Suudi Arabistan Prensi Muhammed Bin Selman, Asya turunun son ayağında Çin'de görüşmelerde bulundu. Suudi Prens, önce Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ve Başbakan Yardımcısı Han Cıng ile görüştü, sonra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi.

Görüşmeler çerçevesinde ikili ticari ve milyar dolarlık anlaşmalar, Suudi haberi ajansı SPA tarafından basına duyurulurken, Suudi Prens'in Sincan Uygur Bölgesi'ndeki kamplarla uluslararası toplumun eleştirilerinin odağında olan Çin'e terör ve aşırılıkla mücadelede saygı ve desteğini sunması, "Suudi Arabistan Çin'de Müslümanlar için kurulan toplama kamplarını savunuyor." şeklinde yorumlandı.

Suudi Arabistan Prensi Muhammed Bin Selman, gün içinde Pekin'de Çin - Suudi Arabistan Yüksek Düzeyli Ortak Komitesi'nin üçüncü toplantısında Başbakan Yardımcısı Han ile görüştü.

Çin haber ajansı Şinhua, Suudi Prens'in burada "Suudi Arabistan, Çin'in ulusal egemenlik, güvenlik ve istikrarını koruma çabalarını destekliyoruz. Dışarıdan Çin'in iç işlerine müdahale edilmesine karşı çıkıyoruz." ifadesini kullandığını aktardı.

Ayrıca, Çin Devlet Başkanı Şi ile Büyük Halk Salonu'nda görüşen Suudi Prens Muhammed Bin Selman'ın, "Çin'in, ulusal güvenliği korumak için terörle ve aşırıcılıkla mücadele önlemleri alma hakkına saygı duyuyor ve destekliyoruz. Çin ile iş birliğini güçlendirmeye hazırız." ifadeleri dikkati çekti.

Uluslararası toplumda gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti nedeniyle tepki gören Veliaht Prens Muhammed'in söz konusu açıklamalarını Newsweek dergisi, "Suudi Arabistan'ın Muhammed Bin Selman'ı Pekin ziyaretinde Çin'in Müslümanlar için kullandığı toplama kamplarını savundu." manşetiyle okurlarına duyurdu.

Gazete ayrıca, ziyareti "Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın vahşice katledilmesi nedeniyle Batılı ülkelerin hedefinde olan Suudi Prens Muhammed'in Çin ziyaretini yeni müttefikler oluşturma çabası" olarak yorumladı.

ÇİN'E ULUSLARARASI ALANDAN TEPKİLER

Uluslararası insan hakları kuruluşları, Sincan'da milyonlarca Uygur'un "yeniden eğitim" gerekçesiyle toplama kamplarında tutulduğunu bir süredir dünya kamuoyu gündemine getiriyor.

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi'nin Çin'de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili Cenevre'de düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu bildirmişti. Örgüt temsilcileri, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının milyonları bulduğunu dile getirmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bir süre önce yayımladığı raporda, son iki yılda Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde çok sayıda kişinin "önleyici polisiye tedbiri" adı altında suçsuz yere alıkonulduğu ve siyasi açıdan tehlikeli olarak değerlendirilen bireylerin herhangi bir yargı kararı olmaksızın "siyasi eğitim merkezleri" denilen gözaltı merkezlerine gönderildiği iddialarına yer vermişti.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞININ TEPKİSİ

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, kamplarla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Çin makamlarının Uygur Türklerine yönelik sistematik asimilasyon politikasının insanlık adına büyük bir utanç kaynağı olduğunu belirtmişti. Çin makamlarını, Uygur Türklerinin temel insan haklarına saygı göstermeye ve toplama kamplarını kapatmaya davet eden Aksoy, "Türk kamuoyunun ağır insan hakları ihlalleri konusundaki tepkisinin Çin makamlarınca dikkate alınmasını bekliyoruz." ifadesini kullanmıştı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise "Uygur Türklerine dönük keyfi tutuklamalar, bir milyondan fazla Uygur Türk'ünün toplama kamplarında ve hapishanelerde alıkonulması gibi eylemlerin hiçbir şekilde meşru bulunmayacağını söylüyoruz." şeklinde konuşarak, Pekin yönetiminin bu konuda "şeffaf" olması gerektiğini belirtmişti.