ABD Başkanı Barack Obama, Kahire Üniversitesi'nin büyük salonunda yaptığı konuşmayla Arapları ve Müslümanları iyi anladığını ve onlara nasıl hitap edeceğini iyi bildiğini ispatladı. Bu yüzden bu konuşma vaazlarla, Kuran ayetleriyle ve sevgi ifadeleriyle doluydu. Gerçi bilmediğimiz, yeni bir şey sunmadı ama önemli bütün konulara, yedi temel eksen etrafında değindi.

Nasıl yayacağını tam olarak ifade etmese de demokrasiden bahsetti. Pratik hiçbir araç sunmadan işgal topraklarındaki İsrail yerleşimciliğinin durması gerektiğini ifade etti. İsrail devletiyle yan yana yaşayacak bir Filistin devletinin kurulması üzerinde durdu ancak bu hedefe nasıl ulaşılacağı etrafındaki düşüncelerine açıklık getirmedi.

Obama alışılmış zekası ve hitabet gücüyle bütün tarafları hoşnut etmek istedi. Irak’tan bütün güçlerini çekme yükümlülüğüne ve onların kendilerini yönetme imkanına vurgu yaptı ve Iraklılara, ülkelerinde kalmayı ve daimi askeri üsler kurmayı istemediğini ifade etti. Onlara destek olacağını söyleyerek Afganlara, değiştirilmeleri veya yaptırımlar dayatmaktan bahsetmekten kaçınarak diktatörlere, sıkıntılarına ve holokostlarına ağlayarak Yahudilere, trajedileriyle duygusal bağ kurarak Filistinlilere hoş görünmek istedi. ABD’de eğitim ve iş olanakları vaat ederek, gençleri unutmadığını da gösterdi. İslam dünyasında kadın üzerinde durdu ve hayatın çeşitli alanlarında onlar için eşitlik istedi.

ABD Başkanının konuşması, ABD'nin ‘teröre’ ve aşırı İslami gruplara yönelik savaşında, Arap ve Müslümanların desteğini istemek temeline dayanıyor. Fakat Obama, Filistin, Lübnan ve hatta belki yakında İran’a karşı İsrail’in sürekli uyguladığı devlet terörüne -açıkça veya imada bulunmak suretiyle- hiç değinmedi.

FİLİSTİN DİRENİŞİ NEDEN BIRAKSIN
Bizlere ABD’nin süper devlet olarak, emperyalist imparatorluklara (Britanya) direnişin rahminden çıktığını hatırlatan başkan Obama, direniş ilkesini kınadı, etkinleştirilmemesi üzerinde durdu ve Filistin halkından hiçbir sonuca götürmeyeceği için bütün şiddet, yani direniş, türlerini bırakmalarını istedi.

Direniş silahının ‘yüzeyselleştirilmesi’ ve ‘abesliği’ üzerinde durulması, Afrika’nın doğu sahili Kenya’da yaşayan büyük Müslüman bir aileye aitliğiyle övünen başkan açısından tuhaf ve hatta sürpriz bir üslup. Zira silahlı direniş olmasaydı hali hazırdaki ülkesi ABD, babasının ve atalarının ülkesi Kenya ve beraberinde bütün Afrika kıtası ve Asya kıtasının çoğunluğu işgallerden kurtulamazdı.

Güney İsrail’deki yerleşim birimlerinde bulunan masumların başlarına düşen, Gazze şeridindeki İslami direnişin füzelerinin eleştirisi, İsrail tanklarının, uçaklarının ve gemilerinin abluka parmaklıkları ardından yaşayan savunmasız 1,5 milyon Filistinlinin üzerine attığı farklı ağırlık, tür ve boyutlarda füzeler ve yakıcı fosfor bombalarının eleştirilmesi sonrası yapılsaydı anlaşılır bir durum olabilirdi.

KENDİNİ BİR DE GAZZE'DEKİ ÇOCUKLARIN YERİNE KOY
Başkan Obama görevi teslim almasından birkaç gün önce yaptığı bir açıklamada kendi çocuklarının uyurlarken füzelere maruz kalmaları durumunda İsrail’in yaptığını yapacağını (Gazze’nin bombalanması) belirtmişti. Bu açıklamalarını düzeltmesini ve kendi çocuklarını İsrail füzelerinin ve bombalarının Gazze’ye yönelik son saldırı sırasında içlerinden 400’ünün canını aldığı Gazze’nin çocuklarının yerine koymasını temenni ederdik.

Aynı konuşmada tarihi unutmanın gereğinin tekrarlanması ve Müslümanların geçmişin esiri olmamasının istenmesi güzel, ancak bizler burada 7 bin yıl ve hatta 100 yıl önce vuku bulmuş tarihi olaylardan değil, sadece birkaç yıldan bahsediyoruz. Zira yaklaşık bir ay önce Irak, işgal edilişinin ve yarısı zalim ambargo, yarısı hukuk dışı ve ahlaksız bir savaş sebebiyle olmak üzere 1 milyon evladının şehit edilişinin altıncı yıl dönümünü andı. Birkaç ay sonra Afganistan savaşının, işgalinin ve başarısız bir devlete dönüştürülmesinin sekizinci yıl dönümünü ‘kutlayacağız’.

KARŞILAŞTIRMASI YERİNDE DEĞİL
Başkan Obama kendisinin ve Afrika kökenli Amerikalıların kırk veya elli yıl önce gölgesinde yaşadıkları kölelik yasalarını ve faşist ayırımcı politikaları unutma gücüyle bizlere bir örnek vermek istiyordur. Bu kuşkusuz saygıyı hak eden hoşgörü gücüdür. Fakat konu toprağı gasp edilen, komşu ülkelere sürülen, sürgünlerinde dahi öldürülen, bombalanan ve ablukaya alınan bir halkla ilgili olunca karşılaştırma yerinde olmuyor.

AYNI POLİTİKAYA YENİ FORMÜLASYON
Obama’nın konuşması hiç kuşkusuz titizlikle yazılmış ve ilk anda dinleyeni hayrette bırakıyor. Fakat ikinci okumada insan, bu adamın ülkesinin İslam dünyasındaki dış politikasında hiçbir gerçek değişim sunmadığı izlenimi ediniyor. Yaşanan ise bu politikanın, "teröre karşı savaş" gibi kışkırtıcı ifadelerden soyutlanmış yeni bir üslupla yeniden formüle edilmesi.

Başkan Obama İslam dünyasıyla yeni bir sayfa açmak istiyor, zeytin dalını olgun şekilde Müslümanlara uzatıyor. Bu durum kabul edilebilir, ancak bu ABD’nin Müslümanlara karşı işlediği suçlardan ve onlara karşı devam eden savaşlarından dolayı özür dilemesi ve hem maddi hem can kaybının tazmin edilmesiyle birlikte olursa, mantıklı olur.

IRAKLILARIN ZARARINI TAZMİN ETMELİ
Önceki Amerikan hükümeti Irak’a hukuk dışı ve ahlaksız bir savaş açtı. Başkan Obama takdir edilecek bir cesaretle bu savaşın Afganistan savaşının aksine tercih edilerek yapılan bir savaş olduğunu itiraf etti ve özrün yarısını sundu. Bu yüzden Almanya’nın Yahudilere ve Iraklıların Kuveyt’e yaptığını yapması gerekir. Yani tam özür ve tereddütsüz açıkça zararların tazmin edilmesi.

Obama’ya yöneltilen soru, "İsrail’in yerleşim birimlerini dondurması karşılığında, Araplar ABD başkanına nasıl bir fatura ödeyecek?". Obama açık şekilde "Arap barış girişiminin yeterli olmadığını ve daha fazlasının yapılması gerektiğini’ ifade etti. Acaba Obama yerleşimlerle ilgili bu sözlere karşılık, Filistinli mültecilerin dönüş hakkınının tanınmasını öngören Arap barış girişiminin düzeltilmesini mi istiyor?

ARAP LİDERLER UCUZ ÖDÜNLER VERMEMELİ
Ülkesinin İslam dünyasındaki yüzünü ve imajını iyileştirmek istediği bu güzel sözlerini dinledikten ve alkışladıktan sonra, Obama’dan sözlerini mümkün olan en hızlı şekilde fiiliyata geçirmesini istiyoruz. Ayrıca bu konuşmayla sarhoş olan Arap liderlerden de ucuz ödünler vermemelerini istiyoruz.

Obama’nın iyi niyetli ve ciddi uzlaşı eğilimi içinde olduğu doğru, ancak sadece niyetler yeterli değil. Ten rengi, başarı hikayesi veya Kahire’deki güçlü konuşması sebebiyle elde ettiği sevgi, hızlı şekilde pratik adımlara tercüme etmediği takdirde düşündüğünden daha hızlı şekilde buharlaşabilir.

* Londra’da Arapça yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 5 Haziran 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK