İngiltere'nin Stoke-on-Trent şehrinde akşam saatleri... Sokağın en karanlık noktasına bir otomobil yanaşıyor. İçinden elinde minder ve yanında köpekle inen adam birazdan yaşanacak şeylerin baş kahramanı.

Gerisini aşağıdaki görüntüler zaten anlatıyor:

Sonraki olay ise Rusya'dan... Sibirya'daki Mametkino köyünde hava sıcaklığı zaman zaman -30 dereceye kadar düşebiliyor. Soğuk havada, bembeyaz kar örütüsünün arasında, 6 aydır otobüs durağını bekleyen bir köpek var. Hachiko...

Hani ölen sahibini yıllarca onu işe uğurladığı metro istasyonunda bekleyen şu köpekten almış adını. O da 6 aydır aynı otobüs durağında sahibini bekliyor. Ama bir fark var sahibi onu terk edip gitti.

Köyde yaşayanlar birkaç sefer onu duraktan uzaklaştırmak, evlerinde bakmak istemiş ama Hachiko ısrarla reddetmiş sahibini beklediği otobüs durağını bırakmayı...

Neyse ki bu iki hikayenin sonu da kötü bitmedi. Hayvansever organizasyonlar iki ülkede de duruma el koydu ve iki masum canı kurtardı. Hatta İngiltere'de köpeğini yol kenarına terk eden adam güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edilerek hakkında soruşturma başlatıldı.

Peki hevesle alınıp belki bir yaz belki daha kısa mutlu olmasına izin verdikten sonra terk edilen onlarcası şimdi ne yapıyor?

Yukarıdaki olaylar sosyal medya kullanıcıları arasında bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Sınırsız isteklerimizin kurbanı aslında durumdan hiç haberi olmayan masum canlılar olabilir mi? Hayatıyla oynadığımız şeyin bir canlı olduğunun farkına varmak, sorumluluk ile hevesi birbirine karıştırmamak çok mu zor? 

İnsan vicdanının en büyük sınavıdır şefkat. Ya bir hayatı yol kenarına yahut otobüs durağına terk edip bu sınavdan çuvallarsın; ya da o hayatla şefkat büyütürsün.