İran’ın nükleer programı yine gündemde. Bu kez, Tahran yönetiminin nükleer programını yeraltına taşmaya başladığı iddiaları konuşuluyor.

İstihbarat raporlarına dayandırılan iddiaya göre İran, nükleer tesislerini dini merkezi olan Kum kenti yakınlarındaki Fordow’a nakletmeye başladı. Dağın içinde kurulan Fordow tesisinin hava ve füze saldırılarına karşı özel olarak tasarlandığı istihbarat raporlarına yansıdı.

İstihbarat raporları ayrıca uranyum zenginleştirmede kullanılan 3 bin santrifüjün de yer altı tesisine taşınmaya başlandığını yazdı. Bu rakam, Natanz tesisinde sabotajla kullanılamaz hale getirilen santrifüj sayısının üç katı.

Tahran yönetimi yer altı tesisinin varlığı konusundaki iddiaları yalanlasa da istihbarat yetkililerinin bilgilendirdiği diplomatlar bu konuda ikna olmuş görünüyor. Gelişmeleri değerlendiren bir batılı yetkili “Fordow’da hazırlık yapıyorlar” dedi.

Fordow tesislerinin uydu görüntüsü
Fordow tesislerinin uydu görüntüsü

‘EŞİK AŞILDI’
Batılı diplomatları, İran’ın nükleer silah yapma isteği konusunda endişelendiren tek gelişme, yer altı tesisleri değil. Nitekim İran’ın nükleer programının başındaki isim olan Ferudun Abbasi bu ayın başında, ülkesinin yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum üretimini üç katına çıkaracağını açıklamıştı. Uranyumun yüzde 20 oranında zenginleştirilmesi, nükleer silah için gerekli olan yüzde 90’lık oran için bir eşik kabul ediliyor.

‘İRAN’IN NÜKLEER SİLAH SAHİBİ OLMASINA AZ KALDI’
Nükleer müzakereler için Viyana’da bulunan İran Dışişleri Bakanı Ali Akbar Salehi uranyum zenginleştirme politikalarının silah yapmak amaçlı olduğunu bir kez daha reddetti. Buna karşın Birleşmiş Milletler Nükleer Teftiş eski başkanı Olli Heinonen de, İran’ın nükleer silah yapabilecek ülkeler arasına girmeye doğru ilerlediğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague de, bu hafta bir Amerikan dergisi için kaleme aldığı makalesinde, İran’ın uranyumu silahlanma için yeterli şekilde zenginleştirmesine 3 ay kaldığını iddia etti. Hague ayrıca, İran’ın daha önceden nükleer programı ile ilgili bilgileri Atom Enerjisi Kurumu’ndan gizlediğini de hatırlatarak, Tahran’a yönelik denetimlerin tam anlamıyla güvenilir olamayacağını ileri sürdü.