Ortadoğu’da isyan günleri yaşanıyor. Tunus’ta başlayan isyan ateşi, bölgenin en sağlam kalesi olarak nitelendirilen Mısır’ı vurdu ve 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimi 18 günlük ayaklanma sonunda devrildi. Şimdi herkes bundan sonra sıra kimde diye soruyor. Oysa isyanın tozu dumana kattığı ortamda gölgede kalsa da Ortadoğu’nun kalbi olan Lübnan’da taşlar yerinden oynuyor.

İlişkili Haberler


Bir tarafta eski başbakan Refik Hariri’nin suikastle öldürülmesi ardından yaşananlar ve bugüne gelen hükümet krizi, diğer yandan İsrail’in uzlaşmaz tutumuna rağmen Ortadoğu’nun yeni şafağında umut bulan Filistinliler. Dünyanın bu en sıcak bölgesi en sıcak günlerini yaşarken insanlar ne düşünüyor? Kanaat önderleri ne öngörüyor? NTV muhabiri Gözde Demirel, öteden beri Ortadoğu’nun kanayan ancak bugünlerde heyecanla atan kalbine, Lübnan’a gitti ve ntvmsnbc için Ortadoğu’nun nabzını yerinde tuttu.

Dört gün sürecek yazı dizimize, Refik Hariri suikastinin 6’ıncı yıldönümü olan bugün, başlıyoruz.

LÜBNAN’IN PUSLU HAVASI
Lübnan sokaklarında Mısır’daki olaylardan daha çok konuşulan bir konu varsa, o da ülkede yaşanan hükümet krizi. Gerek Beyrut’ta sokak başlarında, gerekse ülke genelinde kent girişlerindeki kontroller ve asker sayısı, hükümetsizliğin yarattığı kriz korkusunun en açık göstergesi belki de…

2005’te bir suikastle öldürülen eski başbakan Refik Hariri’nin oğlu olan ve babasının ölümünden sonra onun koltuğuna oturan Saad Hariri’nin başında olduğu 14 Mart hükümet geçtiğimiz ay düşmüştü. Saad Hariri hükümetinin düşmesinin ardındansa yeni hükümet hala kurulamadı. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Hizbullah’ın desteklediği Necip Mikati hükümet kurma çalışmalarına devam ediyor ancak bir sonuç alabilmiş değil. Halksa siyasi istikrarsızlık nedeniyle ülkede karmaşa çıkmasından korkuyor. Özellikle ülkedeki gençler durumu ve ülkelerini kaynayan bir kazana benzetiyor.

Şehrin ortasında tanklarla geçen askerler, ülke halkı için çok da yabancı değil.
Şehrin ortasında tanklarla geçen askerler, ülke halkı için çok da yabancı değil.

HİZBULLAH DESTEKLEDİĞİ ADAY SORU İŞARETİ YARATIYOR
Necip Mikati’nin hükümeti kurmak için sürdürdüğü görüşmeler devam ederken, Saad Hariri koalisyonda yer almayacağını açıkladı. Kuracağı kabinede meclisteki tüm partilerin temsil edilmesi için görüşmeler yürüten Mikati, şu ana kadar çok başarılı olmuş görünmüyor. 168 sandalyeli Lübnan meclisinde, en az 68 parlamenterin Mikati’nin kuracağı hükümetin yanında yer alacağı konuşuluyor. Ancak Hizbullahın güçlü olduğu, kapsayıcı olmayan bir hükümet konusunda bazı Lübnanlıların çeşitli kaygıları var. Özellikle Lübnanlı Hristiyanlar ve Sünniler, Hariri’nin yer almadığı bir hükümetin tamamen teknokratlardan oluşacağını ve bunun da Lübnan’da bir çok soruna ve farklı gruplar arasında çatışmalara yol açabileceğini söylüyor. Mikati de verdiği demeçlerden birinde uzlaşma sağlanamaması halinde teknokratlardan oluşan bir hükümet kurulabileceğini belirtmişti.

‘HİZBULLAH BENİ KORKUTUYOR’
Beyrut Amerikan üniversitesinde doktorasını yapan Mustafa Shaheen Hizbullah hareketinin ülkede baskın olmasının kendini korkutacağını söylüyor. Shaheen, korkusunun temelinde ise Hizbullah’ın dostu olmayan herkesi düşman bellemesi olduğunu söylüyor.

Dahiye’de oturan mimarlık öğrencisi Nadine Naim ise İsrail karşıtı olmasının Hizbullah’ın ülkedeki popülaritesini giderek güçlendirdiğini, artık ülkelerinde ABD ya da İsrail desteğini alan liderler istemediklerini belirtiyor.

HARİRİ’NİN ŞARTI NASIL KARŞILANIYOR
Hariri ve Hizbullah arasındaki kördüğüm haline dönüşen uyuşmazlık insanları endişelendiriyor. Hükümette yer almak için babasının suikasti konusundaki dava sürecinin sağlıklı işlemesi için destek verilmesini ve veto yetkisini şart koşan Hariri’nin bu istekleri Hizbullah tarafından hoş karşılanmıyor. 64 Yaşındaki Taksici Abdulrahman bu durumu bir evladın öncelikli görevi babasının katillerinin peşine düşmesi, bence haklı diye yorumluyor.

Hariri’nin şartının onun tarafında olan ya da olmayan bir çok Lübnanlı tarafından da anlayışla karşılandığını söylemek mümkün. Bir başka taksici ise aynı konular üzerinde konuşmanın ülkeye zarar verdiğini, yeni kurulacak hükümetin ilk yapması gerekenin yeni ekonomik politikalar oluşturması gerektiğini belirtiyor.

Lübnan'da iç savaş ve 2006'daki İsrail saldırısından kalma harap bir çok bina görmek mümkün.
Lübnan'da iç savaş ve 2006'daki İsrail saldırısından kalma harap bir çok bina görmek mümkün.

Hristiyan Mahallesi Eşrefiye’de tezgahtarlık yapan Nadie, Hariri’nin şartlarını eleştiriyor. Nadie, “Yeni bir hükümet kurulacak, eski sorunları sürekli masaya getirirseniz nasıl sosyal sorunlara vakit ayırabilirsiniz ki?” diye soruyor.

Birçok Lübnanlı yeni hükümetin kurulmasının uzun zaman alabileceğini ama bu tarz süreçlere alışık olduklarını söylüyor. Lübnan’ın siyasi geçmişine bakıldığında hükümetin kurulmasının kimi zaman aylar aldığını görülmesi de bunu doğrular nitelikte. Zira Lübnan’da hükümetin kurulması için herhangi bir zaman sınırı bulunmuyor.

“HER ŞEY HER AN DEĞİŞEBİLİR.”
Hariri’nin hükümet dışı kalmasının özellikle Sünni Müslümanlar tarafından tepkiyle karşılanacağı bir çok Sünni tarafından dile getiriliyor. Refik Hariri’nin ölüm yıldönümü olan 14 Şubat’ın ardından Hariri yandaşlarının, yeni hükümet karşıtı kampanyalara hız vereceği konuşuluyor. Hemen hemen herkes toplumda keskin bir kutuplaşma olacağı endişesini taşıyor.

Hariri hükümetinden aradığını bulamadığını söyleyen Maronist bir Hristiyan olan Paul, yeni hükümetten de çok umutlu olmadığını anlatıyor. Paul, bir zamanlar siyasi hareketlerin içinde yer aldığını ama hiçbir hareketin ülkenin ekonomik durumunu iyileştirmek için yeterince çalışmadığı için siyasetten uzaklaştığını söylüyor. Lübnan’ın içinde bulunduğu durumu şöyle özetliyor:

“ Bizde en büyük sorun bağlı olduğunuz gruplar ya da partileri destekleyince onların eleştirilmemesi, tam da bu nedenle toplumda zaman zaman kırılmalar meydana geliyor. Üstelik bunların ne zaman olacağı, ne şekilde gelişeceği de belli olmuyor. Siyasi bir düzen hem bölgede hem ülkede olmadığı için hiçbir zaman uzun vadeli planlar yapamıyoruz.”

Beyrut’lu gazeteci Ali de bu görüşü destekliyor. “Herkes her şey hakkında yorum yapıyor, tartışıyor öte yandan hiç kimse tam olarak neyi desteklediğini ya da kime güvenebileceğini bilmiyor. Örneğin sokaktaki bir çok kişi bu yıl savaş çıkacak diye konuşuyor, öte yandan bu olmayabilir. 2006’daki İsrail savaşından önce ise herkes durumun stabil olduğunu söylüyordu, oysa bir anda savaş çıktı. Burada her şey her an değişebilir.”

Lübnan'da çocukların en popüler oyuncağı silahlar. Ülkede yasal ya da yasadışı silah kullanımı çok fazla.
Lübnan'da çocukların en popüler oyuncağı silahlar. Ülkede yasal ya da yasadışı silah kullanımı çok fazla.

KİM KİMİ DESTEKLİYOR?
Yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip Lübnan, birçok farklı etnik ve dini kökene sahip insanın bir arada yaşadığı dünyanın en küçük ülkelerinden biri. Yine de gerek İsrail – Hizbullah çatışmaları, gerek bölgesel konumu ile Ortadoğu’daki kritik ülkelerden biri. Lübnan’da Cumhurbaşkanı Hristiyanlar arasından seçiliyor. Başbakan’ın Sünni, Meclis Başkanının Şii olduğu ülkede İçişleri Bakanının Dürzi, Savunma Bakanının ise Ortadoks Hristiyan olması gerekiyor.

Lübnan’da siyaset genel olarak 4 parti üzerinden şekleniyor. Saad Hariri’nin başında bulunduğu 14 Mart hareketi daha çok Sünni Müslümanları kapsıyor. 14 Mart hareketi Beyrut’un bazı yerlerinde, Trablus ve Saida’da baskın. Tanrının partisi anlamına gelen Hizbullah ise Şiilerin desteklediği ve dini referansları olan bir oluşum. Lübnan’da resmi bir parti olmasına rağmen Amerika Birleşik Devletlerinin hala zaman zaman terörist saydığı Hizbullah, İsraille yaşanan 2006 savaşından bu yana ülke genelinde giderek güçleniyor. Ülkenin güneyinde, Beyrut’un Dahiya mahallesinde ve Beka Vadisindeki şehirlerde çok güçlü olan Hizbullah’ın İran ve Suriye ile yakın bağları bulunuyor.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın doğduğu Sur kenti.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın doğduğu Sur kenti.

ANAHTAR DÜRZİLER'İN ELİNDE
Lübnan’da yaşan Dürziler politik olarak Hariri ve Hizbullah yanlıları olarak ikiye ayrılmış durumda da olsa, İlerici Sosyalist Parti’nin Dürzi Lideri Velid Canpolat, yeni hükümette Hizbullah’ın yanında olacağını açıkladı. Dürzilerin bu kararı almasının arkasında Suriye’yi desteklemek ve İsrail karşıtlığının yattığı belirtiliyor. Mecliste 7 sandalyeye sahip Dürziler, Şii Müslüman blogun hükümet kurabilmesi için gerekli olan 65 sandalyeye ulaşabilmesi için kritik bir önem taşıyor

Lübnanlı Şii’lerin bir başka partisi ise Hizbullah kadar fanatik olmayan Amal partisi. Parti, yeni hükümette Hizbullah’ı destekleyeceğini açıkladı. Emekli General Michel Aoun’un liderliğindeki Özgür Vatan Hareketi de Hizbullah’ı destekleme kararı aldı.

Yarın: Lübnan'ın vatansız halkı