NTV

Ortadoğu'da 3 saatli bomba

Dünya

Mısırlı yazar Hasan Hanefi'ye göre, Ortadoğu'nun en güçlü 3 ülkesi olan Türkiye, İran ve Mısır kendi iç çekişmeleri nedeni ile üç saatli bombaya benziyor.

Şu günlerde ‘saatli bomba’ benzetmesi şiddeti tarif etmek için yaygın şekilde kullanılır oldu. Halbuki yol kenarında bomba yüklü araçlarla gerçekleşen patlamalardan, daha ölümcül saatli bombalar da var. Bu bombaları tarih ekti. Bizler ise yeterli çaba göstererek ve aklımızı kullanarak, bu bombaları etkisiz hale getiremedik.

Üçüncü dünya ülkelerinin siyasi sistemlerinde, tesiri yüksek saatli bombalar var. Bu yüzden bu sistemler hala iç savaşlara, mezhep bölünmelerine, köktenci hareketlere, fakirliğe, çölleşmeye, açlığa ve türlü doğal felaketlere maruz kalmaktadır.

Burada üç ülkeyi örnek vermek yeterli olacaktır: Türkiye, İran ve Mısır.

Bu ülkeler ABD ve İsrail’le mücadelede bölgesel bir eksen oluşturabilirlerdi. Bu gücü oluşturacak tüm dinamiklere -enerji, para, iş gücü, pazar ve deneyim- sahipler. Tek eksiklikleri siyasi hayal gücü, tarih bilinci ve sosyal hareketlilik.

Üçüncü dünya ülkelerinde ulusal özgürlük hareketi tamamlanmadı. Fakirlikten kaçmak ve güçlenmek için, dünün emperyalist güçleri ile işbirliği yaparak özgürlük hareketinden feragat edildi. Dünün düşmanı bugünün dostuna, dünün dostu da bugünün düşmanına dönüştü.

Bazı ülkeler emperyalizme düşmanlıklarını yeni sistemlerinde de sürdürdüler. Örneğin Arap ülkelerinin çoğunluğu ve Afrika ülkeleri. Bazı ülkeler ulusal özgürlük hareketini başlatıp, kendi içlerindeki güçlere karşı da bağımsızlık mücadelesi verdiler. Küba, Vietnam, Güney Afrika, Venezuella ve Brezilya gibi.

Birçok ülke için ise sonuç, bağımsızlığın ortadan kalkışı, Batıya bağımlılığın tekrar dönüşü oldu. Bu illa ABD ve İsrail’in yaptığı gibi işgal yoluyla olmak zorunda değil. Bazı ulusal rejimlerin çözemediği tarihi zıtlaşmalar da bu ülkelerin 'kendi evlerini kendi elleriyle yıkmalarına' sebep oluyor. Bu zıtlaşmalar her an bir saatli bomba gibi patlama tehdidinde bulunuyor.

MODERN TÜRKİYE'NİN TEMEL ZITLAŞMALARI
Örneğin modern Türkiye tarihindeki temel zıtlaşma ordu ile hükümet, askeri rejim ile sivil rejim, darbe ile anayasa, güç ile hukuk arasında. Ordunun, tıpkı Osmanlıların Viyana kapılarına dayanması gibi, Ankara kapılarına dayanan Yunanlardan Türkiye'yi kurtarmakta rol oynadığı doğru. Keza ordunun Türkiye’yi saltanatlık, yolsuzluk ve komplo çağından aldığı ve Avrupa normlarında modern bir çağa başlamasını sağladığı da gerçek. Zamanla Batı ile işbirliği Doğu ile işbirliğine tercih edilmeye başlandı. İslam geleneğine düşman, orduyla işbirliği içinde olan ve onun adına ülkeyi idare eden laik bir elit azınlık yetişti. Ordu, bu elitlerin aracılığı ile her an müdahale tehdidinde bulunmaya başladı.

Uzun vadede bu duruma tepki duyanlar sembol olarak başörtüsüne tutundu ve siyasi olarak Refah Partisi etrafında toplanmaya başladılar. Bu durum orduyu öfkelendirdi ve ülkedeki kamusal ve siyasi hayata dönüşünü körükledi.

Ardından AKP ortaya çıktı. Bu parti özgürlük, eşitlik, anayasa ve hukuka bağlılık, bağımsızlık, Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası etkinliği, hem Doğu hem Batı'ya bağlılık, dış politikada denge sağlama gibi değerlere sahip çıktı. Ancak Batı hala tetikte ve orduya destek çıkıyor, çünkü Türkiye'nin Batıyla işbirliği yapan, İsrail’i destekleyen, İran ve Araplara düşman olan klasik politikalarına dönmesi isteniyor. Ülkedeki bu gerilim ve zıtlaşmanın hala sürmesi ise Türkiye'yi bir saatli bomba gibi patlamaya hazır hale getiriyor.

İRAN'IN SAATLİ BOMBASI İKTİFAR VE MUHALEFET ÇEKİŞMESİ
İkinci saatli bomba ise İran’da. Muhalefet ve iktidar sorunu. Muhalefete sempati duymak ve hatta açıktan ve gizliden destek vermek, muhafazakarlar ile reformcular arasındaki zıtlaşmayı barışçıl gösterilerle yetinmeyip kanlı çekişmeye götürmek bu ülkenin bir saatli bombaya benzemesine neden oluyor.

Sorun anlaşmazlığın silahlı çekişme ve siyasi şiddet yoluyla mı yoksa diyalogla mı çözüleceğidir. Anlaşmazlık veya farklı düşünme meşru bir haktır. Saatli bomba, muhafazakarlar ile reformcular arasındaki anlaşmazlığın silahlı çekişme noktasına sürüklemesidir. Ki böylelikle bu gerilim, düşmanla mücadelede ülkenin gücünü bitirecek kanayan bir yara olsun ve Şah rejimi tekrar dönsün.

MISIR'DAKİ SAATLİ BOMBA İSE BASKI REJİMİ
Üçüncü saatli bomba ise Mısır’da. Hali hazırdaki partilerden veya kurulma aşamasındaki partilerden ve sivil toplum kuruluşlardan gelen her sosyal hareketlilik reddedilmekte. Hatta otuz yıldır süren Mübarek’in totaliter yönetimine alternatif sunmak için cumhurbaşkanlığına aday olma niyetini ifade edenler dahi engellenmekte.

Zaman ayaklarımızın altından hızla kayıyor. Oysa İsrail’de merkez ve sağ kanattan farklı hükümetler ve akımlar birbiri ardına gelip gidiyor. Ülkenin bir yönetimden diğerine barışçıl geçişe bile hazırlanmadığı şöyle bri ortamda, sadece Mübarek’in ani ölümü bile bombayı patlatabilir. Bu da bölgede kaos ve hatta savaş yaşanmasına neden olabilir.

* Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi El İttihat, 27 Mart 2010, Mısırlı yazar, Arapçadan çeviri: Halil ÇELİK