2009, 2008'den miras aldığı çatışmalar, kan ve gözyaşıyla girdi hayatımıza. 2009'a dört gün kala Hamas'ın füze saldırılarını gerekçe göstererek başlattığı Gazze harekatında, İsrail önce havadan vurdu bölgeyi, sonrasında karadan Gazze Şeridi'ne girdi. Dünyanın gözleri önünde tam 22 gün sürdü saldırılar ve 300'ü çocuk 1400 Filistinli öldü. İsrail sivillere karşı orantısız güce başvurdu, hükümet binalarını, altyapıyı bombaladı ve yerleşimlere beyaz fosfor bombaları attı. 18 Ocak'ta ise tek taraflı ateşkes ilan edip saldırılarına son verdi.

Daha ateşkes ilanın üzerinden 10 gün geçmişti ki, Başbakan Erdoğan çıktı sahneye. Davos'taki Gazze oturumunda önce İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'e çıkıştı:

"Benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin benden çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz."

Başbakan Erdoğan ardından kendisine konuşma izni vermeyen moderatör David Ignatius'a dönerek: "Sana da çok teşekkür ediyorum. Benim için de bundan böyle Davos bitmiştir. Daha Davos'a gelmem, bunu da böyle bilesiniz" dedi.

Yıl sonuna doğru Türkiye-İsrail ilişkileri bu kez de tatbikat kriziyle imtihan ediliyordu. Türkiye, Ekim'de Konya'da yapılacak "Anadolu Kartalı" tatbikatına İsrail'in katılmasına karşı çıktı. ABD, Hollanda ve İtalya da çekilince tatbikatın uluslararası bölümü iptal edildi. İsrail, Türkiye'yi bundan böyle tarafsız ve adil arabulucu olarak kabul etmeyeceklerini açıklıyordu. Suriye, Türkiye'nin arabuluculuğunda İsrail'le yürüttüğü dolaylı müzakerelerden İsrail'in Gazze saldırıları yüzünden çekilmişti.

İsrail, Başbakan Ehud Olmert yolsuzluk suçlamaları üzerine istifa etmek zorunda kalınca erken seçime gitti. 10 Şubat'ta yapılan oylamada Livni liderliğindeki Kadima 28, Netanyahu liderliğindeki Likud 27 sandalye kazandı. Ama Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini Netanyahu'ya verdi. Sonrasında zor da olsa koalisyon hükümeti kurmayı başardı Netanyahu.

İRAN'DA MUHALİFLER SOKAKLARDAYDI
2009'da en çok konuşulan olaylardan biri de İran'da 12 Haziran'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Seçimi, Ahmedinejad'ın kazandığının açıklanması sonrasında ortalık karıştı. Reformcu aday Mir Hüseyin Musevi, seçime hile karıştırıldığını savunuyor, yandaşlarını direnişe çağırıyordu. Reform yanlıları, sokaklara döküldü. Güvenlik güçleri müsamahasızdı ve rejim isyanı kanla bastırmaya karar vermişti. Protestolara katılan Nida Sultan'ın vurulma anı, reformcuların simgesine dönüştü kısa sürede.

Nida Sultani'nin hayatını kaybedişi saniye saniye görüntülenmişti.
Nida Sultani'nin hayatını kaybedişi saniye saniye görüntülenmişti.

Rejim her türlü toplantı ve gösteriyi yasaklıyor, yabancı basına sansür uyguluyordu. Ama reformcular, cep telefonlarıyla çektikleri görüntüleri Twitter, ve Youtube gibi sitelere yüklüyor, dünya İran'da yaşananları internet üzerinden takip ediyordu. Herşeye rağmen Ahmedinejad, Ağustos'ta ikinci dönemine resmen başladı. Geride, resmi rakamlara göre 30, reformculara göreyse en az 72 ölü kaldı. Son olarak Aşure günü anma törenlerinde muhalefetin gösterileri yeniden başladı ve en az sekiz kişi bu gösterilerde hayatını kaybetti.

İran dünyaya meydana okumayı da sürdürdü. Batıyla yürüttükleri nükleer müzakerelere yeniden dönseler de ilerleme sağlanamadı. Nitekim, Kum kenti yakınlarında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'ndan gizlediği bir tesisi olduğu ortaya çıkınca zor durumda kaldı. BM Güvenlik Konseyi, İran'ı kınayan tasarıyı kabul etti. Bunun üzerine İran Meclisi, uranyum zenginleştirmek üzere 10 yeni tesis daha inşa etme kararı alınca, kriz 2010'a taşındı. Burada ABD'nin yaklaşımı belirleyeci olacak.



İşbaşında bir yılını doldurmaya hazırlanan Başkan Obama, Afganistan sorununu Pakistan'la birlikte ele almaya karar verdi 2009'da. Afganistan'da giderek artan saldırılar, gücünü yeniden kazanan Taliban ve rekor kıran asker ölümleri ortadaydı. Sadece 2009'da 1200 sivil can vermişti. Ama Obama çekilmek seçeneğini düşünmedi ve Afganistan'a 30 bin ek asker yollamaya karar verdi.

20 Ağustos'ta halk sandık başına gitti Afganistan'da. Taliban, seçimi boykot etme çağırısı yapmış, oy kullanacakları ölümle tehdit etmişti. Seçime katılım oranı çok düşük oldu ve oy kullanan bazı kişilerin parmakları, burun ve kulakları kesildi. İlk turda Devlet Başkanı Karzai'nin kazandığı açıklandı ama yaygın hile iddiaları kısa sürede belgelendi. İkinci tur için 7 Kasım tarihi belirlendiyse de, Karzai'nin rakibi Abdullah Abdullah, şaibesiz seçim için taleplerinin reddedildiğini belirterek yarıştan çekildi. Böylece Karzai, Washington'a rağmen koltuğunu korumuş oldu.

Pakistan ise Amerikan ordusunun düzenlediği operasyonlar nedeniyle, yeni yıla gergin girdi. Amerika, Taliban ve El Kaide'yi hedeflese de, insansız uçaklarla düzenlenen saldırılarda siviller de ölüyordu sıklıkla. Cumhurbaşkanı Zerdari zor durumda kalmıştı. Bunun üzerine Pakistan ordusu devreye girdi. Afganistan sınırındaki Svat Vadisi'nde geniş çaplı operasyon başlatıldı. Mayıs ayına gelindiğinde çatışmalardan kaçanların sayısı 2 milyonu buldu. Pakistan ordusu, yıl sonuna doğru bu kez Güney Veziristan'a kara harekatı başlattı. Operasyon, yeni saldırıları tetikledi. Pakistan'ın çeşitli yerlerinde düzenlenen intihar saldırılarında yüzlerce kişi öldü.

IRAK'TA HALA KAN VAR
2009'un başlarında, Amerikan ordusunun Haziran sonu itibarı ile Irak'ta ki kent merkezlerinden çekileceği açıklanmıştı. Bir yandan da ülkede saldırılar arttıyordu. 25 Ekim'de adalet bakanlığının da aralarında olduğu binalara eşzamanlı düzenlenen saldırılar, kayıtlara son iki yılın en büyük intihar eylemleri olarak geçti. 155 kişi öldü. 8 Aralık'ta yine Bağdat'ta en az 112 kişi can verdi.

Siyasi çalkantılar da hala dindirilemedi. Ekim'deki nüfus sayımını etnik ve siyasi gerilimleri körükleyeceği korkusuyla süresiz ertelendi. Genel seçimler ise Ocak sonunda planlanmasına rağmen ancak 7 Mart'ta düzenlenebilecek.

Irak işgali kadar ABD'nin dünyadaki itibarını zedeleyen Guantanamo'daki esir kampını da konuştuk bu yıl. ABD Başkanı Obama kampı kapatacağı sözünü vermişti, ama terör zanlısı oldukları iddiasıyla Guantanamo Üssü'nde tutulanların nereye gönderileceği sorun oldu. Nihayetinde kampın, 1 yıl içinde kapatılamayacağı anlaşıldı.

Başkan Obama, Rusya ile ilişkileri ise yumuşatmaya çalıştı. Moskova'nın karşı çıktığı füze kalkanı projesini iptal etti. Bunun karşılığında, Moskova, İran'ın nükleer programı konusunda Amerikan politikalarına muhalefetini azalttı.

Rusya'da ise çalkantılı bir yıl geride kaldı. Ezici çoğunluk, iplerin hâlâ Başbakan Putin'in elinde olduğunu düşünüyordu. Putin'in de, bu algıya katkıda bulunduğunu söylemek yanlış olmaz. Küçük sanayi kenti Pikalovo'daki fabrikaların peş peşe kapanması ve maaşların ödenmediği şikayetleri üzerine Putin'in ülkenin en önemli işadamlarını azarlaması senenin unutlmayan görüntülerinden biri oldu.

Sudan lideri Ömer El Beşir'i de çokça konuştuk 2009'da. 4 Mart'ta Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından, Darfur'da işlenen insanlık suçları nedeniyle hakkında uluslararası tutuklama emri çıkartılan El Beşir, Batıya meydan okuyordu. El Beşir'in tutuklama emrinin ardından, daha önce iki kez ziyaret ettiği Türkiye'ye bir kez daha gelmesi bekleniyordu, ama son anda ziyaret iptal edildi. El Beşir, artık sadece bir avuç ülkeye gidebiliyor.



Almanya'da 2009 seçim yılıydı. Sonucu, ekonomik krize ilişkin kaygı ve beklentiler belirledi. Başbakan Merkel liderliğindeki Hristiyan Birlik partileri gerileseler de oyların yaklaşık yüzde 34'ünü alarak ilk sıraya yerleşti. Merkel, üçüncü sırayı alan Hür Demokratlarla koalisyona gitti.

Komşu Bulgaristan'da ise halk merkez sağa kaydı. Seçimin galibi, devrik diktatör Jivkov'un eski koruması Sofya Belediye Başkanı Boyko Borisov'un Halk Partisi oldu.

Yunanistan da Karamanlis hükümetinin aldığı erken seçim kararıyla 4 Ekim'de sandık başındaydı.
Oyların yüzde 44'ünü alan Pasok'un lideri Yorgo Papandreu başbakan oldu. Önceliği iflasın eşiğine gelen ekonomiyi toparlamaya veren Papandreu, kemer sıkma politikasına geçiyor.

KKTC'de 19 Nisan'da yapılan erken seçimde Ulusal Birlik Partisi zafer kazandı ve Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP, 26 milletvekilliğiyle tek başına iktidar oldu.

Eylül 2008'de KKTC Cumhurbaşkanı Talat'la Rum Yönetimi lideri Hristofyas arasında başlayan kapsamlı çözüm müzakerelerinde ise 50'yi aşkın görüşme geride kaldı. Bu süreçte somut ilerleme sağlanamadı. Türk tarafı, Rumları oyalama taktiği uygulamakla suçlarken, Rumların eleştirileri Ankara üzerinde yoğunlaştı. Türk tarafı nisan 2010'da KKTC'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminden önce sonuç alınmasını istiyor. Zira, Talat'a göre, statükoyu temsil eden Başbaban Eroğlu'nun, Nisan'da cumhurbaşkanı seçilmesi kuvvetle muhtemel.

6 BAŞLIK DAHA ASKIYA ALINDI
Kıbrıs sorunu, AB-Türkiye ilişkilerinin de ana eksenini oluşturdu 2009'da. AB, Türkiye'nin limanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmadığını not etti. Kağıt üzerinde ek müeyyide yoktu ama Rum yönetimi, sözlü de olsa, 6 başlığın daha müzakerelere açılmasını engellemeyi garantiledi.

AB ise, sancılı bir süreçten sonra Lizbon Anlaşması'nı onayladı. Bu sayede, 19 Kasım'da birliğin ilk başkanı ve dışişleri bakanı seçildi. "Avrupa Konseyi Başkanlığı"na Belçika Başbakanı Herman Van Rompoy getirildi. Van Rompoy, seçildikten sonra makamında kendi kişisel görüşlerine yer olmadığını söylüyor. Ancak Aralık 2004'te yaptığı bir konuşmada, "Türkiye, Avrupa'nın parçası değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır" demesi hala hafızalarda.



Türkiye ile Batı arasında Rasmussen krizi de geride kaldı 2009'da. Rasmussen Nisan'daki NATO zirvesinde örgütün yeni genel sekreteri seçildi, ancak bu seçimin öncesinde Türkiye'nin muhalefetini aşmak zorunda kaldı. Ankara'nın itirazından vazgeçmesi karşılığında, Rasmussen hem Müslümanlardan özür dileyecek, hem de Roj TV'nin faaliyetlerinin yasaklanması için çalışacaktı. Ayrıca, Türkiye'ye genel sekreter yardımcısı düzeyinde bir görev verilecekti. Ama sözler tutulmadı.

Ve, Ermeni açılımı. Somut adım Ermenilerin soykırımın yıldönümü olarak andığı 24 Nisan'dan bir gün önce atıldı ve Türkiye-Ermenistan arasnıda bir yol haritası belirlendiği açıklandı. Yol haritası 31 Ağustos'ta netleşti: "Diplomatik ilişkilerin kurulmasına" ve "ilişkilerin geliştirilmesine" dair iki protokol açıklandı. İki ülke diplomatik ilişki kuracak, sınır açılacak, soykırım iddialarını araştıracak tarih komisyonu oluşturulacaktı.

10 Ekim'de, Zürih'te yaşanan bir krizin ardından protokoller imzalandı. Şimdi, protokollerin iki ülkenin meclisinden geçmesi gerekiyor. Ancak burada da Dağlık Karabağ sorunu devreye giriyor. Türkiye, Azerbaycan'ı küstürmemek için Karabağ sorunu çözülmeden protokolleri onaylamayacağı vaadinde bulunuyor.

Ama Azeriler ikna olmuş görünmüyor. Türkiye'ye piyasanın çok altında bir fiyatla doğalgaz satan Bakü, bu kartını kullandı bile. Ayrıca, Bursa'da oynanan Türkiye-Ermenistan maçına Azeri bayraklarının sokulmaması ve bayrakların bir bölümünün çöpe atıldığının ortaya çıkmasıyla ilişkiler daha da gerildi. Ermeni tarafıysa, Karabağ ile ilişkilerin normalleştirilmesinin iki ayrı süreç olduğunu savunarak önkoşul kabul etmeyeceğini vurguluyor

Türkiye ile Ermenistan arasında arabuluculuk yapan İsviçre'de ise çok tartışılan bir referandum yapıldı 29 Kasım'da. Yeni minare inşaatlarının yasaklanması önergesi, sandığa gidenlerden neredeyse yüzde 60'ının oyuyla kabul edildi. Ancak tepki çeken yasağın AİHM'den dönmesi bekleniyor.



Ve yılın belki de en çok konuşulan konusu: Domuz gribi. Mart sonu-Nisan başında ilk kez Meksika'da görüldüğünde kimse bu kadar hızla yayılacağını tahmin etmemişti salgının. Ancak
kısa sürede milyonlar gribe yakalanmıştı. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, bugüne kadar domuz gribi yüzünden ölenlerin sayısı 10 bini geçti. Salgının, 2010'un ilk aylarında zirve yapması bekleniyor..

Tarihler 25 Şubat'ı gösterdiğinde ise acı haber geldi Hollanda'dan.THY'nin Tekirdağ isimli Boeing 737-800 model uçağı, Amsterdam'daki Schiphol Havaalanı yakınlarında inişe geçtiği sırada düştü.

127 yolcu ve 8 kişilik mürettebatıyla piste 500 metre kala tarlaya çakılan uçaktan 9 kişinin cesedi çıkarıldı. 84 kişi de yaralandı.

Ön rapora göre, sağdaki basınç ve yükseklik ölçerlerin doğru değerleri göstermesine rağmen, arızalı sol yükseklik ölçerden gelen verilere göre hareket eden bilgisayar sistemi, iniş takımlarını açma uyarısı yapmıştı. Uçak inişe geçti, otomatik pilot motorları rölanti konumuna getirerek durdurdu. Ama piste daha çok vardı. Pilotlar durumu farkettiğinde ise artık çok geçti.

1 Haziran'da bu kez Rio-Paris seferini yapan Air France uçağı, Atlas Okyanusu'na çakıldı. Uçaktaki 228 kişiden kurtulan olmadı. Ölenlerden biri, arp sanatçısı Fatma Ceren Necipoğlu'ydu.

30 Haziran'da Yemen Havayolları'na ait Airbus 310, 153 yolcu ve mürettebatıyla Hint Okyanusu'na düştü. Kazadan mucize eseri Baya Bakari adlı kız kurtulmuştu.

Daha önce örneği pek görülmemiş bir vaka da yaşandı 2009'da. 25 Ocak'ta kuş sürüsüne giren "US Airways"e ait Airbus 320'nin pilotu, uçağı, New York'taki Hudson Nehri'ne indirmeyi başardı. 155 yolcu ve mürettebatın tümü kurtuldu.

2009'da dünyayı vuran 7,0 ve üzeri büyüklükteki 14 depremin 5'i Endonezya'daydı. En büyük kayıp, 30 Eylül'de Sumatra Adası açıklarında meydana gelen 7,6 büyüklüğündeki depremde verildi. Resmi rakamlara göre 1115 kişi öldü. 29 Eylül'de meydana gelen 8.0 büyüklüğündeki deprem, Samoa Adaları'nı vurdu. 200 civarında kişi öldü. Depremin yarattığı tsunami 100 metre içerilere kadar ilerledi. İtalya'daki ortaçağ kenti L'Aquila'da meydana gelen depremde de 300'den fazla ölü vardı.

Cinayetler, cinnetler de eksik olmadı 2009'da. 6 Kasım'da Teksas'taki Fort Hood askeri üssünde görevli Filistin kökenli tabip binbaşı Nidal Malik Hasan, 13 kişiyi öldürdükten sonra yaralı olarak yakalandı.



Latin Amerika da hareketli geçen bir yılı geride bıraktı. En çok konuşulan olay Honduras'taki askeri darbeydi. Devlet Başkanı Zelaya, ikinci döneminin önünü açan düzenlemeyi referanduma götürmek isteyince iktidarından oldu. Kosta Rika'ya götürülen devrik lider, 21 Eylül'de Honduras'taki Brezilya Büyükelçiliği'nde ortaya çıktı. O günden beridir de orada yaşıyor.

Venezuela'da, devlet başkanının en çok iki dönem için seçilebileceğine dair hüküm referandumla kaldırıldı. Chavez'in en azından 2019'a kadar koltuğunu korumasının yolu açıldı.

Bolivya'da, yerlilerin ülke gelirlerinden daha fazla pay alabilmesine olanak veren anayasa değişikliği halktan onay aldı. Ülkenin ilk yerli lideri Morales, 6 Aralık'ta yeniden seçildi. Latin Amerika iki yeni solcu lidere de kavuştu. El Salvador'da Marksist isyancıların lideri Mauricio Funes, Uruguay'da ise eski gerilla lideri Mujica başkan oldu.

Şincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi ise 5 Temmuz'da karıştı. Uygurlar ve Han Çinlileri arasında etnik gerginlik çatışmaya dönüştü. Resmi rakamlara göre çoğu Han Çinlisi 197 kişi öldü. Uygur kaynaklara göre ise, hem ölenlerin çoğu Uygur'du hem de gerçek rakam çok daha yüksekti.

Aralık ayında Kopenhag'da yapılan kritik iklim konferansında ise, 2012'de süresi dolacak Kyoto Protokolü'nün yerini alacak anlaşma metni üzerinde uzlaşma sağlandı ama, anlaşmanın bağlayıcı olmaması hayalkırıklığı yarattı. Sonuçta, sanayileşmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere, 2020 yılına kadar 100 milyar dolar aktarmayı taahhüt etti. 2010 sonuna kadar bağlayıcı bir anlaşma konusunda uzlaşılması gerektiği maddesi de bildiriye eklendi.