BBC muhabiri Jonathan Head TMK mağduru çocuklarla ilgili bir makale yazdı. Makalede hapishanelerde tutulan çocukların, modern Türkiye'nin karanlık yüzünü açığa çıkardığı yazıldı.

"Genç, Kürt ve Türkiye'de hapiste" başlıklı makalede şu ifadeler yer aldı:

"Türkiye'nin güneydoğusunda yüzlerce çocuk, hükümet karşıtı protestolara katıldıkları için cezaevinde. Üstelik bu çocuklar çocuk gibi değil, yetişkinlermiş gibi davranılıyor.

Berivan Sayaca, 15 yaşında siyah, dalgalı saçlarıyla çekici bir kız. Ata biniyor, gitar çalıyor.

Aynı zamanda ''hapse mahkum olmuş bir terörist'': Diyarbakır cezaevinde sekiz yıl hapis cezasını çekiyor. Başından geçenler ise, bir Kafka romanından çıkmış gibi. Modern Türkiye'nin karanlık yüzünü açığa çıkarıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin PKK'yla yaklaşık 25 yıldır süren mücadelesinde her iki taraftan 40 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Çatışmanın zirvede olduğu 1990'larda yüzlerce köy boşaltılırken, bu köylerin sakinleri de Doğu Anadolu ovalarıyla çevrili Batman gibi kentlere göç etti.

Berivan Sayaca'nın ailesi de bu göçmenlerden. 1980'lerde yerleşmişler kente. Babası ise, daha sonra iş aramak üzere İstanbul'a gitmiş. İnşaat işçisi olarak çalışmaya başlamış.

Berivan Sayaca, 10 yaşındayken okuldan ayrılarak, bir fabrikada çalışmaya başlamış, daha sonra da, geçen yılın ekim ayında akrabalarında kalmak üzere Batman'a gitmiş.

9 Ekim 2009 günü halasını ziyaret etmek üzere evden çıkmış; bir daha da dönmemiş.

YETİŞKİNLERİN HAPİSHANELERİNDE TUTULUYOR
Ailesinin kızlarına ilişkin aldıkları ilk haber, bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındığı. Bu, Güneydoğu'nun kalabalık kentlerinde sıkça yaşanan bir olay.

Kürtler arasında devlete yönelik husumet yaygın, her yaştan insanlar protestolara katılmak üzere sıkça sokağa çıkıyor. Polise taş, molotof kokteyli atılan eylemler bunlar. Polisin karşılığı da gözyaşartıcı gaz ve tazyikli su.

Berivan Sayaca'nın yargılandığı davada polisin öne sürebildiği tek kanıt, üstelik dört ay sonra, genç kıza ait olduğu öne sürülen yüzü eşarp ile maskelenmiş bir fotoğraf. Berivan ise, eyleme katıldığı, taş attığı iddialarını reddediyor.

Ama Türkiye'nin katı ceza yasaları için bu kanıt terör örgütü üyeliğinden mahkumiyet için yeterli oldu.

Yaşları 13 ila 17 arasında değişen 350'den fazla çocuk, Türkiye'de yetişkinlerin kaldığı cezaevlerinde tutuluyor.

BU SİSTEM MESELESİ
Savunma avukatı Serkan Akbaş, ''Hakimlere bağlı değil, sistem meselesi bu'' diyor.

Yasanın ruhunda PKK'nın düzenlediği gösteriye katılan bir kişinin otomatikman PKK üyesi muamelesi görmesi var.

Kürtlerin düzenledikleri protesto gösterileri de devlet tarafından PKK'nın düzenlediği eylemler gibi görülüyor. PKK üyeliği de, 18 yaşından küçükleri de kapsayacak bir suç.

Avukat Akbaş'a göre, yargıçlar alt sınırdan daha düşük bir ceza verseler bile temyiz aşamasında verilen düşük ceza kararının bozulması hemen hemen kesin.

YARGIDAN ÇOK SAVAŞA BENZİYOR
''Burada tanık olduğumuz bir yargılamadan çok, sanki bir savaşmış hissi veriyor. Türk devletine karşı protesto eylemleri düzenleyen bu çocuklar da, bir tarafta oldukları için cezalandırıyorlar'' diyor Akbaş.

KIZIM SÜREKLİ AĞLIYOR
Berivan'ın annesi haftada bir gün pazartesi günleri Diyarbakır'da cezaevindeki kızıyla yarım saat görüşebilmek için İstanbul'a dönmemiş, Batman'da kalmış. Batman-Diyarbakır arası iki saat.

Kızının sürekli ağladığını, tahliyesi için yalvardığını söylüyor. Neden orada PKK militanları ve diğer suçlularla birlikte aynı cezaevinde tutulduğunu da ne annesi ne de kendisi anlayabilmiş.

Bu uygulamayı meşru gösterecek bir yetkiliyle konuşmak da mümkün değil. BBC'nin sorularını yanıtlayacak polis, savcı ya da hakim bulmak mümkün olmadı. Söyledikleri, yasaları uyguladıklarından ibaret.

SİYASİLERDE BİR TELAŞ YOK
Hükümet ise Kürtler konusunda daha yumuşak, hoşgörülü yeni bir başlangıçtan söz ediyordu. Ancak söz konusu terörle mücadele yasasını geçirmiş olan da AKP.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, yasayı çıkardıklarında gösterilerin üst seviyede olduğunu, 17 yaşındakilerin molotof kokteyli attıklarını söylüyor ve ''yasanın amacı bunları kapsamasıydı, ama şimdi sadece taş atan çocukların da kapsaması yanlış'' diyor.

Ama siyasilerde de harekete geçmek konusunda öyle pek bir telaş yok. AKP, muhalefeti yasal değişiklik girişimlerini engellemekle suçluyor.

Muhalefet ise, parlamentoda çoğunluğa sahip iktidarın istediği yasal değişikliği yapabileceğini söylüyor.

Bu siyasi irade eksikliği Türkiye'de tüm kesimden politikacılar arasında yaygın olan milliyetçi duyarlılıkların sonucu.

TÜRK TOPLUMU BÖLÜNME PARANOYASINDA
Anayasa hukukçusu Ergun Özbudun ise, ''Türk toplumunun bir bölünme paranoyası içinde olduğu'' görüşünde:

''Türklerin çoğunun zihninde, güçlü bir devlet olmalı, eli de ağır olmalı. Avrupa'da ve Batı'da genelde yargı bireysel hak ve özgürlüklerin koruyucusudur. Burada ise tablo tam tersi. Yargı, resmi ideoloji ve devletin egemenliğinin koruyucusu.''

BAŞBAKANIN KIZI OLSAYDI...
Meryem Sayaca ise, ailesi İstanbul ve Batman arasında bölünmüş haldeyken her hafta kızını nasıl ziyaret edebileceğini, çocuğunun serbest bırakılmasını sağlamak için ne yapacağını bilmez bir durumda.

''Eğer başbakanın kızı olsaydı'', diye soruyor kızının fotoğrafına sarılıp:

''Eşi geceleri uyuyabilir miydi, bu durumu kabullenebilir miydi?''