NTV

'Kasetle gelen devrim, cep telefonuyla gidiyor'

25.06.2009 13:49

'Kasetle gelen devrim, cep telefonuyla gidiyor'

İranlıların çoğunluğunun rejime ve iletişim organlarına güveni yok. Göstericiler iletişimini cep telefonu ile sağlıyor. Arap yazar Memun Fendi ise, "Bir kasetle gelen Humeyni rejimi, cep telefonları ile mi gidecek?" diye soruyor.

İran devrimi, İmam Humeyni’nin hutbelerini şakıyan, İranlıları isyana ve Şahı düşürmeye teşvik eden kasetlerle gelmişti. İran'da artan gerginlikten anlaşıldığı üzere, dün kasetlerle gelen devrim, göstericilerin ülkeyi saran kaynama halini belgelemek için kullandığı cep telefonlarıyla gidecek gibi.

Göstericiler görüntüleri internet üzerinden bütün dünyaya gönderiyorlar. İnternet öncesi dönemlerden gelmiş devrim adamları ise, gençlerin elektronik direnişi kullanması karşısında aciz kalıyor. Devrimci rejimlerin, konserve yiyecekler gibi bir geçerlilik süresi var. Görünen o ki bugün İranlılar geçerlilik süresi sona ermiş bir rejim karşısında olduklarını anladılar.

Sokaktaki gençlerin bu sürenin sonuna gelindiğini ilan etmesi karşısında, rejimin durumu karışık. İran’daki muhalif protestoları aktaran cep telefonu görüntüleri, dini rehberin kafasını karıştırdı ve bu karışıklık geçen Cuma hutbesinde açıkça görüldü.

Ayetullah Ali Hamaney hutbesinde, muhalefete yönelik kan akıtma tehdidi ve özellikle de Batı medyasına karşı husumet yer aldı. Hutbede Uzmanlar Konseyi Başkanı Haşimi Rafsancani’yi hoşnut etmek de vardı. Çünkü Uzmanlar Konseyi'nin ülkedeki dini liderin görevine son verme ve başka bir dini rehber atama yetkisi var. Hamaney, Cuma hutbesinde Rafsancani’nin adını zikrederken -ki bu az rastlanan bir durumdur- yolsuzluk suçlamasını ondan uzak tuttu. Rafsancani'yi parasını devrime adayan biri ve elli yıllık bir dost olarak niteledi. Yani adeta kendisini görevden uzaklaştırmaması için rüşvet verdi. Rafsancani’nin muhalefet saflarına katılması dini rehberin korktuğu bir senaryo. Böyle bir durumda Hamaney'in muhalefet karşısında güçlü durabilmesi mümkün değil.

Görünen o ki İran’da durum kontrolden çıktı, ne dini rehber ne de muhalefet liderleri sokakları kontrol edebiliyor. Bu protesto hareketlerinin yeni liderler çıkarması mümkün. Bugün İran otoriter rejim ve muhalefet arasında bölünüyor.

ARTIK İRAN LÜBNAN'I MI ÖRNEK ALIYOR?
Bizler geçmişte İran’ın Lübnan’a etkide bulunduğunu ifade ediyorduk, ancak bugün Lübnan’ın İran’a etkide bulunduğu açık. Tahran sokaklarında bir kısmı Ahmedinejad ve dini lider Hamaney'i, bir kısmı da Musevi ve muhalefeti destekleyen gösteriler görüyoruz. Bu durum Hizbullah’ın ve 14 Mart grubunun Beyrut meydanlarındaki oturma eylemlerini andırdı. İran bugün dini lider Hamaney ile Musevi arasında Lübnan’daki 14 Mart ve 8 Mart güçlerini andıran gruplara bölündü. Tıpkı Saad Hariri ile Hasan Nasrallah arasında bölünmüş Lübnan gibi.

İran'da din adamlarının hutbelerinde veyay kaydedilmiş kasetlerde seslerini duymak önemliydi. Şimdi, sesin önemli olduğu bu dünyadan, en önemli aracın cep telefonu olduğu görüntünün dünyasına geçildi. Bu araç İran’ı dünyaya, dünyayı İran’a taşıyor.

DEVRİMİN ÖZÜ KÜÇÜK MEDYADA SAKLI
Bir kısmımız televizyon, radyo ve uydu kanalları gibi büyük medyanın tutkunuyuz. Ancak üçüncü dünya toplumlarında devrimin özü küçük medyada, yetmişli ve seksenli yıllarda kasette, doksanlardan günümüze kadar da cep telefonunda saklı. Bu durum toplumlardaki iletişimin yapısıyla da alakalı. Zira İran da dahil üçüncü dünya toplumlarında medya dürüstlüğünü kaybediyor ve insanlar A noktasından B noktasına kendi aralarında direkt bağlantı kuruyor. Bu baskın olan iletişim yöntemi. İnsanlar gazetelerde haberleri okuyorlar ve ardından hükümetin farklı bakanlıklarında veya kurumlarındaki yakınlarıyla haberin doğruluğunu teyit etmek için bağlantı kuruyorlar. Televizyon ve gazetenin sunduğu, bir kısmı doğru, bir kısmı yalandan ibaret olan soyut bir dünyadan ibaret.

Bununla birlikte dikkatli olmamız gereken nokta, teknolojiye değil İran’a yoğunlaşmamız gerektiği. Arap dünyasında teknolojiyi incelemeye çalışan Batılı araştırmacılar bu hataya düştü. Teknolojiye yoğunlaştılar ve Arap dünyasının kültürünü, tarihini, toplum yapısını ve beşeri boyutunu göz ardı ettiler. Bazıları bugün İran’a da aynı şeyi yapıyor.

HALK RESMİ MEDYAYA GÜVENMİYOR
İran’da yaşananları anlamamıziçin temel nokta teknolojiden çok, medya, hükümet ve halk arasındaki güven ilişkisidir. İran gösterilerinde alternatif medyanın yoğun kullanılmasından anlaşılıyor ki halk resmi medyaya güvenini yitirmiş durumda. Bu güvensizliğin bir parçası veliyulfakih rejiminin otoriter yapısından, diğer kısmı ise İran ve benzeri toplumların henüz tam modernleşememiş üçüncü dünya ülkeleri olmasından kaynaklanıyor.

Devlet ile toplum arasındaki güvensizlik sadece İran’ın özelliği değil. Arap dünyasında da, özellikle 1967 yenilgisi sonrasında Arap halkları resmi medyaya güvenini yitirdi. Çünkü halklar uğranılan ağır hezimeti sadece BBC gibi yabancı kaynaklardan duydular. Bütün Arap gazeteleri, radyo istasyonları ve televizyonları ise Arap halklarına ordularının İsrail ordusunu silip süpürdüğünü ve ağır yenilgilere uğrattığını haber veriyordu.

HUMEYNİ ŞAH'IN RADYOLARINI KASETLE DEĞİŞTİRMİŞTİ
İranlıların çoğunluğunun rejime ve iletişim organlarına güveni yok. Devlet televizyonlarının ve radyoların yerini cep telefonları aldı. Tıpkı Humeyni’nin Şah’ın radyolarının yerini kasetle değiştirmesi gibi. Humeyni’nin kaset yoluyla yaptığını, bugün molla rejimini protesto eden gençler cep telefonu ile yapıyor.

İran’ın hikayesi küçük medyaya mahkum kalacak. Tahran sokaklarında cep telefonları karşı devrimi gerçekleştiriyor.

Geçen Cuma günkü hutbede dini rehber kafası karışık göründü. Uyardı, saldırdı ve birilierini de memnun etmeye çalıştı. Göstericilerin ve muhalefet liderlerinin şiddetin ve akan kanın sorumluluğunu taşıdığını ifade ederek uyardı. Batılı ülkelerin İran’a yönelik komplosunun bir parçası olarak gördüğü dış medyaya saldırdı. Uzmanlar konseyi başkanı Haşimi Rafsancani’yi, adını bizzat zikrederek ve yolsuzluk suçlamasını uzak tutarak hoşnut etti.

İran devrimi görüldüğü üzere tıpkı konserve yiyecek gibi otuz yıl sonra geçerliliğini kaybetti. Hiç kuşkusuz Ali Hamaney'in konuşmasında da geçerliliğin sona erdiğinin kokusu yayılıyor. Acaba kasetlerle gelen devrim cep telefonuyla gidiş yolunda mı?

* Londra’da Arapça yayımlanan El Şarkulevsat gazetesi, 22 Haziran 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK