Türkiye’nin Nobel ödüllü romancısı Orhan Pamuk, bir süredir Venedik’te bulunuyor. Ca Foscari Üniversitesi’nde bir ay boyunca ders vermek üzere gittiği Venedik’te Canal Grande’ye nazır bir dairede kalan Pamuk, orada tuttuğu notların ilk bölümünü “Venedik’te öpüşmek” başlığıyla La Repubblica gazetesinde yayımladı.

Pamuk, La Repubblica’nın ilk sayfadan anons ettiği yazısına şu cümlelerle başlıyor:

“Rialto köprüsü yakınlarında bir yerde, balık pazarının hemen orada bir çift öpüşüyordu. Adam da kadın da iyi giyimli, uzun boylu, yakışıklı ve güzeldiler. Çevrelerinde Venedik'i Venedik yapan mimari ayrıntılar, gotik pencereler ve batan güneşin akşam vaktinin hoş, yumuşak ışığı vardı. Büyük Kanal'ın hemen yanında, boş bir alandaydılar. Kendilerine dönmüş, kollarını birbirlerinin vücutlarına dolamış, bütün dünyayı unutmuşlardı. Gene de bir an kendime ‘Acaba kameralar nerede?’ diye sormadan edemedim. Sonra, öpüşen bir çifte merakla bakmanın yakışıksız olacağını düşünerek, başımı öte yana çevirdim. Başkalarının mutluluğu, herkes gibi beni de biraz mutsuz eder, ama bu sefer böyle bir gölge geçmedi ruhumdan. Belki de Venedik'e bu sefer mutlu olmaya geldiğim için. İçtenlikle öpüşen çifte hafiflikle, mizahla bakabilmemin bir başka nedeni de bu konularda, en son romanım Masumiyet Müzesi'nde epeyce yazmış olmam.”

Pamuk, konuya ilişkin yazısında, “Güzel bir manzara görünce bizleri öpüşmeye çağıran şey nedir?" diye soruyor. Ardından da Venedik’in birçok turist için mutlu olunacak bir yer olduğunu anımsatan Pamuk, soruyu şu sözlerle yanıtlıyor:

“Ama her güzel manzara bizde öpüşme isteği ya da mutluluk uyandırmaz. Bazı manzaralar korku, metafizik endişe, rahatlık ve huzur, bazıları da İstanbul'da bana olduğu gibi hüzün uyandırır. Tıpkı bazı şehirlerin çalışılacak bir şehir, bazılarının eğlenilecek, bazılarının kaçılacak, bazılarının tatil yapılacak, bazılarının kederlenecek, bazı şehirlerin de ölünecek bir yer olması gibi, Venedik de oraya koşan birçok turist için mutlu olunacak bir yerdir. Bu dünyada mutlu olunabileceğini Venedik manzarasının derinliğini içimizde duyunca anlıyoruz. Bu sevinç bizleri öpüşmeye çağırıyor...”

“DOYA DOYA ÖPÜŞECEK BİR SEVGİLİM OLMADIĞI İÇİN YAPAYLIKTAN ŞİKAYET EDERDİM”
Orhan Pamuk, Venedik’te kaleme aldığı yazıda, İstanbul’daki çocukluk ve gençlik yıllarına geri dönerek, “Benzerim yüzmilyonlarca, milyarlarca dünya vatandaşı gibi ben de dudaktan öpüşmeyi yaşamımda ilk kez sinemada gördüm. Çocukluğumda Türkiye'de henüz televizyon yoktu. Öpüşürken burunları birbiriyle çarpışmıyor mu diye düşündüğümü hatırlıyorum” diyor.

Kiran Desai
Kiran Desai

Sinema tarihinde en iyi öpüşme sahnesinin Hitchcock tarafından çekildiğini belirten Pamuk, gençlik döneminde filmlerde gördüğü öpüşme sahnelerinin onda uyandırdığı hisleri ise şu cümlelerle betimliyor:

“Bu filmleri, öpüşme sahnelerini, kamera karşısında dönen çiftleri gençliğimde İstanbul sinemalarında seyrederken, belki de doya doya öpüşebileceğim bir sevgilim olmadığı için yapaylıktan şikayet ederdim. Gençliğimde sokakta öpüşen iki kişiyi hayatımda ilk kez İstanbul zenginlerinin yazlığa gittiği bir mahallede gördüm.”

La Repubblica gazetesinde “Venedik’te öpüşmek” başlığıyla yayımlanan yazıda, konuya ilişkin bir başka haberde, Booker Prize ödülünün sahibi Hintli yazar Kiran Desai’nin “Pamuk’un yeni nişanlısı” diye nitelenmesi de dikkat çekti.