Fransa'nın "Roman sorunu" iç siyasette polemik konusu olmaya devam ediyor. Eski cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy döneminde Romanların Fransa'nın büyük kentlerinin çevrelerinde izinsiz kurdukları gecekonduların polis tarafından boşaltılması ve sınırdışı edilmelerle başlayan, şimdi de sosyalist kimlikli hükümetin İçişleri Bakanı Manuel Valls'in ifadeleriyle devam eden polemik, Mart 2014'te yapılacak belediye seçimlerinin başlıca konularından biri olmaya aday.

Sarkozy döneminde başlatılan baskıcı politikaların sonuç vermemesi, hatta sorunu daha da derinleştirmesi, Romanya ve Bulgaristan vatandaşlarının 1 Ocak 2014'ten itibaren diğer AB ülkelerinde çalışma iznine de kavuşacak olmaları Fransız hükümetinin elini kolunu bağlamış durumda.

Resmi olmayan tahmini rakamlara agöre Fransa'da şu anda Romanya ve Bulgaristan'dan gelmiş yaklaşık 20 bin Roman yaşıyor. Bunların çoğunun başkent Paris ile ülkenin doğusundaki kentlerde yaşadıkları belirtiliyor. Polis ve savcılık istatistiklerine göre de, Fransa'da sadece geçen yıl 7 bin 576 Roman hırsızlık olaylarından ötürü mahkeme önüne çıkarıldı. Romanların işlediği suçlara örnek olarak, basın tarafından da yoğun biçimde işlenen, Paris'teki Louvre Müzesi önündeki kapkaççılar ile telekom şirketi Orange'a ait 800 bin Euro değerindeki kabloların çalınması gösteriliyor.

Romanların kendilerine izinsiz gecekondular kurmaları, bunların hijyen sorunları yaratıp yerel halktan tepki görmesi ve Romanlar arasındaki suç oranı, Fransız hükümetini bu konuları seçim malzemesi olarak kullanmaktan kaçınmayan sağ ve aşırı sağ partilere karşı zor durumda bırakıyor.

İçişleri Bakanı Valls, bu sabah bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Romanların Bulgaristan ve Romanya'ya geri dönmeleri gerektiğini savundu. Çok sayıda Romanın "Sofya ve Bükreş merkezli mafyanın eline düşütüğünü" söyleyen Valls, "Dünyanın tüm sefaletini de ağırlayacak değiliz" şeklinde konuştu.

240 KAMP YIKILDI
Bu yılın ilk 8 ayında Romanlar tarafından kurulmuş 240 kamp şeklindeki izinsiz gecekonduları yıktıklarını bildiren Valls, Romanlar nedeniyle Romanya ve Bulgaristan'ın "bugünkü şartlarda" Schengen alanında çalışma iznine sahip olmalarına karşı olduğunu söyledi. Valls, bu iznin sadece Rumen ve Bulgar işadamlarına sağlanabileceğini, "birçok AB ülkesinin böyle düşündüğünü" belirtti. Ancak Valls ne kadar karşı çıksa da AB takvimi işlemeye başlamış durumda. Yaklaşık 30 milyon Rumen ve Bulgar uyruklu, son anda AB ülkeleri karar verip de yürürlükteki antlaşmaları değiştirmezlerse, Lizbon Antlaşması Romanya ve Bulgaristan'la imzalan ve 2007 yılında yürürlüğe giren üyelik antlaşmaları gereği 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren diğer AB ülkelerinde serbestçe çalışabilecek.

HOLLANDE 'YASADIŞI UYGULAMA' DEMİŞTİ
Bu arada Valls'in Romanlar hakkındaki çıkışı üyesi olduğu Sosyalist Parti'yi (PS) de ikiye böldü. Bazı PS üyeleri Valls'e hak verirken, partinin ileri gelen isimlerinden Lille kenti belediye başkanı Martine Aubry, Valls'i açık biçimde eleştirdi. Bugün cumhurbaşkanı olan François Hollande da 2010 yılında dönemin cumhurbaşkanı Sarkozy'nin Romanlara ait kampları imha kararını "ahlaka uygun olmayan ve yasadışı bir uygulama" olarak değerlendirmişti.

12 BİNDEN FAZLA ROMAN'A SINIRDIŞI
Sarkozy döneminde başlatılan sınırdışı operasyonları kapsamında sadece 2012 yılında Fransa'dan Rumen ve Bulgar uyruklu 12 bin 800 Roman sınırdışı edilmişti. Fransa'yı gönüllü terk eden her Roman da bugüne kadar devletten nakit 300 Euro almaktaydı. Ancak Romanların ülkelerine geri döndükten birkaç ay sonra Fransa'ya yeniden geldiklerinin anlaşılmasıyla fiyaskoya dönüşen bu operasyon sonrasında geri dönüş yardımı kişi başına 50 Euro'ye indirildi.