İlişkili Haberler

İngiliz parlamentosu Başbakan Theresa May'in Brexit anlaşmasının reddedilmesinin akabinde ülkenin izleyeceği yolu belirleyecek bir dizi oylama yapacak.

Başbakan Theresa May’in kasım ayında AB ile vardığı Brexit anlaşmasının parlamentonun alt kanadı Avam Kamarasında 15 Ocak'ta yapılan oylamada 202'ye karşı 432 oy gibi tarihi bir farkla reddedilmesinin ardından milletvekilleri ülkenin izleyeceği yol haritasını bugün belirleyecek.

May hükümetinin geçen hafta parlamentoya sunduğu içeriksiz bir önerge iktidar partisi milletvekillerinin, partiler üstü milletvekili gruplarının ve muhalefet partilerinin vereceği değişiklik teklifleriyle şekillendirilmeye çalışılacak.

May partisinin parlamento grubuyla dün yaptığı son toplantıda, milletvekili Graham Brandy'nin değişiklik teklifine destek vermeleri çağrısı yaptı. Brandy'nin teklifi, Brexit anlaşmasının en çok tepki çeken "tedbir maddesinin" yerine "alternatif bir düzenleme" getirilmesini öngörüyor.

İngiltere'nin parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında Brexit'i takiben fiziki sınır girmemesini öngören "tedbir maddesi" hem İngiltere'yi belirsiz bir süre için AB ile gümrük birliği içinde tutacağı, hem de Kuzey İrlanda'yı tedricen İngiltere'den koparacağı gerekçesiyle Muhafazakar Partideki sert Brexit yanlılarının tepkisini çekmişti.

ANLAŞMA REDDEDİLDİ

AB üyeliği yanlıları da bu maddeye, İngiltere'yi AB içinde söz hakkı olmayan fiili bir üyeye dönüştüreceği gerekçesiyle itiraz ediyordu.

May, geçen hafta parlamentoya açıkladığı B Planında da bu maddenin değiştirilmesi için AB ile müzakereye girişeceği vaadinden bulunmuştu.

Ancak AB ve İrlanda Cumhuriyeti bu maddenin değiştirilmesine sıcak bakmıyor.

SERT BREXİTÇİLERİN TUTUMU
Maddeye en sert tepkiyi gösteren isimler arasında yer alan eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson, geçen hafta kaleme aldığı bir makalede, bunun çıkarılması halinde May'in Brexit anlaşmasına destek verebileceği sinyalini gönderdi.

Bununla birlikte, May'in planına karşı çıkan Muhafazakar Partili sert Brexitçilerin önde gelen isimlerinde Jacob Rees-Mogg, Graham'ın değişiklik teklifinin kendilerini tatmin etmediğini açıkladı.

Graham tedbir maddesinin ilave bir protokolle de devre dışı bırakılmasını kabul edebileceğini açıklarken, Rees-Mogg maddenin anlaşma metninden çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

May'in azınlık hükümetine dışarıdan destek veren ancak Brexit anlaşmasına ret oyu veren Kuzey İrlanda'nın Demokratik Birlik Partisi'nin (DUP) bugün alacağı tutum da önem taşıyor. DUP'un, sert Brexitçilerle birlikte hareket etmesi daha güçlü bir ihtimal olarak görülüyor.

Bu haliyle tedbir maddesi etrafında tartışmanın May'in bugün oylamada beklediği desteği alamamasına yol açacağı yorumları yapılıyor.

Sert Brexitçilerin May'e destek vermesinin ancak Brexit'in ertelenmesi veya iptali gibi seçeneklerin kuvvet kazanmasıyla mümkün olabilceği ifade ediliyor.

"ANLAŞMASIZ BREXİT" SEÇENEĞİ
Öte yandan bugün muhalefet partilerinin ve partiler üstü gruplaşmalara giden bazı milletvekillerinin parlamentoya sunduğu çeşitli senaryoları içeren farklı değişiklik teklifleri de gündeme gelecek. Bunlardan hangilerinin oylanacağına ise Parlamento Başkanı John Bercow karar verecek.

Etrafında en geniş konsensüsün sağlandığı senaryoyu, İngiltere'nin AB'den anlaşmasız şekilde ayrılmasının önüne geçmek oluşturuyor.

Normal sürecin işlemesi halinde İngiltere AB ile bir anlaşmaya varsa da varmasa da 29 Mart'ta birlikten resmen ayrılmış olacak.

May'in 2 yıl süren müzakerelerin ardından vardığı kapsamlı anlaşmanın reddedilmesi ve yeni bir anlaşmanın müzakeresi için yeterli zaman kalmaması, ülkenin önündeki en güçlü seçeneği anlaşmasız ayrılık haline getirdi.

Hükümetin bu senaryoyu hayata geçirmesini önleyecek bir değişiklik teklifinin parlamentoda onaylanması durumunda, İngiliz hükümetinin AB ile görüşerek Brexit tarihini erteletmesi gündeme gelebilecek.

Bu, olumlu hiçbir Brexit senaryosunun yeterli desteğe sahip olmadığı İngiliz parlamentosunda çoğunluğun görüş birliğine varabileceği bir adım olarak gösteriliyor.

BREXİT'İN ERTELENMESİ İÇİN YASA
İşçi Partili milletvekili Yvette Cooper'ın iktidar partisi mensubu bazı milletvekillerinin desteğiyle parlamentoya sunduğu teklif, parlamento gündemini belirleme yetkisini hükümetin elinden almayı amaçlıyor.

Teklifin yeterli desteği alması halinde sıradan milletvekilleri yeterli sayıda bir araya gelerek parlamento gündemine yasa tasarısı sunabilecek.

Bu senaryonun hayata geçirilebilmesi durumunda, Brexit'in ertelenmesi yasa yoluyla sağlanacak.

Teklif, Brexit'in 31 Aralık'a kadar ertelenmesini öngörüyor.

ANA MUHALEFET YENİ REFERANDUMA KAPI ARALADI
Ana muhalefetteki İşçi Partisinin değişiklik teklifi öncelikle anlaşmasız Brexit ihtimalinin ortadan kaldırılmasını hedefliyor. İngiltere'nin AB'den ayrılacağı 29 Mart'a kadar yeni bir anlaşma sağlanması imkansıza yakın olduğu için, bu da Brexit'in ertelenmesi anlamına gelecek.

Teklifte, böylelikle elde edilecek ilave zamanda yürütülecek müzakere ile varılacak bir Brexit anlaşmasının veya "bir başka önerinin" referanduma sunulması isteniyor.

Bu, şimdiye kadar Brexit konusunda ikinci referanduma destek vermekten kaçınan İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in bu konudaki kamuoyu baskısı karşısında attığı bir geri adım niteliği taşıyor.

İşçi Partisi, öncelikle AB ile gümrük birliği ve tek pazar ilişkisini koruyacak bir anlaşmaya varılmasını savunuyor.

Teklifte referanduma sunulacak diğer "öneri" açıkça belirtilmese de bunun AB üyeliğine devam edilmesini de içerecek bir sorunun halka yeniden sorulmasına kapı araladığı değerlendiriliyor.

EN ÇOK DESTEK GÖREN SENARYOYU BULMAK
İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekili Dominic Grieve'in sunduğu değişiklik teklifi ise parlamentoda çok daha fazla sayıda oylama yapılmasını öngörüyor.

Grieve'in teklifinin onaylanması halinde İngiliz hükümeti parlamentoya 26 Mart'tan önce alternatif Brexit senaryolarını 6 gün boyunca tartışma ve tek tek oylama yolunu açacak.

Teklif, böylelikle parlamenterlerin en çok destek verdiği seçeceğin belirlenmesini hedefliyor.

"VATANDAŞ MECLİSİ"
İşçi Partili milletvekili Stella Creasy'nin değişiklik teklifi de öncelikle Brexit tarihinin ertelenmesini öngörüyor. Teklife göre hükümet, Brexit sürecinde 250 kişiden oluşturulacak bir "vatandaş meclisi"ne söz hakkı tanıyacak.

İngiltere'nin nüfus yapısını yansıtacak şekilde teşkil edilecek vatandaş meclisinin bir uzman danışman heyetinin de desteğiyle 10 hafta boyunca Brexit konusundaki muhtelif senaryoları tartışması ve ardından önerilerin hükümete sunması öngörülüyor.

Teklif, vatandaş meclisinin önerilerine hükümetin takip eden 2 hafta içinde yanıt vermesini de içeriyor.

Bugün oylanacak değişiklik teklifleri İngiliz hükümeti için bağlayıcı nitelik taşımıyor. Herhangi bir teklifin sadece alacağı oy miktarıyla hükümet üzerinde siyasi bir baskı oluşturması bekleniyor.

Bunun tek istisnasını Yvette Cooper'ın değişiklik teklifi oluşturuyor. Cooper'ın teklifinin hedeflediği desteği bulması halinde Brexit'in ertelenmesi yasalaşacağı için hükümet de buna uymaya mecbur kalacak.

İSTİFA FURYASI GELEBİLİR
Çalışma Bakanı Amber Rudd'un geçen hafta May'e yönelttiği talep kritik gelişmelerin habercisi olarak değerlendirildi.

Rudd, May'e çağrıda bulunarak bugünkü oylamalarda Muhafazakar Partili milletvekillerini serbest bırakmasını istedi.

İngiliz basınında yer alan kulis haberlerine göre Rudd'a destek veren bazı kabine üyeleri, May'in bu talebi geri çevirmesi durumunda kritik görevlerdeki 40 kadar bakan ve diğer yetkilinin istifa etmeye hazırlandığının sinyalini veriyor.

Maliye Bakanı Philip Hammond da "anlaşmasız ayrılık" seçeceğine karşı olduğunu kamuoyu önünde açıkladı. Hammond'ın da istifa edebileceği konuşuluyor.

Hükümet kanadında yaşanacak bu çapta bir istifa furyası ülkede erken seçimi de gündeme getirebilir.

ANLAŞMASIZ AYRILIK KABUSU
İngiltere'de anlaşmasız Brexit'e sadece "sert Brexitçi" olarak tanımlanan, milliyetçi kesimlerin sıcak baktığı görülüyor.

Parlamento aritmetiği içinde bu seçeneğe en büyük destek iktidardaki Muhafazakar Parti içinde bulunuyor. Ancak bu milletvekillerinin sayısı da 650 sandalyeli parlamentoda 100 civarında bulunuyor.

Toplumda anlaşmasız Brexit'e karşı en net tavrı ise iş çevreleri almış durumda. AB ile yılda 500 milyar sterlinden fazla ticaret hacmi olan İngiltere'de, anlaşmasız Brexit'in ekonomiyi yüzde 10'a kadar küçültebileceğinden korkuluyor.

Anlaşmasız Brexit'in ülkede ilaç ve gıda sıkıntısına yol açması, toplumsal olayları tetiklemesi de muhtemel görülüyor.

Ülkedeki perakende zincileri dün yayımladıkları bir ortak mektupla, anlaşmasız ayrılığın ülkede taze meyve ve sebze sıkıntısına yol açacağı ve bunun da fiyatları artıracağı uyarısında bulundu.

Bu seçeceğin hayata geçirilmesi halinde İrlanda Cumhuriyeti ile Kuzey İrlanda arasında sokacağı sınır nedeniyle bölgede terör ve çatışmayı canlandırması, İskoçya'da bağımsızlık referandumunu tetiklemesi güçlü ihtimaller olarak gösteriliyor.

YENİ BREXİT REFERANDUMU
Öte yandan Brexit konusunda yeni bir referanduma gidilmesi için uzun süredir kampanya yürüten grupların ümitleri artıyor.

Bu gruplara göre, parlamentonun herhangi bir Brexit senaryosu üzerinde görüş birliğine varamayacağı netleştikçe, milletvekillerinin de hükümetin de yeni referandum seçeneğine gösterdikleri direnç kırılacak.

Yeni bir Brexit referandumu da Brexit tarihinin ertelenmesini gerektiriyor. İngiltere'deki mevzuata göre referandum en erken 22 hafta sonunda yapılabilir. Parlamentonun referandum konusunda anlaşmazlığa düştüğü durumlarda bu süre 1 yıla kadar da uzayabiliyor.

Daralan Brexit takvimi içinde İngiltere'de tartışılan hemen hemen bütün seçeneklerin ön koşulu ülkenin AB'den ayrılacağı 29 Mart tarihinin ertelenmesi olarak ortaya çıkıyor. Ancak bunun da doğuracağı önemli bir sakınca olarak mayıs ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri gösteriliyor.

İngiltere Brexit'in ertelemesi halinde, bu seçimlere katılmak zorunda kalacak. Bu da, Avrupa Parlamentosuna milletvekili göndermenin yanı sıra AB üyeliğinden kaynaklanan bir dizi başka yükümlülüğün altına girmesi anlamına gelecek.

İngiltere 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile AB'den ayrılma kararı almıştı. Ancak İngiltere'ye bağlı İskoçya'da seçmenlerin yüzde 62'si, Kuzey İrlanda'da da yüzde 55,8'i AB üyesi olarak kalınmasından yana oy kullanmıştı.