ABD Başkanı Barack Obama'nın Kahire'de yaptığı konuşma, İslam dünyasında hem umut hem şüpheyle karşılandı.

İlişkili Haberler


Iraklı Şii lideri Muktada Sadr, Obama'nın İslam konusundaki samimiyetine inanmadığını ve ABD'nin amacının dünyayı köleleştirmek olduğunu söyledi.

Sadr'ın Necef'te basına dağıtılan açıklamasında, "Barack Obama, İslam'a eskiden ve şimdi düşman olan ve ileride düşman olacak Amerikan politikasını değiştiremez" denildi.

Açıklamada, "Obama'nın yapmacık konuşmasının tek hedefi vardı: George W. Bush'un kullandığı yoldan farklı bir yolla dünyayı iradesi altına almak. Direnişin devam edeceğini bilmeli. Bu laflara ABD Irak'tan, Afganistan'dan çekilene ve düşman İsrail'den desteğini çekene kadar inanmayacağız" ifadesi kullanıldı.

HİZBULLAH
Lübnan'daki Şii Hizbullah örgütü de Obama'nın konuşmasını eleştirdi.

Hizbullah milletvekili Hasan Fadlallah, Obama'nın konuşmasının "ABD'nin Orta Doğu siyasetinde hiçbir gerçek değişiklik içermediğini" belirterek, "Arap-İslam dünyasının ders almaya değil, somut eylemlere ihtiyacı var. Bu somut eylemlere Filistin davasına karşı radikal bir değişiklikle başlanmalı" dedi.

Fadlallah, "Araplarla Müslümanlar için sorunun, ABD yönetiminin İsrail'in bölgedeki saldırılarına destek vermesinden kaynaklandığını" ifade etti.

Bu arada, Hizbullah'ın El Manar televizyonu Obama'nın konuşmasını canlı yayımladı ve alt yazısında konuşmayı 'tarihi' olarak tanıttı.

İRAN
İran hükümeti konuşma hakkında sessiz kalırken, konuşmayı yayımlamayan İran devlet televizyonu, konuşma hakkında "bir sürü laf, çekici ama inanılmaz" bir konuşma diye yorum yaptı.

İran'da eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde cumhurbaşkanı yardımcısı olan Hüccetülislam Muhammed Ali Abtahi ise konuşmayı eski "Başkan Bush döneminde yaratılan düşmanca ortamın tazmin edilmesi" olarak nitelerken, siyasi yorumcu Ali Rıza Hamesiyan, Obama'nın İran'ın barışçı amaçlarla nükleer enerji üretme hakkını kabul etmesinin "ABD ile daha iyi ilişkiler yönünde atılmış ileri bir adım" olarak niteledi.

FİLİSTİNLİ RADİKAL ÖRGÜTLER
Hamas dahil, Suriye'de üslenmiş olan 8 Filistinli grup yayımladıkları ortak açıklamada, Obama'nın konuşmasını "halkı yanıltma girişimi olarak gördüklerini" belirttiler.

Açıklamada, "Obama'nın konuşması halkı yanıltma ve Amerika'nın Arap ve İslam dünyasındaki saldırgan imajını düzeltme için daha fazla yanılsama yaratma yönünde bir girişimdir" denildi.

Suriyeli siyasi yorumcu İmad Şuayibi ise "alışkın olduğumuzdan farklı bir dille yapılan bir konuşma. Bu olumlu bir şey" dedi.

Suudi Arabistan'da radikal militanları rehabilite etmekle görevli komisyonun üyesi olan Şeyh muhammed el Nucaimi, militanlara Müslümanların yeni Amerikan yönetimine yardım etmesi ve jestlerine karşılık vermesi gerektiğini söyleyeceğini belirtti.

Şeyh el Nucaimi, "Amerikalılar uygar insanlar. Bundan önceki başkan onları temsil etmiyordu. Bugün yeni bir dil kullanan ve yeni bir dünya isteyen bir başkanları var. Ona şans tanımalı ve planlarını başarısızlığa uğratacak yeni bir cephe açmamalıyız" diye konuştu.

Endonezya'nın başkenti Cakarta'da radikal İslamcı bir örgüte ait yatılı okulun müdürü olan Vahyuddin ise Obama'ya "güvenmediğini" belirterek, "Amerika ya da daha doğrusu Bush'un geçmişte yaptıkları için Müslümanlardan özür dilemeye çalıştı. Farklı olma sözü veriyor. Ama hepsi bu, sadece söz. Bir uygulama görmek istiyoruz. Bütün Müslüman ülkelere yapılan müdahalelerin sona erdiğini görmek istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz" dedi.

Pakistan'da siyasi yorumcu Siraj Vahab da, Aaj TV'ye yaptığı açıklamada "ABD'nin dünyada açtığı yaralar çok derin ve bu yaralar tek bir konuşmayla kapatılamaz" diye konuştu.




Amerikalı muhafazakarlar da, Obama'nın konuşmasının ABD'yi zayıflattığı görüşünde.

Muhafazakar American Enterprise Institute (AEI) adlı düşünce kuruluşunun Başkan Yardımcısı Danielle Pletka, "Kahire Kapitülasyonu" başlığıyla yayımladığı mesajda, Obama'nın konuşmasını Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in dev bir resminin altında yapmasından üzüntü duyduğunu belirtti.

Mesajda, "Müslüman dünyasına yapılan bu konuşmada, bölge liderlerinin zihniyetinin kullanıldığı ve konuşmanın ABD'nin sembolik öneminin tanınmasını ve ulusal çıkarlar konusunda ilerleme kaydedilmesini sağlamadığı" ifade edildi.

Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi azınlık lideri John Boehner de, Obama'nın İran liderlerine şartsız diyalog önerisini yineleyerek ABD'yi zayıflattığını ileri sürdü.

Boehner, düzenlediği basın toplantısında, "İranlı liderlerin utanç verici açıklamaları göz önüne alındığında, onlarla aynı masaya oturarak şartsız konuşacağımızı söyleyebileceğimizi düşünmüyorum. İsraillilerin onları teröristlerle aynı kefeye koymamızı hak ettiklerini de düşünmüyorum" dedi.




Obama'nın verdiği mesajlar, Brüksel'de memnuniyetle karşılandı. AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, Obama'nın konuşmanın İslam dünyasıyla ilişkilerde yeni sayfa açacağını söyledi.

Solana, yaptığı yazılı açıklamada, "Başkan Obama'nın Kahire konuşması hem içerik hem de şekil olarak kayda değerdi. Şüphesiz Arap-İslam dünyasıyla ilişkilerde ve umarım birçok çatışma bölgesinde karşılaştığımız birçok sorunu çözme çabalarında yeni sayfa açacak bir konuşmaydı" dedi.

Obama'nın konuşmasında AB'nin bir süredir savunduğu görüşleri bulmaktan memnuniyet duyduğunu belirten Solana, "Umarım AB, ABD ve bölge ülkeleri olarak Orta Doğu'da karşılaştığımız birçok sorunu çözmeye başlayabiliriz" temennisini dile getirdi.

Obama'nın konuşmasının ardından hiç susmayan cep telefonuyla konuştuğu başbakanlar ve bakanların çok olumlu tepkiler verdiğini anlatan Solana, "Herkes iyimserce etkilenmişti ve bence bu konuşmanın yarattığı atmosfer çok olumluydu" dedi.

"Artık başarısızlığa yer olmadığını" belirten Solana, gelecek hafta Orta Doğu'yu ziyaret ederek yıllardır kendilerinin rüyası olan ve bugünkü konuşmada dile getirilen konuları takip etme fırsatını yakalayacağını ifade etti.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Hans-Gert Pöttering ise ABD Başkanı Obama'nın İsrail-Filistin sorununun çözümü yönündeki "cesaret ve kararlılığını" memnuniyetle karşıladığını belirterek Orta Doğu'da BM nezaretinde barışçıl ve kalıcı çözümün uluslararası tanınmış sınırlarla ve barış içinde bir arada yaşayacak İsrail ve Filistin devletlerinin kurulmasına bağlı olduğunu vurguladı.

Pöttering, "İki devletli çözüme dayalı kalıcı barış sadece tüm tarafların aktif katılımı ve toplumların karşılıklı anlayışını uygulamada teşvik edecek güven artırıcı önlemlerle elde edilebilir" dedi.

Pöttering, İsrail'in halkının barış ve güvenlik içinde yaşama isteğine cevap vermesi çağrısında bulunarak bunun sadece 2002 Arap Barış İnsiyatifi'ne katılan ılımlı Arap ülkeleriyle normalleştirilmiş ve barışçıl ilişkilerle sağlanabileceğini kaydetti.