Geçen Cumartesi günü eski bir komutan olan İsrail İmar ve İskan Bakanı Yoav Galant, hükümetinin diplomaside sağladığı başarının altını çizerek, İsrail'in İran birliklerini Suriye'den çıkarmak için bir planı olduğunu açıkladı. Bakan bu planı uygularken de, Rusya'dan destek görmeyi hesaba kattıklarına dikkat çekti.

İsrail basınında yer alan haberlere göre Bakan Galant, Moskova ile Tahran arasındaki sıkı işbirliğinin sonuna gelindiğini söyledi. Galant, "Ruslar, Esad karşıtı gruplara karşı savaşmak zorunda kalırken, İranlıları ve Hizbullah'ı da müttefik olarak gördüler" dedi. Ancak artık bu durumun sona erdiğine dikkat çeken İsrailli bakan, Moskova'nın Tel Aviv'e yaklaştığını belirtti. Bakan, İran'ı Suriye'den çıkarmanın, İsrail ve Rusya'nın ortak çıkarı olduğunu belirtti. Bakan bu kapsamda da İsrail'in bir planı olduğunu söyledi ancak ayrıntı vermedi.

RUS-İSRAİL ORTAKLIĞI

Rusya, konuya yönelik bir açıklama yapmadı. Aksine Moskova geride kalan günlerde, İsrail'in 19 ile 20 Ocak tarihlerinde Suriye'deki İran mevzilerine yönelik hava saldırılarını kınayan açıklamalar yaptı. Rus Dışişleri Sözcüsü Maria Zakharova tarafından yapılan açıklamada, "Bağımsız bir devlete, ki bu vakada Suriye'den söz ediyoruz, keyfi hava saldırıları düzenlemeye son verilmelidir" ifadesini kullandı. Zakharova ayrıca yıllardır silahlı çatışmalar nedeniyle zarar görmüş Suriye'nin, üzerinde jeopolitik hesaplar yapılan bir bölgeye dönüşmesine izin verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Ancak kısa süre sonra bu sözleri, Rusya'nın İsrail ile sağlayacağı ortaklığa yönelik net bir açıklama takip etti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, İsrail'in güvenliğini daha net bir şekilde garanti altına alacak önlemlerin Moskova tarafından hiçbir şekilde küçümsenmediğini belirtti. Bakan yardımcısı açıklamasında, "Bunu İsrailliler biliyor, ABD biliyor, İranlılar, Türkler ve Şam hükümeti, herkes biliyor. Bu Moskova'nın en önemli önceliklerinden biridir" diye konuştu.

BİRLİKTE İRAN'A KARŞI

İsrail ile Rusya arasındaki siyasi yakınlaşma son yıllarda beraberinde yoğun diplomatik görüşmeleri de getirdi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu çok sayıda kez Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Netanyahu son olarak 2018 Temmuz ayında Moskova'nın konuğu oldu.

İki ülkeyi birleştiren ortak çıkar, İran'ı Suriye'den çıkarmak. İsrail, sınırındaki Şii devletini kabul edilemez bir tehdit olarak görüyor. Rusya da İran'ın Suriye'deki varlığını, sekiz yıllık savaşın ardından Moskova'nın ateşkes çabalarını boşa çıkaracak bir huzursuzluk faktörü olarak görüyor.

Moskova ve Tahran arasındaki siyasi yabancılaşma, iki ülke arasında küçük uzlaşmazlıklara yol açtı. Haber dergisi Der Spiegel birkaç gün önce Esad'ın müttefikleri olan İranlı ve Rus grupların El Bab'da birbirlerine ateş açtıklarını bildirdi. Haberde en az 200 savaşçının öldüğü bilgisi verildi.

İRANLI MİLİSLER

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdul Rahman ise iki tarafın silahlı çatışmaya girmesi haberinin gerçekleri yansıtmadığını belirtti. Rahman, her ne kadar Rusya'nın İran'ın etkisini azaltmaya çalışsa da, bunun henüz iki taraf arasında bir çatışmaya dönüşmediğini belirtti. Ancak Rahman, Rusların Suriye'de polisvari görevler de üstlendiğini ve bu kapsamda sivillere baskı yapan İran paralı askerlerini tutukladıklarını söyledi. Rahman Deutsche Welle'ye yaptığı açıklamada, Tahran yönetiminin 3 bine yakın Sünni Suriyeli paralı asker çalıştırdıklarını ifade ederek, "Bu kişiler sadece para nedeniyle İran'ın hizmetinde çalışıyor" dedi.

İran medyasında da Esad'ın müttefikleri olan Rus ile İranlı askerler arasındaki olası bir silahlı çatışmaya yer verilmedi. İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komitesi Başkanı Haşmetullah Felahatpişe Rusya'nın, İsrail'in Suriye'ye saldırı düzenlediği sırada S-300 füze savunma sistemini kapattığını öne sürdü. Felahatpişe, bu durumun İsrail'in işini kolaylaştırdığını ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdul Rahman, Moskova'nın şu sıralar ortayı bulmaya çalıştığını belirtti ve ekledi: "Ancak ben, Rusya'nın Suriye'de İran olmadan etki sahibi olmak istediğini düşünmüyorum."

ESAD'IN "GÜÇSÜZLÜĞÜ"

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rahman'a göre İran'ın Suriye'deki varlığına yönelik karar artık tek başına Esad'a bağlı değil. Rahman, "Suriye yönetimi ülkede artık tek başına karar vermek hakkını elinde bulundurmuyor. Başkentin dışında birçok noktada İran milisleri ve Hizbullah'ın tarafından kontrol ediliyor" dedi.

İran'ı hiçbir sonucu olmadan Suriye'den çıkarmak oldukça güç olacak. Üstelik birçok İranlı işadamı Şam'da sayısız gayrimenkul sahibi olmuşken. Onların varlığı en azından iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiyi güçlendirecektir.

İsrail ise İran'ı mümkün olduğunca sınırından temizlemeye çalışıyor. Tel Aviv bu konuda Moskova'nın desteğini hesaba katabilir. İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Rusya'nın geçen yıl İran'ı, İsrail sınırına 85 kilometreden daha yakına yaklaşmamaya zorladıklarını söyledi. İran'ın Suriye'deki varlığına tepkiler günden güne artıyor.