Myanmar'da 1990 yıllındaki genel seçimlerde özgürlük savaşçısı Aung San Suu Çii, halkın yüzde 59'unun oyunu alarak başbakan olmaya hak kazanmıştı. İktidarı bırakmak istemeyen askeri rejim, Aung San Suu Çii'nin başbakanlığını zorla elinden almakla kalmadı, aynı zamanda Suu Çii'nin son 20 yıllık ömrünün 15 yılını da ev hapsinde geçirmesi için her türlü düzenbazlığı yaptı. Bir daha ülkesine dönemeyeceği korkusuyla İngiltere'de ölen kocasının cenazesine dahi gidemeyen Güney Asya'nın kadın "Mandela"sı her türlü haksızlığa ve zorbalığa karşın 1 Nisan 2012'deki ara seçimlerde askeri cuntayı elindeki "barış gül"üyle yeniden dize getirmeyi başardı.

İlişkili Haberler


'TESLİM OLMUYOR, HALKA BOYUN EĞİYORUZ'
Myanmar'da 45 milletvekilinin belirlendiği ara seçimlerde, partisi Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) 42 sandalye kazanarak tarihi bir başarıya imza attı. Ara seçimde partisi NLD tarafından aday gösterilen Nobel barış ödülü sahibi Aung San Suu Çii de milletvekili seçildi. Milletvekili seçilen 41 arkadaşı ve kendisi adına 23 Nisan'da açıklama yapan Suu Çii, yemin metninde yer alan bazı ifadeler nedeniyle parlamentoda yapılacak yemin törenine katılmayacaklarını söyledi. Ömrünün 15 yılını askeri cuntanın baskısı nedeniyle ev hapsinde geçiren 67 yaşındaki Aung San Suu Çii, ülkesinde siyasetin normalleşmesi adına bu kararından vazgeçerek yemin edeceğini açıkladı. Suu Çii, ''Siyaset bir uzlaşma meselesidir. Teslim olmuyoruz, sadece halkın isteğine boyun eğiyoruz. Biz halkın arzusunu yerine getiriyoruz çünkü halk NLD'nin parlamentoya girmesini istiyor'' dedi.

EV KADINI OLMAYI SEÇTİ AMA...
Dünyaca ünlü Oxford Üniversitesi'nden mezun olmasına rağmen, iki oğlunu daha iyi yetiştirmek adına "ev kadını" olmayı seçmiş, bu ufak tefek Asyalı kadının hayatı 31 Mart 1988'de aldığı bir telefonla tamamen değişti. Bir daha asla, eski huzurlu hayatına geri dönemeyecekti. İngiltere'nin üniversite şehri Oxford'da iki oğlu ve İngiliz eşiyle birlikte yaşayan Aung San Suu Çii'ye telefonun diğer ucundaki ses, "Anneniz felç geçirdi. Onu son bir kez görmek istiyorsanız, doğduğunuz topraklara gelin" diyordu. Eşi Michael Aris, yıllar sonra o gün neler hissettiğini şu sözcüklerle dile getirmişti: "İçimde bir önsezi vardı. Bizim hayatımız artık bir daha eskisi gibi olmayacaktı."

BABASI SİYASİ CİNAYET KURBANI
Koca Michael Aris'in "önsezisi" haklı nedenlere dayanıyordu. İki oğlunun annesi Aung San Suu Çii'nin babası Aung San, Myanmar'ın 1948 yılında İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasını sağlamıştı. Myanmar'ın bağımsızlığını kazanmasından 6 ay sonra Aung San, siyasi rakipleri tarafından bir suikast sonucu öldürüldü. Babası siyasi bir cinayete kurban gittiğinde henüz 3 yaşında olan Aung San Suu Çii, yıllar sonra İngiliz kocası Michael Aris'in evlilik teklifini kabul etmeden önce kendisinden çok önemli bir söz almıştı.

GELENEKLERİNE BAĞLI BİR YAŞAM
1960'lı yılların ortalarında Myanmarlı ufak, tefek bir kız İngiltere'nin Oxford şehrinde St.Hugh's College'de felsefe, politika ve ekonomi eğitimi alıyordu. Üniversite kampüsünde geleneksel giysileriyle dolaşmaktan çekinmeyen Aung San Suu Çii, Batı yaşam tarzına karşı kendi kültürünü savunmaktan da asla geri durmuyordu. Batılı öğrencilerin fikirlerini "ilginç" bulduğu bu genç kız, müstakbel kocasıyla dünya görüşü ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olması sayesinde tanıştı. İngiltere'nin kuzeyindeki Durham Üniversitesi'nde Tibet uzmanı olarak görev yapan Michael Aris'e, ikiz kardeşi Anthony Aris Myanmarlı küçük bir kızdan bahsetti: "St. Hugh's College'de okuyan bu olağanüstü Myanmarlı kızı görmeye mutlaka gelmelisin."

187 MEKTUPTA EVLİLİĞE 'HAYIR' DEDİ
Kardeşinin sözünü dinleyen Michael Aris, Oxford'a gelerek Aung San Suu Çii'yle tanıştı. Üniversite eğitimi sonrası kısa bir süre Londra'da çalışan Aung San Suu Çii, 1969 yılında Birleşmiş Milletler'de görev yapmak üzere ABD'nin New York kentine gitti. Arkadaş olduğu Michael Aris ise, Kraliyet Ailesi'ne özel eğitim vermek amacıyla Bhutan'ın yolunu tutmuştu. Michael Aris, Myanmarlı Suu Çii'nin kendisiyle evlenmesi için mektup üstüne mektup yazıyordu. Suu Çii, tam 187 mektupta, neden evlenemeyeceklerini Michael'a anlatmaya çabalıyordu. Suu Çii, sonunda Michael'la evlenmeye ikna oldu ancak son kararını vermeden önce müstakbel İngiliz kocasından çok önemli bir söz almıştı: "Eğer birgün halkım bana ihtiyaç duyarsa, onlara hizmet etmem için bana yardım edeceğine söz ver." Bu söz karşılığında Michael Aris, Aung San Suu Çii'yle 1972 yılında yılbaşı gecesi, bir arkadaşlarının evinde evlendiler. Alexander ve Kim adını verdikleri iki oğulları oldu.

O TELEFON GELMİŞTİ
Evliliklerinden tam 16 yıl sonra gelen bir telefonla, Michael Aris verdiği sözü tutma zamanın geldiğini sezinlemişti. Bavulunu topladıktan sonra ülkesi Myanmar'a doğru yola çıkan Aung San Suu Çii, dönemin başkenti Rangun'a vardığında siyasi ortamın çok gergin olduğunu hemen fark etmişti. Ancak onu daha çok annesi Daw Khin Kyi'nin sağlık durumu ilgilendiriyordu. İnya Gölü kıyısında köhnemiş bir villada yaşayan annesini yeniden sağlığına kavuşturmaya çalışan Sun Çii'yle yaz tatilini birlikte geçirmek için kocası Michael ve iki oğlu da Myanmar'a geldi. 23 Temmuz 1988'de ailece televizyondan haberleri izlerken, cuntanın lideri General Ne Win istifa ettiğini, ülkenin geleceğini belirlemek için bir referanduma gidileceğini ilan ediyordu. 1962 yılından beri askeri rejimle yönetilen ülkesinde, sonunda halkın kendi kaderini tayin etmesi için bir fırsat doğmuştu. Aung San Suu Çii, halkını bu karanlık günlerden çıkarmak için kendisine önemli bir görev düştüğü görüşündeydi.

'8888' KATLİAMI
Tek parti iktidarına son vermek amacıyla muhalefet 8/8/1988'de "dört sekiz" (8/8/88) adı altında bir genel grev çağrısı yaptı. On binlerce öğrenci, kamu çalışanı ve rahip sokaklara dökülerek, askeri rejimin sona ermesi çağrısı yaptı. Gece yarısına doğru Devlet Başkanı Sein Lwin, orduya "ateş" emri verdi. Güvenlik güçleri binlerce kişiyi katletti. General Saw Maung kanlı bir darbeyle "Devlet Yasa ve Düzeni Restorasyon Konseyi"ni yürürlüğe koydu. Hasta olan annesine ziyarete gelen Aung San Suu Çii, binlerce kişinin katledildiğine tanık olmuştu. Söz konusu katliam sonrası askeri cuntaya bir mektup yazan Suu Çii, ülkeyi çok partili bir seçime götürecek bir komite oluşturulmasını talep etti.

BİR KONUŞMA ONU LİDER YAPTI
Başkent Rangun'da 26 Ağustos 1988'de 100 bin kişi önünde yapacağı siyasi bir konuşma ise onu Myanmar'daki muhalefetin yeni lideri konumuna taşıyacaktı. Öğrenciler, işçiler, rahipler, on binlerce kişi Rangun'daki Shwedagon-Pagode tapınağının önüne gelerek, ulu önderleri Aung San'ın kızı Suu Çii'yi dinliyordu. "Muhterem rahipler ve sevgili yurttaşlarım! Bu miting, tüm dünyaya halkımızın isteklerini ilan etmek için düzenleniyor" diyerek sözlerine başlayan Aung San Suu Çii, "Amacımız, halkın istekleri doğrultusunda çok partili demokratik bir sistem kurularak, yeni bir hükümetin göreve gelmesidir" dedi. Ancak sıkıyönetim ilan eden askeri cuntanın bu mitinge verdiği karşılık da çok sert oldu. 18 Eylül 1988'de yine binlerce kişi öldürülerek, halkın demokrasi isteği kanla bastırıldı.

ANNESİNİ 100 BİN KİŞİ UĞURLADI
Cuntanın kanlı baskısına rağmen muhalefet direniyordu. Muhalifler, Ulusal Demokrasi Birliği'ni (NLD) kurdu. Partinin genel sekreteri Aung San Suu Çii, genel başkanı ise muhalefetin akil adamı U Tin Oo oldu. Muhalefet söz verilen genel seçimler için kampanya başlattı. Hastalığı iyice ağırlaşan Suu Çii'nin annesi 1988 Aralık ayında hayatını kaybetti. Cenaze muhaliflerin gövde gösterisine dönüştü. 100 bin kişi cenaze törenine katılmıştı.

'ÖLÜRSEM ÖZGÜRLÜKTEN ASLA VAZGEÇMEYİN'
Myanmar'da muhalif hareketin başına geçen Aung San Suu Çii, partisi NLD'nin görüşlerini anlatmak için ülke genelinde bir kampanya başlattı. 1989 Nisan ayında Danubyu kasabası yakınında konvoyu durduruldu. Askerler silahlarını onlara doğrultmuş ve ateşe hazırdı. Ancak Suu Çii, konvoydan yola devam etmesini istedi. Akşam yoldaşlarını biraraya toplayan Aung San Suu Çii, askeri cunta tarafından öldürülmesi halinde, arkadaşlarının bunu bir fırsata dönüştürmesini, ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmek için savaşmasını istedi. İki yıl sonra Nobel Barış Ödülü'ne layık görülecek olan Suu Çii'nin bu sözleri ülkede kulaktan kulağa yayıldı. O artık halkının "önder"i olarak kalplerde yer edinmişti.

BAŞBAKANLIĞI ELİNDEN ALINDI
Askeri cuntanın tüm baskılarına rağmen Aung San Suu Çii önderliğindeki NLD partisi, 1990 yılındaki genel seçimlerde parlamentodaki sandalyelerin yüzde 82'sini kazandı. Ülke genelinde halkın yüzde 59'u Suu Çii ve partisine oy vermişti. Cunta, NLD'nin seçim zaferini tanımadığı gibi Aung San Suu Çii'yi ev hapsine mahkum etti. Suu Çii, 1995 yılına kadar ev hapsinde kaldı ve yurtdışına çıkış yasağı konuldu. Ömrünün son 20 yılının en az 15 yılını ev hapsinde geçiren Nobel barış ödülü sahibi Aung San Suu Çii, kocası Michael Aris, 1999'da Londra'da kanserden hayatını kaybettiğinde cenazesine bile gidemedi. Askeri rejim, Güney Asya'nın Mandela'sı olarak ün yapan Suu Çii'ye cenazeye katılma izni verdi ancak ülkesine bir daha geri dönüş izni alamayacağından korkan Suu Çii kocasına son yolculuğunda eşlik etmedi ya da edemedi.

ARA SEÇİMDEN ZAFERLE ÇIKTI
2000 yılından sonra da ömrünün büyük bir kısmını tek başına ev hapsinde geçiren Aung San Suu Çii'yle 2009 yılında BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun görüşmek istedi. Askeri rejimden bu ziyarete de izin çıkmadı. Her türlü baskıya büyük bir sabırla karşı koyan özgürlük savaşçısı Suu Çii'nin partisi NLD, 1 Nisan 2012'de yapılan ara seçimlerden büyük bir zaferle çıktı. Parlamentodaki 45 koltuk için yapılan ara seçimde, muhalefet partisi NLD 42 sandelya kazanmasını başardı. Parlamentoya milletvekili olarak girenler arasında Aung San Suu Çii de vardı.

2015'E HAZIRLANIYOR
Askeri rejimin 2009'da Suu Çii'yle görüşmesine dahi izin vermediği BM Genel Sekreteri Ban önceki gün Myanmar parlamentosunda bir konuşma yaptı. BM Genel Sekreteri Ban, ABD ve Batılı ülkelerden Myanmar'a uygulanan ekonomik ve siyasi yaptırımların hafifletilmesini talep etti. Myanmar'da 67 yaşında meclise girmeyi başaran ve halkı tarafından "Leydi" olarak anılan Aung San Suu Çii, şimdiden 2015 yılındaki genel seçimler için kolları sıvamış durumda. Ancak Suu Çii'nin rakibi dünyanın en kanlı askeri rejimlerinden biri. Ne zaman ne yapacağını kestirmek zor.