NTV

Mete Çubukçu yazdı: S.O.S Gazze

Dünya

“Filistinliler için bir tür terk edilmişlik söz konusu... Gazze’den ‘imdat’ çığlıkları yükseliyor. Vicdan sahibi herkesin bu sese kulak vermesi gerekiyor.”

Gazze’ye kapatılan, dünya ile tek bir çıkış yolu bile olmayan, eni 30 dakika boyu 1.5 saat olan bir toprak parçasına sıkıştırılıp nefes almalarına bile izin verilmeyen 1.5 milyon Filistinli dünya ile bağlantısını Mısır sınırının altından kazdıkları tüneller aracılığıyla sağlıyor. Onlara reva görülen bu. Gazze-Mısır sınırının altı delik deşik; köstebek yuvasını andırıyor. İsrail, Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi, Hamas’ı bu tür yöntemlerle bitirmeye çalışırken halkı da açlıkla terbiye etme niyetinde.

İsrail’in ambargosu nedeniyle Gazze’nin dünyayla bağlantısı çok uzun zamandır kesik. Durum çok ciddi. Açlık, ilaçsızlık, elektriksizlik, yakıtsızlık yani günlük yaşama dair hemen hiçbir şey bulunamıyor. Fırınlar bile çalışmakta zorluk çekiyor. Yaser Arafat 1990’larda Gazze için “geleceğin Singapur’u olacak” demişti. Şimdi bir Gazellinin deyimiyle ile “Tora Bora’ya dönüşmüş”.

Yıllardır benzer uygulamalara alışkın Filistinliler bu kez dayanma sınırını aşmış durumda. Ne yapacaklarını, kime sesleneceklerini, seslerini kimin duyacağını ya da bu durumun kimin umurunda olduğunu bilmiyorlar. Bir tür terk edilmişlik söz konusu. İsrail ambargosu, ABD’nin sorunu sonu belirsiz bir geleceğe ertelemesi, Mahmud Abbas yönetiminin İsrail’le işbirliği, Hamas’ın hiçbir şekilde uzlaşmaya yanaşmaması, Arap ülkelerinin zevk-ü sefa içindeki vurdumduymazlığı…

Herkes el birliği etmişçesine Gazzelilerin ölümünü bekliyor. Gazelliler bayramı böyle yaşıyor.

KURBANLIK YOK, HAC YASAK
İkinci senesini dolduran ambargo bu bayramda doruk noktasına ulaştı. Gazzeliler bayramda kurbanlık hayvan bile bulamadılar. Tünellerden geçirmeye çalıştıkları hayvanlar karaborsada satıldı. Hac mevsimi de sorunlu geçti. Hamas, El Fetih’in hac organizasyonuna izin vermedi. Zaten Gazze’den hiçbir şekilde çıkış yapılamadığı için Gazze’den kimse hacca gidemedi. Böylesi bir bayramda halkını yanında olması gereken Mahmud Abbas ise kendi başına Mekke’de hac farizasında.

2006’da Hamas’ın hükümete gelmesiyle başlayan ambargo artık kriz olmaktan çıktı. ABD; AB, İsrail ve dünyanın birçok ülkesi İsrail’i tanımadığı gerekçesiyle Hamas’la tüm ilişkileri kesti. Gazze sınırlarını kapadı. Ancak son 6 aya kadar en azından bölgenin Mısırla olan bağlantısını sağlayan ve dünyaya açılan tek kapı olan Refah Sınır Kapısı da kapatılınca, Gazze tam bir hapishaneye dönüştü. Aylardır İsrail sınırındaki Erez kapısından gazetecilerin geçişine izin verilmiyor.

Bu arada İsrail hükümetiyle birlikte çalışan Filistin yönetimi, yani Mahmud Abbas da Filistin toplumunun ikiye bölünmesine kadar götürebilecek bir inatla Gazze’deki hayatı kolaylaştırmak yerine İsrail ambargosunu destekliyor. Ambargo nedeniyle halkın Hamas yönetimine tepki göstereceğini tahmin ediyor. Oysa, Mahmud Abbas yönetiminin bu taktiği pek tutmuş gibi görünmüyor. Aksine Abbas’a yönelik tepki daha da artıyor.

HERKES HALKI CEZALANDIRIYOR
Mahmud Abbas İsrail’in peşinden gidiyor ama Filistin’de barış için artık 2 muhatap var. Abbas yönetimi temsil niteliğine sahip olsa bile Hamas’ın olmadığı hiçbir çözüm mümkün değil. Ve giderek sıkıştırılan Hamas, uzlaşmaktan daha da uzaklaşıyor. Gazze hiç olmadığı kadar İslami kuralların etkisi altına giriyor. Hatta Hamas yönetiminin bile yumuşak kaldığı radikal, El Kaide bağlantılı gruplar Gazze’de boy göstermeye başlıyor. Bir iddia ise bu grupların El Fetih’in Hamas’a karşı kışkırttığı aşiretler olduğu yönünde. Yani bir zamanlar El Fetih’e alternatif yaratmak için Hamas’ın büyümesine göz yuman İsrail’in taktiğini şimdi El Fetih uyguluyor. Ama hem İsrail hem El Fetih yanlış politikaların acısını Hamas aracılığı ile halktan çıkarıyor.

Bu durumdan El Fetih içindeki gruplar da rahatsız. Bir süre sonra ikiye bölünmeleri gündeme gelecek. Arafat’ın izinden giden şu anki yönetime muhalif, genç kuşağı temsil eden, Filistin meselesini milli bir mesele olarak gören, liderliğini İsrail hapishanelerinde ömür boyu hapse mahkum olan Mervan Barguti’nin yaptığı bir grup var. Diğer yanda ise bir anlamda köhnemiş, mücadele sürecinde yer almamış, diplomasi ağırlıklı ve şu anki yönetime hakim olan Abbas grubu var. Abbas, grubu ABD ve İsrail’e teslim olmuş durumda. Hamas’a hiçbir açılım imkanı bırakmak istemiyor. Hamas’ın birçok politikasının yanlış olmasına, Filistin meselesini ulusal bir mesele olmaktan çıkarıp İslam mücadelesine evirmeye çalışmasına, hatta İsrail’le uzlaşma adımı atmaya başlamasına rağmen maruz kaldıkları uluslararası izolasyon, insanlık dışı tavır, kabul edilebilir gibi değil. Belli olan Filistin halkının ikiye bölmeyi başardıkları ve Hamas’la El Fetih’in bu bölünmeyi hızlandırıp, İsrail’in yıllardır hayal edip başaramadığı noktaya ulaştığı.

İŞİN ASLI İŞGALDE
El Fetih lideri Mahmud Abbas’ın görev süresi 2009’de bitiyor. Bu rağmen 2010’a kadar görevini uzatıp genel seçimlere kadar ayrılmak niyetinde değil. Hamas ise Abbas’ı 2009’dan sonra tanımayacağını açıkladı. Yani tam bir tıkanma mevcut.



Çuvaldızı Filistin cephesine batırdıktan sonra işin aslına dönmek gerekiyor. Filistin 60 yıldır işgal altında. İşgali ancak yaşayanlar anlayabilir. Yani Filistin dediğimiz topraklarda yaşayanlar bir devlete, bir orduya, bağımsız bir ekonomiye sahip değil. Her şeyiyle İsrail’e bağımlılar. Sözüm ona Gazze’den çekilen İsrail çekilme sonrası şartları daha da ağırlaştırdı. Şimdi iki devletli çözümden söz ediliyor. İki devletli çözüme bu şartlarda hiçbir şekilde mümkün olmadığını yeni Amerikan yönetimi de biliyor. 1967 sınırlarında Filistin devleti artık kurulmaz, çünkü bu sınırlar İsrail’in işgali altında. Batı Şeria’daki 450 bin yerleşimcinin sayısı bu yazı okunurken bile artıyor. Görevden ayrılma arifesinde dili açılan İsrail Başbakanı Başbakan Ehud Olmert, Filistinli yerleşimcilerin pogrom yani katliam uyguladıklarını söyledi. Daha önce de 1967 sınırlarına çekilmeyi önermişti. Ama bu sözlerin hepsini başbakanlıktan düşükten sonra yaptı. Önemli bir itiraf olmasına rağmen şu anda hiçbir kıymeti yok.

İNSANLIK ÖLÜYOR
Uluslararası toplumun sessizliği, Arap dünyasının güvenilmezliği karşısında küçük aktivist gruplar durumu dünyaya duyurabilmek için sembolik gemilerle Gazze’ye sefer düzenliyor. Bu seferlerin birisi de önümüzdeki günlerde Türkiye’den başlayacak. Filistin’e duyarlı gruplar bir araya gelerek gemiyle Gazze’ye ulaşmaya çalışacak.

Filistin Halkıyla Dayanışma Derneği, Mazlum Der vb kuruluşlar işin içinde. Bayram öncesi de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yollanan açık mektupla Gazze’deki duruma müdahalesi talebinde bulunuldu. Ancak tüm bunlar yetmiyor. Gazze’den “imdat” çığlıkları yükseliyor. Vicdan sahibi herkesin bu sese kulak vermesi gerekiyor. Çünkü Gazze’de sadece Filistinliler değil insanlık da ölüyor.