İngiltere'de yıllar sonra Muhafazakar Parti'ye zaferi getiren David Cameron, partinin liderliğie geleli henüz beş yıl oldu.

İlişkili Haberler


2001'de parlamentoya giren David Cameron, sürpriz bir şekilde parti başkanlığına getirildiğinde henüz hiç bakanlık yapmamış genç bir politikacıydı.

Muhafazakar Parti ise son üç genel seçimden hezimetle çıkmış, üç lider değiştirmişti. Cameron bu ortamda, Muhafazakarları genç ve yeni bir isimle şanslarını denemeye ikna etti. Sonuçta partinin logosu dahil, tüm imajı yeniden yaratıldı. Muhafazakarların bu dönemde düsturu "değişim" oldu.

Bahçeyle uğraşıp yemek yapmayı sevdiğini söyleyen Cameron da soğuk ve mesafeli parti lideri kalıbını kırmaya yöneldi.

VARLIKLI BİR AİLEDEN GELİYOR
Ancak bu pek kolay olmadı, çünkü Cameron oldukça varlıklı ve köklü bir aileden geliyor. Muhafazakar liderin büyük dedelerinden 3'ü milletvekili.

PRENSLERİN OKULUNA GİTTİ
Ailesinde gelenek olduğu üzere, bakanların, liderlerin, prenslerin okulu Eton Koleji'ne gitti. Oxford Üniversitesi mezunu; eşi Samantha ise bir baronetin kızı...

Bu 'ayrıcalıklı' yaşam, muhafazakarların sıyrılmak istediği "kaymak tabaka partisi" yaftası açısından bir dezavantaj olarak görülüyordu. 43 yaşındaki siyasetçi, bu nedenle "halktan biriyim" mesajına odaklandı.

BİR YIL ÖNCE BİR OĞLU ÖLDÜ, ŞİMDİ YENİ BEBEK BEKLİYORLAR
Kısa seyahatler için genelde bisikleti tercih eden Cameron ve eşinin, doğuştan engelli ve epilepsi hastası bir oğulları vardı. Ancak muhafazakar liderin oğlu Ivan bir yıl kadar önce hayatını kaybetti. Cameron bu olayın iş ve siyasetin yaşamdaki yerini sorgulamasına yol açtığını söylüyor.

İki çocukları daha olan çift, şimdi yeniden bebek bekliyor.

BLAIR'İN YARATTIĞI DEĞİŞİME BENZER BİR DEĞİŞİM YARATTI
Tüm kariyerini Muhafazakar Parti bünyesinde, siyaset koridorlarında geçiren, eğitimden maliyeye pek çok alanda görev alan David Cameron, ilk kez, aniden bir sandalyenin boşalması ile 2001'de milletvekili oldu...

EŞCİNSEL HAKLARINDA GELENEKSEL ÇİZGİNİN DIŞINA ÇIKTI
Muhafazakar Parti lideri sıfatıyla, partide getirdiği yenilikler kimi gözlemcilerce Tony Blair'in 1990'larda İşçi Partisi'nde yarattığı vizyon değişimi ile karşılaştırılıyor.

Cameron partisini iklim değişiminden eşcinsel haklarına belli konularda geleneksel çizgisinin dışına çekti.

Partinin kadınlardan ve etnik kesimlerden daha fazla aday göstermesini sağladı.

Avrupa'ya yetki aktaracak yasalarda referandum istemesine rağmen, Avrupa'ya yüklenmekten göreli olarak uzaklaştı, ulusal sağlık sistemi NHS'i benimseyen bir tavır izledi.

Suça karışan gençlere sevgi ve şefkat gösterilmesi gerektiği sözleri, "kapşonlu gençleri kucaklayalım" sloganıyla hicvedildi.

TEMİZ SİYASETİ VURGULADI
Siyaseti sarsan milletvekili ödenekleri skandalında, bu meseleye karışanlara saflarında yer olmadığı mesajıyla temiz siyasete vurgu yaptı.

1997'de iktidarı İşçi Partisi'ne kaptıran Muhafazakarlar, Cameron'un liderliği sırasında yükselişe geçti. Hatta geçen yılın başında bir ara İşçi Partisi'nin 20 puan kadar önünde gidiyorlardı. Ancak bu ivme korunamadı.

GEÇMİŞE GÖRE SÖNÜK BİR ZAFER
Ekonomik krizin Başbakan Gordon Brown'a göreli bir toparlanma fırsatı sunması ile, seçim öncesindeki son haftalarda fark 3-5 puana dek geriledi.

Anketlerde yüzde 30-35 aralığında seyreden oy oranı, ilk sıraya yerleşmeleri beklentisi yaratsa da aslında bu Muhafazakarların zafer kazandıkları geçmiş seçimlere göre ulaştığı en düşük oran.

Muhafazakarlar yine de 6 Mayıs genel seçiminde iktidar olmaya 13 yıldır ilk kez bu kadar yaklaştı.

OBAMA TAKTİKLERİ UYGULADI
Cameron'un özellikle seçim kampanyasında doğrudan ABD Başkanı Barack Obama'nın taktiklerine başvurduğu dikkat çekti. Sürekli "değişim ve umut" temalarına vurgu yapıldı.