NATO Sözcüsü Oana Lungescu, NATO'nun 2015 yılında İran nükleer anlaşmasını memnuniyetle karşıladığını ve tam olarak uygulanması gerektiği konusunda çağrıda bulunduğunu hatırlattı.

NATO'nun İran'ın anlaşmaya uyumlu davranıp davranmadığı konusu hakkında değerlendirme yetkisinin olmadığını kaydeden Lungescu, NATO müttefiklerinin İran'ın balistik füze geliştirme kabiliyeti konusunda endişe duyduğunu ifade etti.

Lungescu, NATO müttefiklerinin aynı zamanda İran'ın Ortadoğu'da istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri konusunda da endişeleri bulunduğunu kaydetti.

NATO Sözcüsü Lungescu, "ABD'nin İran anlaşmasından çekilmesinin ardından tüm tarafların İran'ın nükleer silahlar geliştirmesini engelleyecek kapsamlı bir siyasi çözüm için çalışmasını teşvik ediyoruz." ifadelerini kullandı.

İRAN NÜKLEER ANLAŞMASININ ARKA PLANI

İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 5 daimi üyesi (ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya) ve Almanya, İsviçre’deki uzun müzakerelerden sonra Temmuz 2015'te Tahran yönetiminin nükleer çalışmalarının kontrol altına alınmasına dair bir anlaşma yapmış ve bu anlaşma Ocak 2016'ta yürürlüğe girmişti.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yetkililerine, İran'ın nükleer güç tesislerinde denetim yapma hakkı sağlayan anlaşma sayesinde UAEA yetkilileri santrifüjlerin üretimi, depolanması ve montajıyla ilgili tesislere erişim yetkisine sahip oldu.

Anlaşmayla Tahran yönetimi, çalışmalarını, nükleer güç tesisinde kullanılabilecek yüzde 3 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretme kapasitesinde sınırlandırma ve 20 bin olan santrifüj sayısını 10 yıl boyunca 5 bin 60 ile sınırlı tutma sözü verdi. Nükleer silah üretiminde kullanılan uranyumun ise yüzde 90 düzeyinde zenginleştirilmesi gerekiyor.

İran’ın nükleer faaliyetlerini sınırlama sözüne karşılık Batılı ülkeler İran’ın ekonomisini etkileyen yaptırımları kaldırma sözü verdi. İran, ülke dışındaki 100 milyar dolarlık dondurulmuş varlıklarına erişim hakkını, dünya pazarlarına petrol satma imkanını ele geçirdi.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan anlaşmaya karşı çıktı. Trump, Kasım 2016'daki başkanlık seçimi öncesi ve sonrasında anlaşmayı, "dünyanın en kötü anlaşması" olarak niteledi. Trump, İran'ın balistik füze programını kapsamaması ve üzerinden 10 yıl geçtikten sonra İran'ın yeniden nükleer çalışmalarına dönmesine imkan veren hükümler içermesi nedeniyle anlaşmayı "kusurlu" olarak niteledi.