ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, tehditten uzak yeni Amerikan mesajını ulaştırmak için, medeniyetler diyaloğu platformunu seçti. Bu başkanın İslam dünyasıyla ilişki kurmaktaki ciddiyetini net şekilde yansıtıyor.

Obama, Beyaz Saraydaki yemin töreni sırasında yaptığı konuşmasında İslam dünyasına özel olarak seslenmiş ve Müslümanların ABD ile ilişkilerinde yaşanan sıkıntılı yıllardan sonra yönetiminin İslam dünyasına yönelik politikalarından geniş şekilde bahsetmişti.

Başkan Obama, yemin konuşmasında İslam dünyasıyla ilişkilerinde karşılıklı saygıya dayalı yeni bir ortaklık temeli oluşturacaklarını belirtmişti. Görünen o ki dışişleri bakanı Hillary Clinton’un Endonezya ziyareti sırasındaki mesajı, Arap olmayan Müslümanlara Obama’nın mesajını ulaştırma girişimiydi.

İstanbul’da 6-7 Nisan 2009’da gerçekleştirilecek II. Medeniyetler Diyaloğu formuna katılmak için Türkiye’yi ziyaret edecek olacak olan Başkan Obama, ABD’nin Müslümanlarla ilişkilerinden ve geçtiğimiz yıllarda İslam dünyasındaki iki ülkeyi hedef alan önceki yönetimin politikaları yüzünden gerginleşen bu ilişkilerdeki önemli dönüşüme dair temennilerinden bahsedecek. Önceki yönetim ayrıca birçok İslam ülkesiyle, vesayet ilkesinden hareket eden bir ilişki kurmuş ve du durum ABD’ye karşı düşmanca duyguları güçlendirmişti.

İkinci buluşmasını İstanbul’da gerçekleştirecek olan medeniyetler diyaloğu platformu, ilk buluşmasını İspanya’da yapmıştı. Bu forum farklı dinler ve medeniyetlerin mensuplarını birbirinden ayıran sorunlar ve anlaşmazlıkları tartışmaya çalışıyor. Ayrıca medeniyetler arasında diyaloğa destek olabilecek sorunları da el alma gayreti içinde.

Forum olgun yönetim, uygar çeşitlilik, küreselleşmenin farklı dinler ve medeniyetleri buluşturmaya hizmet etme noktasındaki rolü gibi konuları ele alıyor. Medeniyetler arası diyalog, eski İran cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin 2001 yılını medeniyetler arası diyalog yılı yapmak önerisinden sonra, pratik boyutlar almaya başladı. Bu çerçevede bir dizi faaliyet organize edildi. BM projeyi resmi olarak üstlendi, eski siyasilerden, akademisyenlerden ve aydınlardan destek istedi. Forum dünyada çatışma ve çekişme yönünde giden uluslararası gelişmeler üzerinde fikir teatisinde bulunma noktasındaki BM araçlarının bir parçası haline geldi.

TÜRK ZAMANI DEVAM EDİYOR
Bu forumun İslam dünyasıyla bağlantının, tehdit ve bölmekten uzak yeni Amerikan mesajının ulaştırılmasının kürsüsü olarak seçilmesi, başkanın İslam dünyasıyla hızlı ilişki kurma, Washington ile İslam dünyası veya en azından bu dünyadaki etkin aktörlerle arasındaki ilişki atmosferinde yeni bir hava yaratma ciddiyetini net şekilde yansıtıyor.

İstanbul’un seçilmesi ise birçok mesaj taşımaktadır:

İlki ‘Türk zamanı’ devam ediyor ve güneş yeniden doğuyor. Türkiye kalkınıyor ve Türk rolünün önemine inanıyor.

İkincisi İstanbul’un seçilmesi, zihinlere kentin tarihi boyutunu ve İslam dünyasının dört bir yanındaki önemini getirecek. Ayrıca Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye yönelik İsrail savaşını eleştirirken yaptığı açıklamada ‘ İstanbul’u imparatorluklarının başkenti olarak seçen Osmanlıların bir torunu olmaktan övünç duyduğunu’ ifade ettiği cümleleri zihinlerde yer edecek.

Üçüncüsü, Türkiye’nin İslam dünyası ve keza Avrupa Müslümanları açısından konumu, Müslümanlara seslenilecek yer olarak seçilmesinde önemli bir etken olarak görülmektedir. Zira Türkiye İslamcıların başarılığı olduğu, Türk devletine yoğunlaşabildikleri ve kendi tezleriyle çelişse dahi devletin değişmezlerini muhafaza ettikleri demokratik bir modeldir.

Bu demokratik model Irak savaşında uluslararası toplumla işbirliği yaptı, İsrail’i eleştirdi, İbrani devleti ile Suriye arasında arabuluculuk yaptı, İslami direniş hareketi Hamas’ın tanınması çağrısında bulundu. Bu tutumların bütünü Türkiye’nin taraflardan birine karşı ötekini savunmasını imkansız kıldı ve tam aksine tarafları en güçlü aktör olarak kendisine başvurmaya sevk etti.

ABD başkanının İslam dünyasına İstanbul’dan seslenmesi, Türkiye’nin bölgesel ve hatta İslam dünyası düzeyindeki önemini güçlendirecektir. Ayrıca Osmanlıların ve Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıyla bir ‘Türk zamanı’ yaşatan bu deneyimin başarı etkenlerinin anlaşılması gerektiği sorgulamasını yaptıracaktır.

* Ürdün’de yayımlanan El Ghad gazetesi, 11 Mart 2009, Arapçadan çeviri: HALİL ÇELİK