Rusya Dışişleri Bakanlığı'na göre, Taliban ile Afganistan hükümeti arasında ilk doğrudan üst düzey görüşmelerin yapılacağı konferans, yarın Moskova'da düzenlenecek. Suriye konulu toplantıların aksine açılışını Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un yapacağı konferansa, dışişleri bakan yardımcısı seviyesinde katılım olacak.

Bakanlık, konferans için Afganistan, ABD, Hindistan, İran, Çin, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan dahil 11 ülkenin temsilcilerine davetiye gönderdi, ABD hariç diğer tüm ülkelerin katılımlarını teyit ettiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, katılmamasının nedenini, "Afganistan'daki barış sürecine ilişkin Moskova'daki ilk toplantıdan önemli sonuçlar çıkmaması" olarak izah ederken, adlarının açıklanmasını istemeyen Rus diplomatlar, ABD'nin konferansa dolaylı biçimde dahil edileceğini belirtti.

Afganistan hükümeti konferansa Yüksek Barış Konseyi'nden bir heyet, Taliban da temsilcilerini gönderecek.

Taliban'dan yapılan açıklamada, "Afganistan'ın içinde bulunduğu çıkmaza ve Amerikan işgaline barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik kapsayıcı görüşmelerin yapılacağı konferansa katılacak üst düzey Taliban heyetinin, barış ve istikrarın tesisi dahil meselenin tüm yönleri hakkındaki görüşleri ve politikaları konusunda açıklayıcı bir konuşma yapacağı" ifade edildi.

"Taliban ile herhangi bir barış görüşmesi ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini" ifade eden eski Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, konferansa katılma niyetini dile getirirken, eski Balkh Valisi Atta Muhammad Nur'un da katılımcılar arasında yer alması bekleniyor.

Çağdaş Afgan Çalışmaları Merkezi'nden Ömer Nessar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, davet edilen ülkelerin her birinin Afganistan'daki çatışmaya derin biçimde müdahil olmasına rağmen konferansta rollerinin, Taliban ile Afganistan hükümeti arasındaki görüşme sürecini meşrulaştırmak olduğunu söyledi.

Nessar, konferansta tartışma konusu olmasını beklediği başlıca meselelerden birinin, ülkeden başta ABD askerleri olmak üzere tüm yabancı güçlerin geri çekilmesi olacağını belirterek, "İlk bakışta bu çözümlenemez bir görev gibi görünebilir. Diğer taraftan, destekleyenler için bile ABD'nin Afganistan'daki varlığına karşı tutum değişiyor. Amerikan askerleri, güvenlik anlaşması çerçevesinde Afganistan'da. Öte yandan ülkede 17 yılın ardından ABD, anlaşmanın yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmiş değil. O halde neden oradalar?" değerlendirmesinde bulundu.

ABD ordusunun Afganistan'dan ayrılmasının ardından hemen darbeye teşebbüs edileceği yönündeki beklentileri ciddiye almadığını da dile getiren Nessar, ABD'nin askerlerini aşamalı olarak geri çekmeyi reddetmesi halinde ülkedeki askeri varlığını başka koşullar altında sürdürebileceğini, ABD'nin Afganistan'dan askeri üsler kiralayabileceğini, bu seçeneğin çok daha dürüstçe olacağını ifade etti.

Moskova'da Ulusal Araştırma Üniversitesi Ekonomi Yüksek Okuluna bağlı Asya Çalışmaları bölümünün başkanı Alexey Muraviev de yabancı askerlerin ülkeden geri çekilmesine ekonomik desteğin eşlik etmesi gerektiğini söyledi.

Çin'in, Afganistan'ın en büyük ekonomik destekçilerinden biri olabileceğini dile getiren Muraviev, "Şu anda uyuşturucu üretimi, ülkenin gölge ekonomisinin temeli. Dürüstçe barış sürecini düşünüyorsanız, bunun yerine neyin geçeceğine karar vermek gerekir." diye konuştu.

Politika uzmanı Denis Korkodinov da Afganistan'a liderler empoze etmeye son verilmesinin gerekliliğine işaret ederek "Toplumun tüm kesimlerinde kabul gören ulusal bir lider olmalı. Afganistan'ın, Afganistan'da büyüyen, öğrenen ve çalışan, topraklarını tanıyan bir lidere ihtiyacı var. Bir diğer Sovyet, Amerikan veya bir diğer ülkenin himayesindeki birine değil. Sadece Afganistan'ın içinden gelen biri Taliban'ı destekleyen insanları anlayabilir" yorumunu yaptı.