Cihat sadece savaş değildir

Sudan eski Başbakanı Sadık El Mehdi, cihadın sadece savaş demek olmadığını ve Türkiye'deki Gülen hareketinin sivil cihat adına çok önemli işler yaptığını söylüyor.

15.02.2010 - 16:08

Osmanlı Devleti muhteşem bir hilafetti ve ömür olarak İslam devletlerinin en uzunuydu. Fakat ömrünün son çeyreğinde kötüleşti. Bu kötüleşmenin belirtileri; içine kapanmış ulemanın İslam’ı anlamadaki donukluğu, yeniliklere ve reformlara yönelik pragmatist yaklaşım, başka milletlerin tepkisini körükleyen Turancılıkla övünülmesi ve fetihler çağından sonra gelen askeri yenilgiler oldu. Bu etkenler Osmanlı sultanına direnişi başlattı ve Osmanlılar bu direniş ile despotça mücadele etti.

Osmanlı saltanatının hüküm sürdüğü bölgeler boyunca direniş hareketleri baş gösterdi. Bazıları İslami köklere bağlılık şeklinde gerçekleşti. Bazıları ise Osmanlı kabzasından kurtulma amaçlı milliyetçi hareketler ve Batı'ya hayranlığın körüklediği laik akımlar olarak tezahür etti.

Osmanlının geri kalmışlığını İslam’a yükleyen laik milliyetçi hareketin öncülerinden Mısırlı Taha Hüseyin, "Batıyı içindeki her şeyle kabul etmeliyiz, çünkü Batı bizim geleceğimiz" diyordu.

Türkiye'de bu akımın öncülerinden Ziya Gökalp şöyle diyordu: "Gelecek Batı medeniyetidir ve geçmişteki medeniyetimiz yok olacaktır".

Kemalizm ise, 1924’te hilafeti kaldırdı ve laik rejimi, bütün muhalefet çeşitlerini bastırmak için en sert yöntemlere başvurarak, abartılı şekilde kurdu.

TÜRK REFORMİST GÜLEN SAİT NURSİ'NİN ÖĞRENCİLERİNDEN
Ancak bu sıkı laiklik, İslam’ın kökünün kurutulması noktasında başarılı olmadı. Laikliğe karşı İslamcı akımlar çıktı. Bu İslami uyanışın liderleri arasında, defalarca hapse atılan Bediuzzaman Sait Nursi vardı. Nursi hapishaneden risalelerini yazdı. Türk reformist Fethullah Gülen bu uyanışın öğrencilerindendi.

Bu yılın Ocak ayının ilk haftasında Dünya İslam Ilımlılık Forumu ‘Hizmet Ehli’ hareketinden bir heyeti çağırmıştı. Bu hareketi reformcu Fethullah Gülen kurdu. Onlarla birlikte toplantıya İslam dünyasının dört bir yanından alimler ve düşünürler çağrıldı.

LAİKLİK İSKELETİYLE BİRLİKTE YAŞAYACAĞIZ
Türk heyetinin anlattıklarının özeti, bu hareketin açık bir strateji üzerine kurulu olduğu. Bu strateji, sıkı laiklik iskeletiyle birlikte yaşayarak iktidar sorununa karşı çıkmaktan sakınmak, eğitime, sağlığa, fakirlikle mücadeleye yoğunlaşmak, İslami toplumsal reforma katkıda bulunması için özel sektörü seferber etmeye yoğunlaşarak birçok İslami diriliş hareketinden farklı bir yöntem izlemek.

Daha önce bu tarz İslami hareketlerin çoğu, muhalefette etkili ve başarılı roller oynadılar. Ancak iktidarı teslim aldıklarında, zor bir sınavla karşılaştılar. Ekonomi ve uluslararası ilişkiler konusundan çözüm programları yoktu.

Sonuç ise başarısız hükümetler oldu. Şu ana kadar yaşadığımız deneyimler, İslam adıyla iktidara gelen yöneticilerin, parayla büyülendiğini, İslami söylemin önemli bir parçası olan adaletin, aklın, rahmet ve hoşgörünün içini boşalttıklarını gösterdi. Niyetleri ne olursa olsun, sonuçta İslami söylemi kirlettiler.

Cihat ifadesi günümüzde birçokları nezdinde savaşla sınırlandırıldı. İslam’da cihat, savaştan çok daha geniş bir kavramdır. Sivil yöntem izleyerek dini ve siyasi hedefleri gerçekleştirmek de bir cihattır. Hatta İslam’da bu tür cihadın öncüsü Hz. Muhammed'dir.

Türkiye’de Sait Nursi, Fethullah Gülen ve diğerlerinin yaptığı bu yüzden, Türkiye’nin İslam kucağına dönmesi noktasında, övülesi adımlardır.

* Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Beyan, 9 Şubat 2010, Sudan eski başbakanı Arapçadan çeviri: Halil ÇELİK

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...