İtalyan hükümet kaynaklarına göre, uluslararası Libya konferansı kapsamında İtalya'nın Palermo kentinde bulunan Serrac ve Hafter, diğer bazı uluslararası liderlerin de katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi.

Libya'nın batısını kontrol eden Serrac ile darbeci general Hafter, Paris'te mayıs ayında yaptıkları görüşmeden bu yana ilk kez bir araya gelmiş oldu.

BM SÜRECİ ELE ALINACAK

BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Salame'nin Eylül 2017'de sunduğu üç aşamalı eylem planına göre, ülkede 2018 sona ermeden devlet başkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması amaçlanıyordu. Devlet başkanlığı seçimlerinde adaylığı konuşulan isimler arasında Hafter de yer alıyordu.

Ancak Selame, son açıklamasında, Libya için takvimin 2019'un "ilk aylarında bir ulusal barış konferansının düzenlenmesi ve bahara doğru seçimlerin gerçekleşmesi" şeklinde revize etmişti.

Palermo'daki konferansta uluslararası toplumun BM planına desteğinin yinelenmesi beklenirken, bunun yanı sıra siyasi istikrarın tesisi, ekonomik ve kurumsal reformlar ve güvenlik gibi konuların ele alınması planlanıyor.

SİYASİ KRİZİN ARKA PLANI

Afrika'nın en büyük petrol rezervlerine sahip Libya'da 42 yıllık Kaddafi dönemi, 17 Şubat 2011'de başlayan ayaklanmaların ardından NATO müdahalesiyle sona erdi. Ancak rakip siyasi otoritelerin neden olduğu istikrarsızlık, geçiş dönemindeki başarısızlıklar ve silahlı grupların yol açtığı şiddet nedeniyle ülke 7 yıldır huzura kavuşamadı.

Libya'da 2014'te gerçekleşen tartışmalı seçimlerin ardından başkent Trablus ile doğuda Tobruk kentinde rakip siyasi otoriteler ortaya çıktı.

BM aracılığıyla Fas'ın Suheyrat kentinde Aralık 2015'te imzalanan anlaşmanın sonucunda göreve gelen UMH, uluslararası meşruiyete sahip olarak başkentte bulunuyor. Ancak UMH, kendi güvenliği için işbirliği yaptığı milislerin üzerinde otorite sağlayamıyor ve zaman zaman güvenlik krizi sarmalına giriyor.

Doğuda ise Libya Ulusal Ordusu isimli silahlı gruba liderlik eden Halife Hafter ve Tobruk Temsilciler Meclisi yer alıyor. Hafter, tüm ülkenin kontrolünü eline alacağı bir yönetim arzuladığını saklamıyor.

Trablus-Tobruk ayrımı ülkenin kurumları arasında çekişmeye yol açıyor. İki ayrı merkezin meşruiyet için yarıştığı, rakip ulusal petrol şirketleri, rakip merkez bankaları gibi kurumlar, güvenlik yönünden sıkıntıdaki ülkenin istikrarını daha da zora sokuyor.