Bağış: Kıbrıs'ı önkoşul göstermek mantıksızlık

Avrupa Komisyonu'nun 2010 İlerleme Raporu'nu değerlendiren Başmüzakereci Egemen Bağış, yaptığı basın toplantısında belgeyi şimdiye kadar yayımlanan en olumlu ve en teşvik edici rapor olarak tanımladı.

İlerleme raporlarının Türkiye'ye özeleştiri yapma fırsatı sağladığını belirten Bağış, raporun ortaya koyduğu analizin genel olarak dengeli olduğunu ancak eleştirilere katılmadıkları noktalardaki itirazların da Avrupa Komisyonu ve kamuoyuna iletileceğini söyledi.

Başmüzakereci Bağış, BBC Türkçe'ye verdiği mülakatta da önümüzdeki döneme dair çizilecek yol haritasından bahsetti.

Raporun Türkiye'ye dair en büyük eleştirileri getirdiği noktalardan olan basın özgürlüğü konusunda çalışmalar yapılacağını belirten Bağış, tutuklu gazetecilere dair hükümetin adım atması beklentisinin ise yargının bağımsızlığı çerçevesinde çelişkili olduğunu belirtti.

Bağış, önümüzdeki döneme dair takvimin önemli bir kısmını ise Kasım 2011 seçimlerinden sonra yapılacak yeni anayasanın oluşturduğunu söyledi.

BBC Türkçe'den Elif Kalaycıoğlu'nun sorularını yanıtlayan Egemen Bağış şunları ifade etti:

"Biz bu raporu değerlendirirken sadece raporun kendisini değil, bu raporun geçmişini de değerlendirerek, daha evvelki yıllarda yayınlanmış raporlarla karşılaştırarak bir neticeye varılması gerektiğine inanıyoruz. Bu rapordan memnun olmak ya da olmamak gibi bir tercihte bulunmaktansa, bu rapor madem ki Türkiye'nin fotoğrafını çeken bir belge geçmiş yıllardaki fotoğraflarla karşılaştırıp, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini değerlendirmek gerekiyor. Geçmişte, Türkiye faili meçhul cinayetlerin, işkence örneklerinin sıralandığı raporlarla karşı karşıya kalırken, bu yıl anayasa değişiklik paketiyle ilgili, yargıdaki reformla ilgili övgülerin yer aldığı bir raporun olması Türkiye'nin geldiği nokta açısından önemlidir. Ama Türkiye'nin hala yapması gereken işler vardır. Türkiye'nin daha da demokratik, müreffeh, çağdaş, şeffaf, saygın bir ülke olması için üzerimize düşen ne varsa onları yapacağız. Türkiye'nin AB standartlarındaki bir ülke olması için yasalarımızdaki, mevzuatlarımızdaki değişiklikleri yapmaya devam edeceğiz.

Basın özgürlüğüyle ilgili olarak gündeme getirilen konular bizim de tabi ki dikkatimizi çekiyor. Basın özgürlüğü ile ilgili eleştiriler önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza ışık tutacaktır. Ama bu konudaki eleştirilerin önemli kısmının yargı süreciyle ilgili olduğunu da söylemek isterim. Yargı sürecinde olan ve devam eden davalara ilişkin hükümetimizin hedef alınması, bu davalar konusunda yürütme olarak herhangi bir adım atmadığımız konusunda yöneltilen eleştiriler ise çok ciddi bir çelişkinin izahından başka bir şey değildir. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum, biz medyanın, bize acı gerçekleri, çıplak gerçekleri gösteren, yapıcı eleştiride bulunan, yol gösteren bir ayna olmasını arzuluyoruz. Bununla birlikte, eleştiri sınırlarını aşmakla kalmayıp, hakaret, iftira ve hatta küfür boyutlarına varan yorum ve haberlere de elbette tepkimizi gösteriyoruz. Ama bir yandan hükümete yargı konusunda bağımsız olma çağrısında bulunurken öte yandan da yargı sürecindeki davalarla ilgili hükümetin adım atmasını istemek de kendi başına bir çelişkidir zaten.

Biz bugüne kadar anayasa değişiklik paketinin hazırlanma sürecinde de, meclisteki tartışılma döneminde de, daha sonra kamuoyunun dikkatine getirildiği süreçte de hep muhalefetle işbirliği yapmaya çalıştık. Bu rapor aslında muhalefete de, Türkiye'nin sivil toplum kuruluşlarına da, akademik çevrelerine de önemli mesajlar vermektedir. Bu rapor herkesi elini taşın altına koymaya davet etmektedir. Çünkü bu sadece iktidarın İlerleme Raporu değil, bu Türkiye'nin İlerleme Raporu. İktidarıyla, muhalefetiyle, genciyle, yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, hep beraber el ele vermemiz gerekir. Herkes AB sürecinde daha da çağdaş bir ülkeye kavuşmak için üzerine düşeni yapmalıdır. Anayasa değişiklikleri halkımızın büyük bir çoğunluğu tarafından kabul edildi ancak bu değişikliklerin yürürlüğe girebilmesi için bir takım uygulamaların, yasaların geçmesi, bir takım yönetmeliklerin çıkması gerekecek. 2011 Haziran'ındaki seçimlerden sonra yepyeni bir anayasayla, toplumu kucaklayan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarının "Benim" diyebileceği bir anayasaya kavuşmak için üzerimize düşeni yapacağımızı ilan ettik. Gönül istiyor ki, Türkiye'nin diğer bütün siyasi aktörleri aynı kararlılıkla farklı anayasa taslakları hazırlasınlar, anayasayla ilgili görüşlerini açık ve net bir şekilde kamuoyuyla paylaşsınlar, ki bütün bu fikirlerin içinden en iyilerini seçelim ve Türkiye'ye yakışır bir anayasayı hep beraber oluşturalım.

Bu rapor hem Türkiye'nin içerisindeki aktörlerin, hem de Avrupa Birliği'ndeki aktörlerin Türkiye'nin nereden nereye geldiğini anlamaları açısından önemli bir belge olacaktır. Bundan sonraki süreçte özellikle de müzakere etmeye çalıştığımız fasıllar üzerindeki siyasi engellerin kalkması ve teknik olarak izahı olmayan bu süreçten müzakereleri kurtarabilmek için bir takım adımların atılması konusunda, raporun herkesi uyandırıcı bir etkisi olacağını ümit ediyorum. Kıbrıs Sorunu, Kıbrıs'ın üyeliği için bir sorun teşkil etmezken, Türkiye'nin üyeliği için bir ön koşulmuş gibi gösterilmeye çalışılması gerçekten bir mantıksızlıktır. Ama bu rapor bütün bu siyasi engellere rağmen Türkiye'nin reformlarda ne kadar önemli adımlar attığını, her bir fasılda ilerleme olduğu ortaya koyan bir rapor. O da şunu çok açık bir şekilde gösteriyor ki, Türkiye bu konuda kararlı.