Suudi Veliaht Prens, Kaşıkçı'yı "tehlikeli bir İslamcı" diye nitelendirmiş

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi başkonsolosluğunda öldürülmesinin ardından Beyaz Saray ile yaptığı bir telefon görüşmesinde Kaşıkçı için "tehlikeli bir İslamcı" dediği iddia edildi.

Anadolu Ajansı 01.11.2018 - 21:20

Suudi Veliaht Prens, Kaşıkçı'yı "tehlikeli bir İslamcı" diye nitelendirmiş

Washington Post gazetesinde yer alan ve söz konusu görüşme hakkında bilgi sahibi olan kişilere dayandırılan haberde veliaht prensin, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner ile yaptığı bir telefon görüşmesine ilişkin detaylar aktarıldı.

Habere göre Prens Muhammed bin Selman, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki başkonsolosluğunda Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesinden günler sonra Kushner ile bir görüşme yaptı. Görüşmede Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton da hazır bulundu.

Buna göre Kaşıkçı olayının konuşulduğu bildirilen görüşmede Prens Muhammed bin Selman'ın, Kaşıkçı için "O tehlikeli bir İslamcıdır." değerlendirmesini yaptığı iddia edildi. Görüşmede, Kaşıkçı olayının ABD-Suudi ilişkilerine zarar vermemesi gerektiğini belirten veliaht prens, Kushner'e "Kaşıkçı'nın Müslüman Kardeşler üyesi olduğunu" söyledi.

Haberde, Trump yönetiminin, Müslüman Kardeşler hakkındaki tutumunun belli olduğu, Prens Muhammed bin Selman'ın da bu durumu göz önünde bulundurarak böyle bir ifade kullanmış olabileceği yorumu yapıldı.

KAŞIKÇI AİLESİ İDDİALARI REDDETTİ

Öte yandan Washington Post gazetesine yazılı açıklama gönderen Kaşıkçı ailesi ise veliaht prensin Kaşıkçı hakkındaki ifadelerini reddetti.

Aile, açıklamasında, "Cemal Kaşıkçı Müslüman Kardeşler üyesi değildir. Önceki yıllarda kendisi bu yöndeki iddiaları her seferinde reddetmiştir. Cemal Kaşıkçı hiçbir şekilde tehlikeli bir insan değildir. Aksini iddia etmek gülünçtür." ifadelerine yer verdi.

Haberde ayrıca, adı açıklanmayan bir Suudi yetkilisinin, Prens Muhammed bin Selman'ın bu yönde bir ifade kullandığı iddiasını reddettiği belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan dün yapılan açıklamada, "Maktul Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018 tarihinde, evlilik işlemleri için girdiği Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu'nda, daha önceden yapılan planlama doğrultusunda, başkonsolosluk binasına girer girmez boğularak öldürülmüştür. Cesedi, boğularak yine önceden yapılan planlama doğrultusunda parçalanarak yok edilmiştir." ifadeleri kullanılmıştı.

"PRENS BİN SELMAN'IN YÖNETİMDEKİ POZİSYONU TEHLİKEDE"

Washington Post gazetesi, Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinin ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın itibarının ciddi oranda zedelendiğini ve ülke yönetimindeki pozisyonunun da tehlikeye düştüğünü yazdı.

Washington Post'ta yer alan bir haberde, Kaşıkçı cinayetinin, Suudi Arabistan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın itibarına da ciddi hasar verdiğine işaret edildi.

Haberde, "ABD Başkanı Donald Trump, 33 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın en büyük destekçilerindendi, ancak o bile Riyad'ın Kaşıkçı meselesini ele alma biçimini açıkça eleştirdi." değerlendirmesinde bulunuldu.

ABD Başkanı Trump'ın Suudi Arabistan'a silah satışını durdurma ve yaptırım uygulama konusunda isteksiz davrandığına vurgu yapılan haberde, buna rağmen Kongre'deki hem Cumhuriyetçi hem Demokrat isimlerin Suudi yönetimine tepkisini ortaya koyduğu ve ayrıca iş dünyasından birçok ismin de Suudi Arabistan'dan desteğini çektiği kaydedildi.

YENİ KRALİYET SENARYOSU

Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman'ın yönetimdeki pozisyonunun tehlikeye düştüğü ve Kral Selman bin Abdülaziz üzerindeki baskıların arttığı belirtilen haberde, şu ifadeler kullanıldı:

"Kral bin Abdülaziz'in Londra'da yaşayan kardeşi Prens Ahmed bin Abdülaziz'in Suudi Arabistan'a döndüğüne dair çıkan haberler, tahtın bir sonraki sahibini değişebileceği spekülasyonlarını da artırdı. Ortaya atılan senaryolardan birisi, Muhammed bin Selman'ın iktidarını, Krallığa karşı uluslararası güveni tekrar temin edecek daha üst düzey bir akrabasıyla paylaşmaya mecbur bırakılması."

Haberde, Trump yönetiminin, bin Selman'a, Yemen'deki iç savaş, Katar'a yönelik ambargo ve Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin kaçırılması gibi konularda arka çıktığı hatırlatıldı.

Kaşıkçı cinayetinin ardından durumun değiştiği vurgulanan haberde, "Suudi Arabistan geçmişte Yemen konusunda uluslararası eleştirilerin hedefi olduğunda, Trump yönetimi, sürekli Riyad'ı savundu ama Kaşıkçı'nın öldürülmesinden sonra bu durum değişiyor." ifadeleri kullanıldı.

KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'dan, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra haber alınamamıştı.

Türk yetkililerin inceleme başlatarak olayın üzerine gitmesiyle Kaşıkçı'yı öldürmek üzere Suudi Arabistan'dan konsolosluğa özel bir infaz timi geldiği, cesedin yok edilmesi için ormanlık alanda keşif yapıldığı ve binadaki delillerin karartılmaya çalışıldığı detayları ortaya çıkmıştı.

Dünya gündeminin ön sıralarına yerleşen bu gelişmeler üzerine, Suudi Arabistan yönetimi 18 gün sonra gazetecinin başkonsoloslukta öldürüldüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Suudi tarafının olayın planlı bir cinayet olmadığı iddiası ise uluslararası kamuoyunda kabul görmedi. Çok sayıda ülkeden tepkiler devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "planlı cinayet"in talimatı veren kişiye kadar tüm ayrıntılarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise bir taraftan Suudi Arabistan'a yaptırım uygulanabileceğini dile getirirken diğer taraftan ikili ilişkilerini bozmak istemediği sinyali verdi.

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak gerekli iş birliğini yapma sözü verirken, Riyad'daki başsavcılık cinayetin planlı olduğunu açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından dün yapılan açıklamada, "Maktul Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018 tarihinde, evlilik işlemleri için girdiği Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu'nda, daha önceden yapılan planlama doğrultusunda, başkonsolosluk binasına girer girmez boğularak öldürülmüştür. Cesedi, yine önceden yapılan planlama doğrultusunda parçalanarak yok edilmiştir." ifadeleri kullanılmıştı.

Sayfa Yükleniyor...