İsrail’in ilan ettiği, günde 3 saatlik kısmi ateşkes, BM denetimindeki okula sığınan 33 çocuğun ölümünü hafifletebilecek mi?

Lübnan’daki Kana katliamı gibi El Fakura okulundaki katliam da Gazze saldırısının dönüm noktası olmayacak gibi görünüyor.

İsrail sadece bu katliam sonrası yükselen sesleri ve BM oturumlarındaki eleştirileri göğüsleyebilmek amacıyla Gazze’yi 3 saatliğine bombalamayarak operasyonunu rahat ilerletmek niyetinde. Kabine ise, operasyonu nasıl derinleştirebileceğini tartışıyor.

2002 Ramallah baskınında olduğu gibi Gazze şehir merkezini basarak, tek tek evlere girerek Hamas militanlarını avlamak mı yoksa 1982 Lübnan kuşatmasına benzer bir şekilde tüm Gazze’yi uzun süre abluka altına almak mı? Kabine bu iki seçenek arasında gidip geliyor.

ÜÇ SAATLİK NEFES
Gerçi bombardıman kabusuna 3 saatliğine bile ara verilmesi Gazze halkı için küçük bir nefes alma imkanı sağlayacak. Bu uygulamayla birlikte Kerem Şalom Kapısı’ndan geçirilen Türkiye, Yunanistan, Mısır, Ürdün’ün yolladığı 57 kamyonluk gıda ve tıbbi malzeme yardımı, günlerdir açlık ve ölümle yüz yüze olan Filistinlilerin derdine derman olmaktan çok uzakta.

Sadece 13 gündür süren ve binin üzerinde hedefin vurulduğu açıklanan operasyon değil, daha öncesinde aylarca devam eden ambargo Gazze’yi uzun süre ayağa kalkamayacak hale getirdi. Bu yüzden 3 saat değil, sürekli bir ateşkesin acil olarak gündeme gelmesi gerekiyor.

Ancak İsrail bu fikre çok sıcak bakmıyor. Çünkü İsrail’in, hedeflediği sonuca varmadan, en azından 2006 Lübnan savaşında Hizbullah karşısında aldığı yenilginin rövanşını almadan, Lübnan’da kaybettiği prestijini yeniden kazanmadan Gazze’den çıkması söz konusu değil. İsrail, Fransa ve Mısır’ın önerdiği ateşkes planı için “Memnuniyetle karşıladık, inceliyoruz” derken, saldırı öncesi koşulların kabul edilmemesi halinde ateşkese soğuk bakıyor.

İSRAİL AYNI NOKTADA
Peki İsrail’in şartları ne? Birincisi, Hamas’ın roket atma kapasitesinin yok edilmesi. İkincisi, Hamas’ın yeniden silahlanma olanaklarının ortadan kaldırılması. Yani, Mısır-Gazze sınırında altından tüneller geçen Philadelphia Raod olarak bilinen güzergahın tamamen tahrip edilip uluslararası bir gücün denetimine bırakılması...

İsrail, şartlarında ısrarcı. Aksi takdirde Gazze saldırısını kendi kamuoyuna anlatamadığı gibi, Hamas’a da zarar verememiş olacak. Çünkü İsrail bunca yıkım ve ölümden sonra Hamas tarafından tek bir roketin atılmasını bile yenilgi olarak addediyor. Üstelik, Fransa’nın planı Filistin yönetimi tarafından kabul edildi. Mahmud Abbas yönetiminin ise Gazze’de herhangi bir fonksiyonu ve taahhüdünün geçerliliği yok. Hamas da ateşkes planını inceliyor. Ancak onların da tüm bu süreçte ne kadar “başarılı” olduğu tartışılır. En azından 2006 Lübnan’ındaki Hizbullah ile aralarında büyük bir güç ve organizasyon farkı var.

BARIŞA ŞANS VERİN
İsrail-Gazze sınırındaki Erez geçiş noktası yakınındaki Mordehay’da askerler, tanklar, topçu birlikleri, yedek askerlerden oluşan her türlü militer görüntüye rağmen ve üstelik ülke savaştayken, sayıları az da olsa ilk kez farklı bir ses çıkıyor.

İsrail’deki barış yanlıları Gazze sınırı yakınında toplanarak bu saldırıya karşı çıkıyor. Ülke savaştayken “barış” diye ses yükseltmenin kolay bir iş olmadığını kendileri de biliyor. Aralarında şu anda Gazze’de bulunan bir askerin annesi de var.



Doktor Yeela Raanan bir yandan oğlu için kaygılanıyor diğer yandan Gazze’den gelen görüntülerden suçluluk duyuyor. Raanan, “Hepimiz bu ülke için askerlik yaptık. Oğlum da bu ülkenin savunması için askerlik yapıyor ama saldırmak ve sonu olmayan bir savaşın parçası olmak için değil” diyor.

Doktor Raanana’a göre Gazze’deki sorun bu şekilde çözülmeyecek, Hamas’ın roketlerinin kendisini de korkuttuğunu söylüyor ve ambargo ile süreci bu noktaya getiren hükümeti suçluyor.

Angela Goldstein ise İsrail’in kendi geleceğini tehlikeye atağı kanısında. “Herkesle savaşıyoruz” diyor ve devam ediyor: ” İsrail kimseyi kabul etmiyor. Önceleri Arafat düşmandı. Sonra Hamas düşman ilan edildi. İsrail sadece kendi istediği barışı empoze etmeye çalışıyor. İsrail kendisine karşı direnen, farklı bir şey söyleyen herkesi ezmeye çalışıyor. Gazze’den gelen görüntüler de bunun kanıtı.”

“Peki niçin İsrail toplumunun çoğunluğu bu saldırıyı destekliyor?” diye sorduğumuzda ise “Beyinleri yıkandı” yanıtını veriyor.

Barış grubunda Negev’den gelen İsrailli bir Arap da var. Ennas Masre, dünyadaki vurdumduymazlığa isyan ediyor. İsrail’in Filistinlilere karşı sadece askeri gücünü kullandığını ve hiçbir zaman masaya oturmayacağını düşünüyor. Ve Ennas eski bir Filistin deyişini hatırlatıyor: “Eskiden Filistin için ölmek şiarı ön plandaydı. Şimdi Filistin için yaşamak gerekiyor”. Tabii İsrail buna izin verirse.