Değişimin 3 atlısı
28.06.2011 09:02

Ordu, seçimler ve ekonomi… Mısır’da yeni dönem bu üç unsurun çevresinde şekillenecek. Dün başlayan yazı dizimizde bugün Kahire sokakları ve entelektüellerle birlikte Mısır’ın geleceğine bakıyoruz.
Mısır geleceğini ararken, ntvmsnbc olarak biz de değişime, merkezinden tanıklık ettik. Dün başlayan yazı dizimizde Kahire sokaklarında ‘25 Ocak Devrimi’nin izlerini sürmüştük. Bugün ise şu an belirsiz görünen geleceğin ipuçlarını arıyoruz.
Gözde Demirel umut ve endişeleri Mısır halkına ve entelektüellerine sordu ve değişimde kilit rol oynayacak üç unsuru -ordu, seçimler ve ekonomi- onların ağzından dinledi:
Mısır’da devrim sonrası değişimde dikkat edilmesi gereken unsurların başında ordu, seçimler ve ekonomi geliyor. Ülke genelinde yapılan konuşmalar da bunlar üzerine yoğunlaşıyor, farklılıklar bu konular üzerinden şekilleniyor.
Halkın gözünde 25 Ocak devriminin başarıya ulaşmasında ve Mübarek’in yönetimi devretmesinde ordunun rolü büyük.
Mısır tarihine baktığımızda ordunun ülkedeki rolü ve konumu daha net anlaşılıyor. Mısır devlet yapısında sivil otoriteden çok bahsedilemezken, ülkenin tarihinde askeri otoritenin her dönemde bulunduğunu görüyorsunuz. Mısır’da daima imtiyazlı bir konumda bulunan ordu özel sektörde de etkin, birçok fabrikası bulunan ordunun maddi gücünün büyük bir kısmı ise Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı. Öyle ki Mısır ordusuna 1979 yılından bu yana her yıl ABD tarafından yaklaşık 2 milyar dolar yardım yapıldığı söyleniyor.
Dünyanın 10’uncu büyük ordusu olan Mısır ordusu, devrim sürecinde halka karşı şiddet kullanmayarak Mübarek yönetiminin devrilmesinde etkin rol oynadı. Geçiş sürecinde ülkeyi idare eden “Mısır Yüksek Askeri Konseyi” de ordunun ülkedeki rolünü belki de açıkça ifade ediyor. Bu durum kimi çevreler tarafından devrim bir darbeye dönüşüyor olarak algılanıyor.
Gözde Demirel umut ve endişeleri Mısır halkına ve entelektüellerine sordu ve değişimde kilit rol oynayacak üç unsuru -ordu, seçimler ve ekonomi- onların ağzından dinledi:
Mısır’da devrim sonrası değişimde dikkat edilmesi gereken unsurların başında ordu, seçimler ve ekonomi geliyor. Ülke genelinde yapılan konuşmalar da bunlar üzerine yoğunlaşıyor, farklılıklar bu konular üzerinden şekilleniyor.
Halkın gözünde 25 Ocak devriminin başarıya ulaşmasında ve Mübarek’in yönetimi devretmesinde ordunun rolü büyük.
Mısır tarihine baktığımızda ordunun ülkedeki rolü ve konumu daha net anlaşılıyor. Mısır devlet yapısında sivil otoriteden çok bahsedilemezken, ülkenin tarihinde askeri otoritenin her dönemde bulunduğunu görüyorsunuz. Mısır’da daima imtiyazlı bir konumda bulunan ordu özel sektörde de etkin, birçok fabrikası bulunan ordunun maddi gücünün büyük bir kısmı ise Amerika Birleşik Devletleri kaynaklı. Öyle ki Mısır ordusuna 1979 yılından bu yana her yıl ABD tarafından yaklaşık 2 milyar dolar yardım yapıldığı söyleniyor.
Dünyanın 10’uncu büyük ordusu olan Mısır ordusu, devrim sürecinde halka karşı şiddet kullanmayarak Mübarek yönetiminin devrilmesinde etkin rol oynadı. Geçiş sürecinde ülkeyi idare eden “Mısır Yüksek Askeri Konseyi” de ordunun ülkedeki rolünü belki de açıkça ifade ediyor. Bu durum kimi çevreler tarafından devrim bir darbeye dönüşüyor olarak algılanıyor.

‘ORDU’NUN ÇOK DA FAZLA BİR SEÇENEĞİ YOKTU’
Kahire Üniversitesi Medeniyet Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Pakinam El Sharkawy’ye ordunun değişimdeki rolünü soruyorum. “Ordu bir çıkarı olmadan halkın yanında yer almazdı, halkın taleplerini gördü ve aslında onunda çok fazla bir seçeneği yoktu. Ordu Mısır’da çok popüler ancak artık kışlalarına dönmeliler” diyor.
Kahire Türk Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Tarık Abdülcelil de aynı fikirde: “Eğer gerçek bir demokrasiden bahsedeceksek, artık ordu sadece cephelerde yer almalı, bir devlet yeniden şekillenirken danışılan bir yer olmaktan çıkmalı.”
SOKAK ORDUNUN ARKASINDA
Entelektüeller her ne kadar orduya dikkat edilmesi gerektiğini söylese de sokağa indiğinizde ciddi bir ordu desteğiyle karşılaşıyorsunuz. Sokaklarda Mübarek’i eleştiren karikatürlerin yanı başında orduyu yücelten sloganlar yer alıyor. Kahire metrosunda özellikle Sadat istasyonundaki resim sergilerinde de ordu kurtarıcı olarak resmediliyor. Kahire Üniversitesi Mühendislik öğrencisi Ahmet “Orduyu seviyoruz, devrimde belirleyici rolü o oynadı diyor. Ordu bizi korurken neden ona güvenmeyelim ki” diye soruyor.
Arkadaşı Mustafa da orduya güvendiğini ancak bir noktadan sonra ordunun baskıcı bir yapıya dönüşmesinden korktuğunu söylüyor. Ordunun popülaritesini sadece sokaklarda değil pek çok yerde görebiliyorsunuz. Örneğin Kahire Üniversitesi kampusunda, Tahrir’de hayatını kaybeden öğrencilerin resimleri ile ordunun önemli generallerinin resimleri yan yana yer alıyor. Bu resimlerin yanında resmini çektiren bir öğrenciye yaklaşıp, neden generalin resminin önünde fotoğraf çektirdiğini soruyorum.
YA DARBEYE DÖNÜŞÜRSE?
Orduyu sevdiğini söylüyor, ama ya devrim darbeye dönüşürse diyorum. Cevabı net. “Bu bir darbeye dönüşmez, çünkü ordu Mısır halkını seviyor, tarih boyunca halkımıza hiç silah çekmedi, Tahrir’de de çekmedi, o bizim koruyucumuz”. Bir başka öğrenci ise Mısır’da ordunun abartıldığını düşündüğünü söylüyor: “Sonuçta ordu Mübarek’i uzaklaştırdı ama milyonları Tahrir’den uzaklaştıramadı, Mısır’ın geleceğini halk belirleyecek ve ordu da buna saygı duymak zorunda.”
‘ORDU İLE MÜSLÜMAN KARDEŞLER UZLAŞTI’
Ülkede uzun yıllar siyaset sahnesinde yer almaları engellenen Müslüman Kardeşler ve ordu arasında uzlaşma yaşandığı konuşuluyor. Hatta Mısır’da 40 farklı liberal ve sol hareket, orduyu İslamcı hareketleri desteklemeye başlamakla suçluyor, Eylül ayında yapılması planlanan seçimlerin Mısır’ın mevcut anayasa değişikliklerine göre yapılacağını, yeni anayasa yazımının daha sonra yapılacak olmasının ordunun Müslüman kardeşleri desteklemesinin bir göstergesi olduğu kimi çevrelerce dile getiriliyor.
‘SONUÇTA HALK DA ORDU DA MÜSLÜMAN’
El Ezher üniversitesi öğretim görevlisi Erfan Abdulla’ya ordu ve Müslüman Kardeşler arasındaki bağlantıyı soruyorum. “Mısır ordusu da sonuçta çok büyük çoğunluğu Müslüman olan bir kurum” diyor Abdulla ve sözlerine devam ediyor. “Dışarından bakanların anlayamadıkları da bu, ordu halkın yanında ve Mısır halkı Müslüman’dır aslında bu basit bir denklem. Üstelik hem Müslüman Kardeşler hem de ordu demokrasi istiyor, eşitlik istiyor bu noktada da iki oluşum sadece birbirine saygı duyuyor, anlamaya çalışıyor, onun dışında bir ittifak olduğunu düşünmüyorum.”
Kahire Üniversitesi Medeniyet Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Pakinam El Sharkawy’ye ordunun değişimdeki rolünü soruyorum. “Ordu bir çıkarı olmadan halkın yanında yer almazdı, halkın taleplerini gördü ve aslında onunda çok fazla bir seçeneği yoktu. Ordu Mısır’da çok popüler ancak artık kışlalarına dönmeliler” diyor.
Kahire Türk Araştırmaları Merkezi Genel Müdürü Tarık Abdülcelil de aynı fikirde: “Eğer gerçek bir demokrasiden bahsedeceksek, artık ordu sadece cephelerde yer almalı, bir devlet yeniden şekillenirken danışılan bir yer olmaktan çıkmalı.”
SOKAK ORDUNUN ARKASINDA
Entelektüeller her ne kadar orduya dikkat edilmesi gerektiğini söylese de sokağa indiğinizde ciddi bir ordu desteğiyle karşılaşıyorsunuz. Sokaklarda Mübarek’i eleştiren karikatürlerin yanı başında orduyu yücelten sloganlar yer alıyor. Kahire metrosunda özellikle Sadat istasyonundaki resim sergilerinde de ordu kurtarıcı olarak resmediliyor. Kahire Üniversitesi Mühendislik öğrencisi Ahmet “Orduyu seviyoruz, devrimde belirleyici rolü o oynadı diyor. Ordu bizi korurken neden ona güvenmeyelim ki” diye soruyor.
Arkadaşı Mustafa da orduya güvendiğini ancak bir noktadan sonra ordunun baskıcı bir yapıya dönüşmesinden korktuğunu söylüyor. Ordunun popülaritesini sadece sokaklarda değil pek çok yerde görebiliyorsunuz. Örneğin Kahire Üniversitesi kampusunda, Tahrir’de hayatını kaybeden öğrencilerin resimleri ile ordunun önemli generallerinin resimleri yan yana yer alıyor. Bu resimlerin yanında resmini çektiren bir öğrenciye yaklaşıp, neden generalin resminin önünde fotoğraf çektirdiğini soruyorum.
YA DARBEYE DÖNÜŞÜRSE?
Orduyu sevdiğini söylüyor, ama ya devrim darbeye dönüşürse diyorum. Cevabı net. “Bu bir darbeye dönüşmez, çünkü ordu Mısır halkını seviyor, tarih boyunca halkımıza hiç silah çekmedi, Tahrir’de de çekmedi, o bizim koruyucumuz”. Bir başka öğrenci ise Mısır’da ordunun abartıldığını düşündüğünü söylüyor: “Sonuçta ordu Mübarek’i uzaklaştırdı ama milyonları Tahrir’den uzaklaştıramadı, Mısır’ın geleceğini halk belirleyecek ve ordu da buna saygı duymak zorunda.”
‘ORDU İLE MÜSLÜMAN KARDEŞLER UZLAŞTI’
Ülkede uzun yıllar siyaset sahnesinde yer almaları engellenen Müslüman Kardeşler ve ordu arasında uzlaşma yaşandığı konuşuluyor. Hatta Mısır’da 40 farklı liberal ve sol hareket, orduyu İslamcı hareketleri desteklemeye başlamakla suçluyor, Eylül ayında yapılması planlanan seçimlerin Mısır’ın mevcut anayasa değişikliklerine göre yapılacağını, yeni anayasa yazımının daha sonra yapılacak olmasının ordunun Müslüman kardeşleri desteklemesinin bir göstergesi olduğu kimi çevrelerce dile getiriliyor.
‘SONUÇTA HALK DA ORDU DA MÜSLÜMAN’
El Ezher üniversitesi öğretim görevlisi Erfan Abdulla’ya ordu ve Müslüman Kardeşler arasındaki bağlantıyı soruyorum. “Mısır ordusu da sonuçta çok büyük çoğunluğu Müslüman olan bir kurum” diyor Abdulla ve sözlerine devam ediyor. “Dışarından bakanların anlayamadıkları da bu, ordu halkın yanında ve Mısır halkı Müslüman’dır aslında bu basit bir denklem. Üstelik hem Müslüman Kardeşler hem de ordu demokrasi istiyor, eşitlik istiyor bu noktada da iki oluşum sadece birbirine saygı duyuyor, anlamaya çalışıyor, onun dışında bir ittifak olduğunu düşünmüyorum.”

‘TÜRKİYE’DEN ALDIĞIMIZ DERS’
Ordu hakkında ne düşündüğünü Müslüman Kardeşlerin liderlerinden Dr. Essam El-Erian’a da soruyorum. El Erian ordunun süreçte çok kritik bir oyuncu olduğunu vurguluyor ancak seçimlerden sonra asli görevleri olan ülkeyi korumaya devam etmeleri gerektiğini söylüyor. El - Erian: “Ordu devrimin parçası, seçim sürecinde güven sağlanması konusunda da önemli roller oynadı ama seçimlerden sonra süreci desteklemek dışında bir rolü oynamamalı sonuçta Türkiye’den aldığımız derslerden biri de bu, ordu sadece ülkeyi koruyan bir yapı olarak yer almalı.” diyor.
Mısır ordusu da yaptığı açıklamalarda seçimlerin ardından yetkileri parlamentoya devretmek istediğini söylese de Modern Mısır tarihi boyunca popüler ve kritik konumlarda yer almayı seven ordunun ilerleyen zamanlarda alacağı rolü kestirmek çok da kolay değil. Örneğin Yüksek Askeri Konseyde yer alan generallerden Memduh Shaheen’in yeni anayasada ordunun özel bir nevi orduyu “güvene” alacak bir yeri olması gerektiğine dair açıklaması akıllarda soru işaretleri yaratıyor.
Ordu ile ilgili şüphelere neden olacak noktalardan biri ise devrim zamanında ordu tarafından tutuklanan birçok aktivistin askeri mahkemelerde yargılanmalarının hala devam etmesi ve bu yargılanmaların şeffaf gerçekleşmeyerek, çeşitli işkence söylentilerinin konuşulması…
MÜBAREK’İ DEVİREN EKONOMİ
Mısır’da Mübarek yönetiminin devrilmesi zaten kötü olan ekonomiye daha da zarar vermiş. Çoğu Mısırlı bunun bir önemi yok her ne kadar Mübarek döneminden kötü bir dönem olamaz dese de Mısır ekonomisi bir an önce toparlanmaya ihtiyaç duyuyor.
Ülkenin yüzde 40’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı biliniyor son üç ay içinde bu rakamın yüzde 70lere ulaşmış olabileceği söyleniyor. Ülkenin para birimi olan 1 Mısır poundunun da değeri uluslar arası piyasalarda çok düşük.
ÖRNEK ŞEHİRİN HAYALETİ
50 yıl öncesinin Arap dünyasının parlayan yıldızı, örnek şehir Kahire’nin koloni dönemi evleri geçmişin hayaleti gibi. Neoklasik tarzda inşa edilmiş evleri şimdi çok çocuklu Mısırlı aileler paylaşıyor. Evlerin bakımsızlığı ise gözlerden kaçmıyor.
Ekonominin kötüleşmesinin en önemli unsurlarından biri düşen turizm geliri... Ülkeye gelen yabancı turist sayısının yarı yarıya düştüğü belirtiliyor. Uluslar arası turizm firmaları her ne kadar yavaş yavaş Mısır’a yeniden turlar düzenlemeye başlasa bile Turizm sezonunu Mart ayında açan ülkede hala birçok otel boş durumda. Mısır Yüksek Konseyi de geçen ay ülkenin günlük 40 milyon dolar turizm geliri kaybı olduğunu açıklamıştı.
Ülkedeki karışıklık nedeniyle dış yatırımlarda oluşan azalma ve işçi tasfiyeleri de zaten krizde olan Mısır ekonomisinin daha da kötüleşmesine yol açtı.
Ordu hakkında ne düşündüğünü Müslüman Kardeşlerin liderlerinden Dr. Essam El-Erian’a da soruyorum. El Erian ordunun süreçte çok kritik bir oyuncu olduğunu vurguluyor ancak seçimlerden sonra asli görevleri olan ülkeyi korumaya devam etmeleri gerektiğini söylüyor. El - Erian: “Ordu devrimin parçası, seçim sürecinde güven sağlanması konusunda da önemli roller oynadı ama seçimlerden sonra süreci desteklemek dışında bir rolü oynamamalı sonuçta Türkiye’den aldığımız derslerden biri de bu, ordu sadece ülkeyi koruyan bir yapı olarak yer almalı.” diyor.
Mısır ordusu da yaptığı açıklamalarda seçimlerin ardından yetkileri parlamentoya devretmek istediğini söylese de Modern Mısır tarihi boyunca popüler ve kritik konumlarda yer almayı seven ordunun ilerleyen zamanlarda alacağı rolü kestirmek çok da kolay değil. Örneğin Yüksek Askeri Konseyde yer alan generallerden Memduh Shaheen’in yeni anayasada ordunun özel bir nevi orduyu “güvene” alacak bir yeri olması gerektiğine dair açıklaması akıllarda soru işaretleri yaratıyor.
Ordu ile ilgili şüphelere neden olacak noktalardan biri ise devrim zamanında ordu tarafından tutuklanan birçok aktivistin askeri mahkemelerde yargılanmalarının hala devam etmesi ve bu yargılanmaların şeffaf gerçekleşmeyerek, çeşitli işkence söylentilerinin konuşulması…
MÜBAREK’İ DEVİREN EKONOMİ
Mısır’da Mübarek yönetiminin devrilmesi zaten kötü olan ekonomiye daha da zarar vermiş. Çoğu Mısırlı bunun bir önemi yok her ne kadar Mübarek döneminden kötü bir dönem olamaz dese de Mısır ekonomisi bir an önce toparlanmaya ihtiyaç duyuyor.
Ülkenin yüzde 40’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı biliniyor son üç ay içinde bu rakamın yüzde 70lere ulaşmış olabileceği söyleniyor. Ülkenin para birimi olan 1 Mısır poundunun da değeri uluslar arası piyasalarda çok düşük.
ÖRNEK ŞEHİRİN HAYALETİ
50 yıl öncesinin Arap dünyasının parlayan yıldızı, örnek şehir Kahire’nin koloni dönemi evleri geçmişin hayaleti gibi. Neoklasik tarzda inşa edilmiş evleri şimdi çok çocuklu Mısırlı aileler paylaşıyor. Evlerin bakımsızlığı ise gözlerden kaçmıyor.
Ekonominin kötüleşmesinin en önemli unsurlarından biri düşen turizm geliri... Ülkeye gelen yabancı turist sayısının yarı yarıya düştüğü belirtiliyor. Uluslar arası turizm firmaları her ne kadar yavaş yavaş Mısır’a yeniden turlar düzenlemeye başlasa bile Turizm sezonunu Mart ayında açan ülkede hala birçok otel boş durumda. Mısır Yüksek Konseyi de geçen ay ülkenin günlük 40 milyon dolar turizm geliri kaybı olduğunu açıklamıştı.
Ülkedeki karışıklık nedeniyle dış yatırımlarda oluşan azalma ve işçi tasfiyeleri de zaten krizde olan Mısır ekonomisinin daha da kötüleşmesine yol açtı.

Mısır'da çarşılar geceyarılarına kadar açık ama bu ekonominin iyi olduğu anlamına gelmiyor.
IMF’NİN KAPISI ÇALINMAYACAK
Kahire Üniversitesi Avrupa - Akdeniz Çalışmaları Programı direktörü Dahlia Eloraby Mısır’ın geçici hükümeti geçiş döneminde ekonomik canlılığı sağlamak için çeşitli önlemler almayı denediğini, bu önlemlerden birinin de Dünya Bankası ve IMF ile temasa geçmek olduğunu dile getiriyor. Öte yandan Mısır’da son yapılan bütçe çalışmalarının ardından Dünya Bankası ve IMF’den yardım alınmayacağı açıklandı.
Mısır’ın devrim sonrası ekonomisine destek olmak amacıyla başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri de yardım önerisinde bulundu.
YOKSULLUK HER YERDE
Yoksulluğu sadece rakamlar değil, sokaktaki yaşam da gösteriyor. Kahire sokakları işsiz gençlerle dolu, insanların en popüler yemeği çok ucuz fiyatlara satılan makarna mercimek ve tatlı soğan karışımından oluşan kuşer isimli yemek. Kahire sokaklarında yaşayan milyonca evsiz de yoksulluğun somut birer göstergesi. Özellikle şehrin fakir semtlerinde konuştuğum pek çok kişi devrimden gurur duyduklarını ama ancak ekonominin düzelmesi durumunda karınlarının doyacaklarını söylüyor. Yaklaşan seçimlere rağmen partilerin ekonomik programlarını tam olarak açıklayamaması ise özellikle ekonomistlere göre Mısır’ın gelecek dönemde ekonomik olarak sorunlarının devam edeceğinin bir göstergesi olarak görülüyor.
DEVRİM EKONOMİSİ
Mısır ekonomisi geriye giderken devrim ekonomisi ise gelişiyor. Kahire’nin başta Tahrir Meydanı olmak üzere dört bir yanında devrim t-shirtleri, yapıştırmaları ve Mısır Bayrakları satanlara rastlıyorsunuz. Bazı turizm firmaları ise turlarına Tahrir Turlarını da eklemiş. Benim en çok ilgimi ise 25 Ocak ve Devrim temalı dövmeler çekiyor. Dövmelerin çoğu ise geçici. Dövmeyi kapan adam bu durumu “ E ne de olsa Müslüman bir ülkeyiz, dövme günah ama insanlar da devrimi vücutlarında taşımak istiyor” diye açıklıyor.
‘ANAYASA DEĞİŞİMİ BELİRLEYECEK’
“Mısır’da değişimi belirleyecek en önemli şey anayasa. Eğer vatandaşları ve hukuk devletini koruyan bir anayasanız yoksa kendinize demokratik bir devlet diyemezsiniz” diyerek anayasanın önemini vurguluyor Kahire Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Mekkawi. Mısır’da seçimler yaklaşırken hem partiler, hem farklı ideolojik grupların en önemli vurgusu da anayasa üzerine oluyor.
Mübarek’in 11 Şubat’ta görevi bırakmasından sadece birkaç hafta sonra ülkede yeni anayasa değişiklikleri için 19 Mart’ta bir referandum yapılmış, referandum da yüzde 77 oranında evet oyu çıkmıştı. Referandumda özellikle sol ve liberal çevreler değişikliklerin yeterli olmadığını söyleyerek “hayır” çağrısında bulunmuştu. Gelecek dönemin cumhurbaşkanı adayları arasında gösterilen Muhammed El Baradey de referandum sürecini eleştiriyor. Baradey, referandumun devrimden sadece birkaç hafta sonra yapıldığını, değişiklikler için herhangi bir tartışma ya da diyaloga zaman kalmadığını söylüyor.
UZLAŞI NOKTASI: YENİ ANAYASA
Değişiklikler farklı tepkilerle karşılaşmış da olsa, yeni süreçte yeni bir anayasa hazırlanması gerekliliği ise neredeyse bütün partiler tarafından kabul ediliyor.
Yeni anayasada öne çıkan en önemli unsur ise anayasanın “demokratik” ve “sivil” bir anayasa olması gerekliliği. Demokratik ve sivil bir anayasa, ülkenin İslam çevrelerince de destekleniyor. Örneğin geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenleyen Sünni dünyasının önemli isimlerinden El-Ezher İmamı Ahmet El Tayyib de yeni anayasanın mutlaka demokratik, modern ve sivil olması gerektiğini açıkladı.
Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Hukuk yüksek lisans öğrencisi Fuat: “Ülkede Enver Sedat’ın 1981’de öldürülmesinden bu yana yürürlükte olan olağanüstü hal kanunu yeni anayasa da kesinlikle yer almamalı, insanların tartışmasına bile izin vermeyen, tutuklanmaları normal yapan bu kanun ülkemin en büyük sorunlarından biri” diyor.
Kahire Üniversitesi Avrupa - Akdeniz Çalışmaları Programı direktörü Dahlia Eloraby Mısır’ın geçici hükümeti geçiş döneminde ekonomik canlılığı sağlamak için çeşitli önlemler almayı denediğini, bu önlemlerden birinin de Dünya Bankası ve IMF ile temasa geçmek olduğunu dile getiriyor. Öte yandan Mısır’da son yapılan bütçe çalışmalarının ardından Dünya Bankası ve IMF’den yardım alınmayacağı açıklandı.
Mısır’ın devrim sonrası ekonomisine destek olmak amacıyla başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri de yardım önerisinde bulundu.
YOKSULLUK HER YERDE
Yoksulluğu sadece rakamlar değil, sokaktaki yaşam da gösteriyor. Kahire sokakları işsiz gençlerle dolu, insanların en popüler yemeği çok ucuz fiyatlara satılan makarna mercimek ve tatlı soğan karışımından oluşan kuşer isimli yemek. Kahire sokaklarında yaşayan milyonca evsiz de yoksulluğun somut birer göstergesi. Özellikle şehrin fakir semtlerinde konuştuğum pek çok kişi devrimden gurur duyduklarını ama ancak ekonominin düzelmesi durumunda karınlarının doyacaklarını söylüyor. Yaklaşan seçimlere rağmen partilerin ekonomik programlarını tam olarak açıklayamaması ise özellikle ekonomistlere göre Mısır’ın gelecek dönemde ekonomik olarak sorunlarının devam edeceğinin bir göstergesi olarak görülüyor.
DEVRİM EKONOMİSİ
Mısır ekonomisi geriye giderken devrim ekonomisi ise gelişiyor. Kahire’nin başta Tahrir Meydanı olmak üzere dört bir yanında devrim t-shirtleri, yapıştırmaları ve Mısır Bayrakları satanlara rastlıyorsunuz. Bazı turizm firmaları ise turlarına Tahrir Turlarını da eklemiş. Benim en çok ilgimi ise 25 Ocak ve Devrim temalı dövmeler çekiyor. Dövmelerin çoğu ise geçici. Dövmeyi kapan adam bu durumu “ E ne de olsa Müslüman bir ülkeyiz, dövme günah ama insanlar da devrimi vücutlarında taşımak istiyor” diye açıklıyor.
‘ANAYASA DEĞİŞİMİ BELİRLEYECEK’
“Mısır’da değişimi belirleyecek en önemli şey anayasa. Eğer vatandaşları ve hukuk devletini koruyan bir anayasanız yoksa kendinize demokratik bir devlet diyemezsiniz” diyerek anayasanın önemini vurguluyor Kahire Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Mekkawi. Mısır’da seçimler yaklaşırken hem partiler, hem farklı ideolojik grupların en önemli vurgusu da anayasa üzerine oluyor.
Mübarek’in 11 Şubat’ta görevi bırakmasından sadece birkaç hafta sonra ülkede yeni anayasa değişiklikleri için 19 Mart’ta bir referandum yapılmış, referandum da yüzde 77 oranında evet oyu çıkmıştı. Referandumda özellikle sol ve liberal çevreler değişikliklerin yeterli olmadığını söyleyerek “hayır” çağrısında bulunmuştu. Gelecek dönemin cumhurbaşkanı adayları arasında gösterilen Muhammed El Baradey de referandum sürecini eleştiriyor. Baradey, referandumun devrimden sadece birkaç hafta sonra yapıldığını, değişiklikler için herhangi bir tartışma ya da diyaloga zaman kalmadığını söylüyor.
UZLAŞI NOKTASI: YENİ ANAYASA
Değişiklikler farklı tepkilerle karşılaşmış da olsa, yeni süreçte yeni bir anayasa hazırlanması gerekliliği ise neredeyse bütün partiler tarafından kabul ediliyor.
Yeni anayasada öne çıkan en önemli unsur ise anayasanın “demokratik” ve “sivil” bir anayasa olması gerekliliği. Demokratik ve sivil bir anayasa, ülkenin İslam çevrelerince de destekleniyor. Örneğin geçtiğimiz hafta bir basın toplantısı düzenleyen Sünni dünyasının önemli isimlerinden El-Ezher İmamı Ahmet El Tayyib de yeni anayasanın mutlaka demokratik, modern ve sivil olması gerektiğini açıkladı.
Kahire Amerikan Üniversitesi’nde Hukuk yüksek lisans öğrencisi Fuat: “Ülkede Enver Sedat’ın 1981’de öldürülmesinden bu yana yürürlükte olan olağanüstü hal kanunu yeni anayasa da kesinlikle yer almamalı, insanların tartışmasına bile izin vermeyen, tutuklanmaları normal yapan bu kanun ülkemin en büyük sorunlarından biri” diyor.

Herşeye rağmen Mısırlılar gelecek adına umut besliyor.
ANAYASA MÜSLÜMAN MI YOKSA LAİK Mİ OLMALI?
Anayasa ile ilgili farklılıkların yoğunlaştığı noktalardan biri ise Mısır’ın nasıl tanımlanacağı. Müslüman Kardeşler anayasa da Mısır’ın İslam devleti olarak tanımlanmasını istiyor. Özellikle radikal grupların anayasanın şeriat kanunları ile uyumlu olmasını talep ettikleri dile getiriliyor. Öte yandan liberal ve sol kesim anayasanın temel ilkelerinde din ibresinin bulunmasını istemiyor. Kıptiler de anayasa sürecinde din tartışmalarının yapılmasını endişeyle karşıladıklarını belirtiyorlar.
Yeni Anayasada öne çıkan bir diğer nokta ise hukuk üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik ilkesinin koruma altına alınması. Zira otoriteler Mübarek döneminde değil hukuk üstünlüğü, hukuktan bile bahsedilemeyeceğini dile getiriyor.
‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİ’
Basın ve ifade özgürlüğünün de yeni anayasa tarafından desteklenmesi, örgütlenme özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların kaldırılması da sık sık dile getiriliyor. Prof. Dr. Mekkawi bu isteklerin nedenini şöyle açıklıyor: “ Öğrencilerimiz artık gazeteciği inanarak, özgürce yapabileceklerini söylüyorlar, yıllarca ülkede basın derin yaralar aldı, Mübarek karşıtı söylemler cezalandırıldı, Mısır’ın sağlıklı bir dönüşüm geçirmesi için yeni anayasada basın özgürlüğünün desteklenmesi hayati öneme sahip”
Yeni Anayasa da yer alması istenilen diğer taleplerin başında ise cezaevlerindeki tutuklu insan sayılarının azaltılması ve cezaevi şartlarının iyileştirilmesi, kadın, çocuk ve mültecilerin haklarının korunması, ölüm cezası ve işkencenin yasaklanması, cumhurbaşkanının seçim süresi ve yolsuzlukla mücadele geliyor. Yeni anayasanın fonksiyonel ve açık olması ise özellikle hukuk çevrelerince dile getirilen bir istek.
Yarın: Yeni dönem, yeni dengeler
Anayasa ile ilgili farklılıkların yoğunlaştığı noktalardan biri ise Mısır’ın nasıl tanımlanacağı. Müslüman Kardeşler anayasa da Mısır’ın İslam devleti olarak tanımlanmasını istiyor. Özellikle radikal grupların anayasanın şeriat kanunları ile uyumlu olmasını talep ettikleri dile getiriliyor. Öte yandan liberal ve sol kesim anayasanın temel ilkelerinde din ibresinin bulunmasını istemiyor. Kıptiler de anayasa sürecinde din tartışmalarının yapılmasını endişeyle karşıladıklarını belirtiyorlar.
Yeni Anayasada öne çıkan bir diğer nokta ise hukuk üstünlüğü ve kanun önünde eşitlik ilkesinin koruma altına alınması. Zira otoriteler Mübarek döneminde değil hukuk üstünlüğü, hukuktan bile bahsedilemeyeceğini dile getiriyor.
‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HAYATİ DERECEDE ÖNEMLİ’
Basın ve ifade özgürlüğünün de yeni anayasa tarafından desteklenmesi, örgütlenme özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların kaldırılması da sık sık dile getiriliyor. Prof. Dr. Mekkawi bu isteklerin nedenini şöyle açıklıyor: “ Öğrencilerimiz artık gazeteciği inanarak, özgürce yapabileceklerini söylüyorlar, yıllarca ülkede basın derin yaralar aldı, Mübarek karşıtı söylemler cezalandırıldı, Mısır’ın sağlıklı bir dönüşüm geçirmesi için yeni anayasada basın özgürlüğünün desteklenmesi hayati öneme sahip”
Yeni Anayasa da yer alması istenilen diğer taleplerin başında ise cezaevlerindeki tutuklu insan sayılarının azaltılması ve cezaevi şartlarının iyileştirilmesi, kadın, çocuk ve mültecilerin haklarının korunması, ölüm cezası ve işkencenin yasaklanması, cumhurbaşkanının seçim süresi ve yolsuzlukla mücadele geliyor. Yeni anayasanın fonksiyonel ve açık olması ise özellikle hukuk çevrelerince dile getirilen bir istek.
Yarın: Yeni dönem, yeni dengeler


