Kuveyt Parlamentosu geçtiğimiz Mart ayında, bir yıl içinde ikinci kez feshedilince şu önemli soru gündeme geldi: "Acaba Körfez bölgesindeki tek demokrasi tehlikede mi ve bu gelişme sonun başlangıcı mı?"

O vakitler yorumcular iki kampa ayrılmıştı. Birinci kampın yorumcuları, son ekonomik krizle yanan Kuveytlilerin, parlamento ile iktidardaki aile arasında devam eden çekişmeleri ve ülkedeki ekonomik ve siyasi felç halinin sürmesini kabul etmedikleri görüşünde. Kuveytliler mali sıkıntılarını çözmek istiyorlar. Ancak içlerinden bazıları, bu çözümlerin demokratik veya demokratik olmayan bir iktidardan gelmesiyle pek ilgilenmiyor.

Parlamentonun fesih konuşmasında, milletvekillerine karşı benzeri görülmemiş sert bir ifade kullanan Kuveyt Emiri başta olmak üzere, iş adamları ve iktidarın çeşitli kanatları hesapçılık suçlamalarına maruz kalmıştı. Bu iş adamları, ekonomik kriz sebebiyle kendilerini, istemeden de olsa, iktidardaki ailenin teknesinde buldular. Dolayısıyla bu kampın yorumcuları, Kuveyt demokrasisinin son nefesini soluduğunu düşünüyor.

İkinci kampın yorumcuları ise tam tersine Kuveyt’teki demokrasinin bir yaşam biçimi haline geldiği görüşünde. Zira artık Kuveyt halkı, özgürlüğü hava gibi solumayı alışkanlık edindi ve karar organlarına katılma bağımlısı oldu.

Kuveyt 18. yüzyıldan itibaren Arap bölgesinde yöneticilerini seçen tek ülkeydi. Kuveyt’te hayat var ve bu hayatı kafelerde, divanlarda, üniversitelerde ve okullarda, kadının etkinliklerinde, matbuat ve gazetelerde, gençlerin canlılığında görürsünüz.

DEMOKRASİ MÜTHİŞ, AMA BAŞARILI MI?
Deniz kıyısına dev bir çadır gibi uzanan parlamento binası önünde duranlar kendilerini şu önemli sorunun karşısında da bulurlar: "Demokrasi gerçekten müthiş, ancak başarılı mı?" Bunu bir başka soru takip eder: "Kuveytliler, üstün demokratik araç olarak gördükleri parlamentoya güvenlerini mi yitiriyorlar?"

Bu şikayetlerin yere basan bazı sebepleri var ve onlar da başka şikayetleri beraberinde getiriyor. Niçin Kuveyt ekonomisi tam anlamıyla modernleşemezken, inşaat ve imar alanlarında gerilerken, Abu Dabi, Katar, Dubai ve Bahreyn’de başkaları ilerleme kaydetti? Ekonomik reform sürecinin, dev projelerin hayata geçirilmesinin önündeki engel ne? Hastaneler, okullar, havaalanı ve altyapının ihmal edilmesinin sorumlusu kim? Bunların sebebi, parlamentonun bazı milletvekilleri ile iktidardaki aile arasında boks ringine dönüşmesi mi, yoksa aileden bazı isimlerin uygulamaları mı?

KUVEYT DEMOKRASİ GENÇLİĞİNİN ZİRVESİNDE
17 Mayıs'ta açıklanan seçim sonuçları ikinci kampın bakış açısını kesin şekilde teyit ediyor. Kuveyt demokrasisi ölüm sarhoşluğu içinde olmadığını, tam tersine canlılığının ve gençliğinin zirvesinde olduğunu ispatladı. Dört kadının milletvekili seçilmesiyle bu gerçekleşti. Kadına seçme ve seçilme hakkı verilmesini şiddetle reddeden muhafazakarlar, kadınla olan seçim savaşında ağır bir kayba uğradı.

Kadının seçimlerdeki bu ezici zaferi aslında seçim başarısından da ötededir. Kuveytli ünlü araştırmacı Ganim Naccar’ın dediği gibi, "tarihi bir dönüşümdür".

Kuveytliler birinci kampın beklediği gibi demokrasiye sırt dönmek yerine, değişim kararı aldılar. Bunu da iktidardaki aileden bazılarının ve etkin bölgesel güçlerin hesaba kattığı şekilde yapmadılar. Liberalleri İslamcılara yeğleyerek değil, genel çıkarlarını özel çıkarlarının üzerine, ulusal etkenleri kabileci, aşiretçi ve mezhepçi etkenlerin önüne koyarak yaptılar. Ve kadınlar için değişimin yanında yer aldılar.

Sonra yüzde 60’a varan bir oranda oy kullanan Kuveytliler, İran’a özel bir yakınlığı bulunmayan, ılımlı Şii milletvekillerinin sayısını 4’ten 9’a çıkararak mezhepçi bölünmüşlükleri de telaffuz etmeye kadir olduklarını gösterdi.

Bütün bu veriler Kuveyt demokrasisinin yeni tarihi bir döneme girdiğini gösteriyor. Fakat bu durum ülkedeki siyasi krizlerin sona erdiği anlamına mı gelir mi? Böyle bir anlama gelmesi elzem değil. Zira hükümet kaynaklarının "sorunlu milletvekilleri" diye adlandırdığı Müslim El Berak, Dayfullah Rumiye, Muhammed El Matiri, Faysal El Müslim, Velid El Tabatabai, sandalyelerini korudular. Bu isimlere Mübarek El Vaglan ve Halid El Tahus’u ilave ediyorum. Bu isimler, hükümetin onayladığı ve Kuveyt ekonomisinin petrole bağlılığına son verilmesi için 1000 projenin başlatılmasını içeren ‘2035 yılı planı’ için 5 milyar dolarlık ödeneği içeren projeleri pür dikkat bekliyorlar.

ÇÖZÜM KUVEYT'TE AYAK DİREYEMEZ
Önceki parlamento, feshedilmeden önce Dow Chemical şirketiyle 17 milyar dolarlık ortak anlaşmayı iptal etmiş ve hükümet rehabilitasyon projesi ertelenmişti. Kriz parlamento ile iktidardaki aile arasında tekrar başını çıkarsa dahi, bu durum Kuveyt demokrasi sürecini etkilemez. Aksine Kuveytlilerin son seçimlerinin gösterdiği gibi kendi siyasi ve ekonomik krizlerine demokratik çözümler bulma ısrarını arttıracaktır.

Anayasa, kaoslu parlamento-hükümet dengesizliği ile istikrar arasında orta bir bölge bulmaya kadir tek güçtür. Çözüm hemen olmayabilir ancak tarih boyunca demokrasiye, sivil ve siyasi toplum arasındaki dengeye bağımlı olduğunu ispatlayan bir ülkede ayak diretemez.

* Londra’da Arapça yayımlanan El Arap gazetesi, 21 Mayıs 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK