İzlanda'nın devlet televizyonu RUV'a konuşan Pompeo, terör örgütü DAEŞ'in Suriye'de Fırat'ın doğusunda elinde tuttuğu son yerleşiminden çıkarılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

DAEŞ'in geniş toprakları işgal ettiği dönemin geride kaldığını anımsatan Pompeo, "(Söz konusu dönem) ABD'nin, Suriye ve Irak'taki ortaklarımızın, yerel güçlerin çıkardığı iyi iş sayesinde geride kaldı. Gerçekten iyi işti. Ancak misyon sona ermedi. DAEŞ ile birden çok kıtada savaşmaktayız ama taktiklerimiz değişecek ve değişmeye devam edecek. DAEŞ adapte oldukça, biz de olacağız. İslami terörden yönelen tehdidi anlıyoruz. Başkan Trump bunu kararlılıkla anlıyor. Onlarla, onları bulduğumuz yerde savaşmaya ve sadece ABD'ye değil, müttefiklerimizin karşı karşıya kaldığı riski azaltmaya kararlıyız" diye konuştu.

Pompeo, bu mücadele için "2 bin, 4 bin veya 14 bin askeri" DAEŞ ile savaşılan her alanda bırakmaya gerek olmadığını belirterek, "Bize yardım etmeleri için yerel güçleri kullanabiliriz" dedi.

"İRAN EN BÜYÜK GÜVENLİK TEHDİDİ"

Pompeo, İran ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

"Biz İran'a odaklanmış değiliz, biz güvenliğe odaklıyız. Orta Doğu'da güvenliğe en büyük tehdit, İran. Dolayısıyla sorunla mücadele etmeliyiz. (ABD öncülüğünde 12 Şubat'ta Varşova'da düzenlenen konferansta) 60 ülke vardı. Mogherini katılmadığı için üzgünüm. Bence katılmayışı, Avrupa Birliği için talihsiz bir durumdu. Beni üzdü, çünkü 60 ülke ve tarihi bir ziyaret vardı. Arap ülkeleri ve İsrail'in başbakanı aynı odadaydı, ortak tehditten söz ediyorlardı. Onlara biz koçluk yapmadık. Onları eğitmedik. Kendileri geldiler ve hepsi kendi halklarının güvenliği ve istikrarına en büyük tehdidin İran olduğunu açıkça belirttiler."

ABD'nin bu konuda da kararlı olduğunu vurgulayan Pompeo, "Baskı kampanyası sadece bir şeyi hedefliyor: Kasım Süleymani, (İran Cumhurbaşkanı Hasan) Ruhani ve (İran Dışişleri Bakanı Cevad) Zarif'i, terör eylemlerine girmelerini engellemek için varlıktan mahrum etmek. Onlar dünyanın en büyük terör sponsorları" şeklinde konuştu.

Pentagon Sözcüsü Binbaşı Sean Robertson da AA muhabirinin, "DEAŞ'ın elindeki son toprak parçasının da alınması ve ABD'nin de Suriye'den çekilmeye başlamasıyla YPG'ye verilen silahları geri toplayacak mısınız?" sorusuna, "SDG, DAEŞ ile mücadelede etkili ve güvenilir bir ortak oldu. SDG'ye verilen silahların sınırlı, göreve özel ve DAEŞ'in yenilmesi hedeflerini elde edecek ölçüde olacağını ifade ettik. (Suriye'nin) Kuzeydoğusunun özgürleştirilmesi tamamlanmak üzere, ama daha yapılacak iş var. Onlar, alınan toprakları temizlerken ve DAEŞ'in tekrar ortaya çıkmasını engellerken, ortağımız SDG'ye destek vermeye devam edeceğiz" şeklinde yanıt vermişti.

ABD, 2015'ten bu yana DAEŞ ile mücadeleyi gerekçe göstererek YPG/PKK'ya askeri destek veriyor. Washington yönetimi, DAEŞ'in Fırat'ın doğusundaki son yerleşimden de çıkarılmasının ardından YPG/PKK'ya desteğe devam edebilmek için "DAEŞ'in temizlendiği bölgelerde yeniden ortaya çıkmasını engellemek" gerekçesini öne sürüyor.