Arap halkı ve yöneticilerinin, bölgedeki Türk dış politikasıyla ilgili gelişmeleri takip etmesi gayet doğal.

Araplar, Ankara’nın dış politikada İslam coğrafyasıyla bütünleşmeye varan bir uzlaşı ve iletişim tesis etmesini büyük bir ilgiyle takip ediyorlar. Bu değişim, Türkiye’nin başarılı bir tercihiydi. Zira dış politikadaki bu değişim ile Türk ekonomisinin gücü katlandı. Ayrıca siyasi ve güvenlik istikrarı da… Özellikle de Araplara ve Müslümanlara yönelik Türk açılımı, bölge tarihinin en tehlikeli dönemlerinden biriyle; yani Irak’ın işgali ve İsrail’in Lübnan ve Gazze’ye yönelik savaşlarıyla aynı zamana denk geldi.

Ayrıca bu açılım, Türkiye’deki bazı kindar çevrelerin tekrarladıklarının aksine, Türkiye’nin iç sorunları ve AB’ye üyelik dosyası açısından hiçbir engel oluşturmuyor.

Hiç kuşkusuz Türkiye’ye ilginin artması, Arapların kendi düşmanlarıyla mücadele etmekteki acizliğinden kaynaklanıyordu. Arap insanı, dışa bağlılık denizinde veya aptalca iç anlaşmazlıklar içinde kaybolmuş Arap yetkililerin izlemesi gereken bir modeli, Türkiye’de gördüler.

AKP GİDERSE, BU İLİŞKİLER SÜRER Mİ?
Fakat sürekli akla gelen soru, yeni Türk-Arap ilişkilerinin AKP’nin Türkiye’deki iktidarını nasıl etkileyeceğidir. Zira Araplar ile Türkler arasındaki ilişkiler AKP’nin iktidara gelmesi sonrası asıl ivmesini gördü. AKP, tarihi, coğrafik ve uygarlık derinliğine müstesna bir önem gösterme politikası izledi. Bu politika Türkiye’ye bölgesel büyük güç olma imkanı sağladı. Şu an akıllardaki soru ise şu: "Acaba AKP’nin bir şekilde iktidardan inmesi durumunda Türkiye ile ilişkiler sürer mi?"

ORTADOĞU'DA KALICI BİR ŞEY YOKTUR
Siyaset dünyasında ve özellikle de Ortadoğu’da kalıcı bir şey yoktur. Arap vatandaşın bu türden bir soruyu sorması hakkı. Fakat aynı zamanda Türk vatandaşın da bu soruyu tersi şekilde yani ‘ AKP’nin gitmesinden dolayı Türkiye sadece Arap ve Müslümanlarla değil, bütün coğrafik komşularıyla ilişkilerinde zarar görür mü?’ diye sorması hakkı.

Türklerin buna yanıtı kesinlikle ‘evet’ olacaktır. Keza Arap yanıtı da. Zira Türkiye ile Arap dünyası arasında gelişen iyi ilişkiler yeterli derecede değil ve Türkler gibi bu iyileşmeden istifade eden diğer ülkeler de bu ilişkilerin gelişmesine muhtaç.

Arap-Türk ilişkilerini ve genel olarak Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerini sağlamlaştırmanın sorumluluğu müşterektir. Türkiye’nin komşuları; başta AKP olmak üzere demokratik güçler ile ırkçı radikal, despot ve askeri vesayet sisteminin bekası için çalışan güçler arasındaki iç çekişmeyi endişeyle takip ediyor. 2003 yılından bugüne kadar, ordu tarafından AKP'yi devirmek için hazırlanmış planların ortaya çıkması, çekişmenin hala açık olduğuna işaret ediyor.

AKP’nin darbeci ve askeri zihniyete karşı ilerleme kaydetmesi ve halk iradesiyle kazanımlarını korumasıyla birlikte, Genelkurmay Başkanı'nın Türk ordusunun maneviyatını yıkma girişimleri karşısında sabrının sınırlı olduğu yolundaki tehdidi endişe verici. Keza Anayasa Mahkemesi'nin hiçbir caydırıcı veya yaptırım gücü olmaksızıni kendi yetkileri dışına çıkması da iç reformlar konusundaki karamsarlığı körüklüyor.

YENİ TÜRK DIŞ POLİTİKASINI KORUMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞU
AKP’nin sorumluluğu, modern Türkiye’nin ortaya çıkışını sağlayacak köklü reformlarla demokratik sistemin takviye edilmesindedir. İşte o vakit bütün komşu ülkelerle, iyi komşuluk ilişkileri de istikrar bulur.

Diğer ülkelerin sorumluluğu ise, Türk açılımını daha büyük bir açılımla karşılayarak herkese ve Türklere, bu ilişkilerin iktidardaki partinin varlığıyla bağlantılı olmadığını ve her zaman Türkiye’nin çıkarına olduğunu ispatlamak olacak.

Yeni Türk dış politikasını korumak Türkiye içi ile dışı (Arap ve İslam dünyası, Rus, Ermeni ve diğer başka bütün komşu ülkeler) arasındaki müşterek sorumluluktur. Hali hazırdaki iletişim, etkileşim ve bütünleşme hattını güçlendirmek herkesin çıkarınadır.

* Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El Haliç, 3 Şubat 2010, Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Direktörü, Arapçadan çeviri: Halil ÇELİK