekibin yaşadıklarını anlatan kitaptan kısa bir bölüm sadece.

Yazarı eski KGB ajanı Anatoly Tkachuk, orada yarım saat geçiren dört kişilik ekipten hayatta kalan tek tanık. Araştırma ekibin ikinci elemanı birkaç gün, üçüncü elemanı ise on yıl sonra hayata veda etmiş.

ÇERNOBİL İLE FELAKET KAVRAMI DEĞİŞTİ
Üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen verdiği gerçek hasar hala tam olarak hesaplanamayan ya da hesaplanmak istenmeyen Çernobil kazası aslında felaket kavramını kökünden değiştirdi. Çünkü kaza ardında ne ceset dolu bir savaş meydanı, ne de deprem ya da kasırga sonrası yanıp yıkılmış şehirler bıraktı. 'Likidatör' adı verilen, enkazı kaldırmak için üç dakikalığına reaktöre yaklaşan 800 binden fazla zorunlu gönüllü ve asker bu felaketin bilinen tek kahramanları.

Yazar Tkachuk, kazadan sonra reaktörde bulunan yaklaşık 190 ton çekirdek yakıtının yüzde 5‘inin, 7 milyondan fazla insanın yaşadığı 150 bin kilometrekarelik çevreye dağıldığı geri kalanının ise hala reaktörün içinde bulunduğunu anlatıyor. Bu Hiroşima‘ya atılan atom bombasının etrafa yaydığı radyoaktif parçacıkların 500 katına karşılık geliyor.

600 MİLYON KİŞİ ETKİLENDİ
Çernobil‘in bilançosu konusunda hala bir fikir birliği yok. Ancak Uluslararası Doktorlar Örgütü ve Radyasyondan Korunma Birliği geçen hafta Berlin‘de sonuçlarını kamuoyuyla paylaştığı Çernobil kazasının etkilerini içeren araştırma makul görünüyor. Buna göre, Çernobil‘in çevreye verdiği zarardan bugüne kadar 600 milyondan fazla insan etkilendi. En çok etkilenenler elbette 'likidatörler' denilen zorunlu gönüllüler. Bunlardan 112 bininin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Geri kalanının yüzde 90‘ı ise kanser, yüksek tansiyon, miğde ve bağırsak hastalıkları ile savaşıyor.

Nükleer santralin etrafında oluşturulan güvenlik çemberi içinde aralıklarla yapılan ölçümlerde, özellikle çocukların bazı organlarında biriken radyoaktif maddelerin kansere yol açtığı tespit edildi. Bazı hastalıklar ise kendisini yıllar sonra gösteriyor. Ayrıca, 2056 yılına kadar Çernobil kazasından kaynaklanan 240 bin yeni kanser vakasının daha ortaya çikacagi iddia ediliyor.

1.6 MİLYAR EUROLUK YALITIM DUVARI
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen Nükleer Güvenlik ve Çernobil Kazasını Anma Konferansı’nda ise geleceğe bakıldı, öne çıkan tek konu güvenlik oldu. Çünkü yalıtım duvarı hasara uğrayan, hava koşullarından giderek daha fazla etkilenen Çernobil adeta patlamaya hazır bir bomba.

Santralden sızıntıyı 100 yıl daha engelleyecek yeni bir yalıtım duvarı için 1,6 milyar Euro gerekiyor. AB bunun 550 milyon Euro’sunu ödemeye hazır olduğunu açıkladı. Türkiye‘nin katkısı ise 1 milyon Euro olacak.

Konferansa katılanların en büyük endişesi, toplanan bu paranın nasıl harcandığının kontrol edilememesi. Çünkü Kiev hükümetinin bu konudaki karnesi zayıf. Örneğin Greenpeace Çernobil güvenlik çemberinde yapılması gereken ölçümlerin iki yıl önce durdurulduğunu öne sürüyor. Kazadan sonra boşaltılan ve bir daha asla geri dönülmeyecek denen Çernobil‘in 3 km yakınındaki Pripjat kentinde 300'den fazla kişinin yaşamasına göz yumuluyor.

ÇERNOBİL'E TURİST AKINI
Göz yumulan bir başka konu da turizm. Şu anda kazanın 25’inci yıldönümü nedeniyle gazetecilerle dolup taşan Pripjat, önümüzdeki günlerde milyonlarca turisti ağırlamaya hazırlanıyor. Şehrin Çernobil‘i gören otellerini restore eden Kiev hükümeti 2012‘de düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonasını da bu amaca alet etmeye kararlı görünüyor.

Hükümeti kararlı kılan en önemli etken Çernobil turistik nükleer santraline olan talep. Bugün bile yılda altı yedi bin turist Çernobil nükleer santralini görmeye geliyor. Bu turistlerin yarısı yerli yarısı da İngiliz, Alman ya da Amerikalı.

Zarardan muaf tutulma garantisi ile özel şirketlerin Çernobil‘in 100 km yakınına düzenlediği günlük turların fiyatı 250 Euro. Turizm nedeniyle 4 bine yakın kişi güvenlik çemberi içinde yaşıyor. Turistler için dükkanlar hatta bir bar bile bulunuyor.

Başkent Kiev‘deki Çernobil müzesi de en çok ziyaret edilen müzelerin başında geliyor. Hatta Çernobil‘deki nükleer canavarlarla savaşılan bir bilgisayar oyunu bile satışa sunulmuş. Çernobil‘in ilk fotoğraflarını çeken Igor Kostin‘in karelerini artık uluslararası bir ajans pazarlıyor.

Fukişima‘daki nükleer felaketten sonra Çernobil hakkında yazılan kitaplara da talep arttı. Çernobil‘in 25’inci yıldönümü nedeniyle çekilen konulu ve belgesel filmler gişe rekoru kırmayı umut ediyor. 25 yıl sonra Çernobil, Japonya‘daki Fukuşima felaketi sayesinde daha fazla para kazandırıyor, yani daha çok kapitalistleşiyor. Sovyetler Birliği‘nin kurucularından ve Marksist teorinin ateşli savunucularından Lenin, "Komünizm, Sovyet iktidarı artı bütün ülkenin elektiriğe kavuşmasıdır“ demişti. Bu sözü sarfederken nükleer felaketleri hesaba katmadığı kesin.