TRT’nin Arapça kanalının 4 Nisan'da yayın hayatına başlamasıyla birlikte Arap basınında kanala ilişkin farklı birçok haber ve yorum yayınlandı.

İlişkili Haberler


Bazı Arap yazarlar yeni kanalı başbakan Erdoğan’ın Davos formundaki çıkışıyla birlikte değerlendirip, Osmanlı’nın yeniden dönüşü bağlamında değerlendirirken; bazı kalemler temkini elden bırakmadı ve yeni kanalı bölgeye yönelik benzer Arapça kanallar kuran ABD, İngiltere, Almanya, Rusya, Fransa ve Çin’in kültür emperyalizmi kapsamında değerlendirdi.

Londra’da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesinden Zehra Mer’i ‘Erdoğan’ın hatırına TRT izleyeceğiz’ başlıklı makalesinde, Arap insanın bilincinde Erdoğan’ın Arap-İsrail çekişmesindeki tutumlarındaki dolayı büyük takdir topladığını ve Arapların bir çok acılarında yanlarında duran Erdoğan hatırına El Türkiye kanalını kabul edeceklerini belirtti.

Mısır’ın El Ehram gazetesinden Said Alloundi ‘Arap medyası nereye gidiyor?’ başlıklı makalesinde, "Türkiye’nin Arapça kanal kurmasındaki hedefleri ve yeni Osmanlı emelleri beni ilgilendirmez. Asıl tartışılması gereken konu; Arap dünyasının, Amerikan, Fransız, Alman ve İtalyan televizyonları tarafından neden yol geçen hanı gibi kullanıldığıdır.

Irak’taki Amerikan işgaliyle birlikte açılan "El Hurra", Bush yönetimi tarafından Araplara demokrasi müjdeleme amacı taşıyordu. Fransa 24 ise bu ülkenin politikalarını yansıtıyor. Arap bölgesinin medya bağlamında hedef alınması, dünya için bu bölgenin jepolitik ve stratejik önemini yansıtıyor. Ancak bu eli kolu bağlı durmamızı meşrulaştırmaz.

BU KANALLAR YATAK ODAMIZA GİRDİ
Uluslararası medya organlarının saldırısı, tarihteki Moğol saldırılarına benziyor. Ancak şimdi bu saldırılara karşı koyacak tek bir Arap medya sistemi yok. Arap düşüncelerini Batı'ya taşıyabilecek bir medyamız yok. Bu yabancı kanallara, Arap kanallarıyla yanıt vermeliyiz. Özellikle de uydu kanalı kurmak zor değil artık. Bir başka ifade ile Türkiye, Rusya, Fransa ve ABD, Arapça kanallarıyla yatak odalarımıza girebilirler. Hiç kimsenin bunu durdurma imkanı yok. Ancak bu konu bizi ilgilendirmiyormuş gibi başımızı kuma gömmeyelim"

TÜRK KANALI ZORLAYARAK DEĞİL, ÇIKARLAR IŞIĞINDA BAŞARILI OLACAK
Katar El Arap gazetesinden Adnan Ebu Muti ise "Türkiye medya kapısından Arap dünyasına giriyor" başlıklı makalesinde, Türkiye’nin Arapça kanal adımını neden şimdi attığını sorguluyor. Arap bölgesine yönelik benzer Arapça kanalların açıldığını ancak sonuçların cılız kaldığını belirten yazar şunları kaydediyor:

"Arap ülkelerinin içinde bulunduğu uygarlık gerileyişi, gelenek ile modernlik arasındaki çekişme ve değerler sisteminin çöküşü sebebiyle bölgenin kimliği kayboldu. Bu gerileme medya sahasında da yansıdı. Bu boşluğu da yabancı medya dolduruyor. Kanımca Türkler, Arap ve Türk toplumları arasındaki büyük benzerlik ve ortak tarih sebebiyle Araplara yönelik televizyon kanallarında başarılı olacaklar. Diğer ülkelerin kanalları bu özelliğe sahip değil. Kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarını gündeme taşıyorlar, ama istenen başarıyı elde edemediler. AKP hükümeti politikasının Arap komşularla izlediği uzlaşı dili, yeni Türk kanalının zorlama ve tehditle değil, karşılıklı çıkarlar ışığında hedeflerine ulaşmasına destek olacaktır.”

ERDOĞAN'IN GAZZE TUTKUSUNU DÜRÜST BULUYORUM
TRT Arapçanın açılış törenine katılan Cihad El Hazin, El Hayat gazetesindeki köşesinde ‘Geçmişimiz bir, geleceğimiz bir’ başlıklı bir makale yazdı. Erdoğan’ı Kudüs ve Gazze’ye yönelik tutkularında dürüst bulduğunu belirten yazar, Erdoğan’ın konuşmasını Arapça ifadelerle süslemesinin ve ‘doğuya sırtımızı dönmeden Batıya yöneldik’ diye vurgu yapmasının kendisini sevindirdiğini yazdı.

HOŞGELDİN EL TÜRKİYE
Londra kaynaklı El Şarkulevsat gazetesinden Diana Mukallid ise ‘Hoşgeldin El Türkiye’ başlıklı makalesinde, Türkiye’nin Arapça kanalının, Rusya El Yevm, Fransa 24 ve hatta BBC Arabic kanallarından daha fazla ilgi gördüğüne dikkat çekerek kanalı değerlendirmek için henüz erken olduğunu, ancak El Türkiye kanalının bir haber kanalı olmaması sebebiyle diğer ülkelerin Arapça kanallarına benzemediğini, drama, sanat, haber ve ekonominin karışımı genel bir kanal olacağını belirtti. Türkiye’nin yeni medya deneyiminin siyasi tutumlara bağlı olup olmayacağının takip edilmesi gerektiğine vurgu yapan Mukallid, yeni kanalın Arap ülkelerinin içinde bulunduğu temel sorunlara kör kalmaması temennisinde bulundu.

BİZ DE TÜRKÇE KONUŞALIM
Lübnan El Rey gazetesinden Muhammed Harrub ise ‘Biz de Türkçe konuşalım’ başlıklı makalesinde Erdoğan’ın TRT Arapça kanalının açılışında yaptığı konuşmasındaki ‘ortak dili konuşabiliriz’ ifadelerine atıfta bulunarak, bu adamın ve partisinin birçoklarının rekabet ettiği Arap pastasından bir parça istemekte kararlı olduğunu belirterek, Arap sisteminin ve medyasının içine düştüğü kötü duruma dikkat çekiyor.

Arap rejimlerinin kendi toplumlarını bu kanallardan korumak istediklerini ancak Arap semalarındaki dikkat çekici bu ‘saldırıya’ karşı hiç bir şey yapmadıklarını ifade eden yazar Fransızca, Almanca ve Farsça konuşma çağrısı yapanlar gibi Türkçe konuşma çağrısı yapmamızın komik bir yanının olmadığını belirtiyor.