Wikileaks’ın açıkladığı belgeler arasında Ankara Büyükelçiliğ’nden 26 Ocak 2010 tarihli ve ‘gizli’ ibareli bir yazı da yer alıyor. Yazıda, ABD-Türkiye ilişkilerinin genel bir değerlendirilmesi yapılırken, ABD’nin Türkiye’de yaşanan gelişmeler ve ikili dış politika konularındaki görüşlerini özetliyor.

İstihbarat paylaşımından, Ermenistan açılımına, sivil-asker ilişkilerinden füze kalkanına kadar pek çok kounun başlıklar halıinde yer aldığı metinde istihbarat paylaşımı kararının uygulamaya geçilmeden 2 sene önce kararlaştırıldığı, Başbakan Erdoğan’ın füze kalkanı projesinin İsrail’i de kapsayacağı konusundaki çekinceleri gibi detaylar da yer alıyor.

Metnin ana hatları şöyle;

SINIRLAR BBG EVİ GİBİ İZLENİYOR MU?
Metinde, 2009 yılında açıklanan Türkiye ile istihbarat paylaşımının 2007’de kararlaştırıldığı ve bunun Türkiye’de sıcak karşılandığı belirtiliyor. Başbakan Erdoğan’ın Obama ile Oval Ofis’te yaptığı görüşmede PKK’ya karşı verilen destekten memnun olduğu ancak son dönemde (2009 sonu-2010 başı) Türkiye’nin kayıplarının devam etmesi nedeniyle daha fazla yardım isteyebileceği öngörülüyor.

‘TÜM GÜN DEĞİL, YARIM GÜN’
Yazıda Başbakan Erdoğan’ın 24 saat sınırların gözetlenmesi için bilgi paylaşımı istediği ancak 12 saatlik bir paylaşımın söz konusu olduğu, bununla birlikte Türkiye’nin gerçekleştirdiği yüksek dereceli operasyonlarda paylaşımın 24 saate çıktığı anlatılıyor.

FÜZE KALKANI İSRAİL’İ DE KORURSA!
Metinde devam eden füze kalkanı müzakerelerinde asıl konunun teknik değil politik olduğu belirtiliyor. Başbakan Erdoğan’ın, Başkan Obama ile yaptığı görüşmede “hem iç politika hem de İran politkasındaki maliyetlerin azaltılmasında füze kalkanının NATO şemsiye altına alınmalı” dediği belirtiliyor. Ayrıca Erdoğan’ın, Türkiye’nin katılımının ileride İran’ın yapacağı bir füze saldırısında İsrail’in korunacağı konusunda endişeli olduğu belirtiliyor.

İran’la ilgili olarak Türkiye’nin batının endişelerini anladığı ve belli ölçüde de paylaştığı ancak İran’ı bir enerji tedarikçisi ve Orta Asya’ya açılan ticari kapı olarak gördüğü için sert bir dilin kullanılmasında tereddüt yaşadığı değerlendirmesi yapılıyor.

KUZEY IRAKLA YUMUŞAMA
Ankara büyükelçiliğinden gönderilen bu yazıya göre, Türkiye’nin Irak’ın bütünlüğü konusundaki yaklaşımında bir değişiklik beklenmiyor ancak Kuzey Irak’taki yerel yetkililerle görüşme konusunda daha esnek.

‘SOYKIRIM’ DENMESİ YIKIM OLUR
Ermenistan konusunda kamuoyu tarafından bilinenler bu yazıda da yineleniyor; protokollerin imzalanmasının bir dönüm noktası olduğu ancak daha fazla ilerlemenin olmadığı belirtiliyor. Yazıda ABD’nin 1915 olaylarını ‘soykırım’ olarak adlandırmasının Türkiye’de politik bir fırtınaya neden olacağı ve politik, askeri ve ticari ikili ilişkilerin yıkıma uğrayacağının altı çiziliyor.

‘ERDOĞAN ANTİ-İSRAİL SÖYLEMİNE DEVAM EDECEK’
Türkiye-İsrail ilişkilerinin ele alındığı bölümde Erdoğan’ın söylemleri iç politikaya yönelik popülist söylemler olarak nitelendirilirken, Başbakan’ın anti-İsrail söylemlerinin devam etmesinin beklendiği ve bunun da İsrai-Türkiye ilişkilerini gölgeleyeceği yorumunda bulunuluyor.

DAHA MUHAFAZAKARLAŞMA ENDİŞESİ
Türkiye’nin poltik ortamı hakkında yapılan değerlendirme de ‘İslamcı’ olarak nitelendirilen Adalet ve Kalkınma Partisi’nin halen en güçlü parti olduğu ancak oy oranlarının düştüğü not edilirken, partinin tabanının daha muhafazakar partilere kaymasından duyulan endişelere yer veriliyor.

‘ASKERE GÜVEN AZALDI’
Türkiye’deki sivil-asker ilişkilerinin kompleks olduğunun altı çizilirken, hükümete darbe planları hakkındaki soruşturmalar nedeniyle orduya olan güvende bir azalma olduğuna dikkat çekiliyor.