Öldükten iki gün sonra babasının koltuğunu devralan Rob Walton ise, Walmart'ı dünyanın en fazla cirosuna sahip şirket haline getirdi. Walmart 2011 verilerine göre, dünya genelinde 419 milyar dolar cirosu, 15 ülkede 55 markayla 8 bin 500 mağazası ve 2 milyon 100 bin çalışanıyla bir dev.

İlişkili Haberler


Yeni Dünyanın Liderleri'nin bu haftaki konuğu, ABD'nin 3 bin nüfuslu küçük bir kasabasında açtığı mütevazi bir bakkal dükkanıyla dünyanın en büyük mağazalar zincirini yaratan Sam Walton ve ailesinin sıradışı ve aynı zamanda bir o kadar da kapalı kutu yaşam tarzı...

Sam Moore Walton 29 Mart 1918'de ABD'nin Oklahoma eyaletinde Kingfisher adlı küçük bir kasabada dünyaya geldi. Çocukluğu Missouri'nin değişik kasabalarında geçti. ABD 1929'da "Büyük Bunalım" olarak adlandırılan ekonomik çöküşü yaşadığında Sam Walton 11 yaşındaydı. "Büyük Bunalım"da milyonlarca insan işini kaybederek, yoksulluğa mahkum olurken, Walton ailesi şanslıydı. Baba Thomas Walton kardeşinin yanında bir emlak dükkanında çalışıyordu. Küçük Sam ise bir yandan gazete dağıtarak ve ailenin sahip olduğu ineklerden sağılan sütü satarak, bütçeye katkıda bulunuyordu. Sam Walton, dünya markası Walmart'ı yarattıktan sonra yaşam hikayesini yazdığı "Made in America" kitabında o günleri şu sözcüklerle tanımlamıştı: "Bir doları elinize alabilmek için ne kadar çok çalışmak gerektiğini öğrendik, bu değerli bir kazançtı."

SOKAK SOKAK GAZETE SATTI
Missouri Üniversitesi'nde iktisat eğitimi aldığı dönemde gazete dağıtımının yanı sıra garson ve cankurtaran gibi değişik işlerde çalıştı. Sam Walton 1940 yılında J.C.Penney mağazalarında yönetici asistanı olarak tam zamanlı işe başladı. Burada 18 ay çalıştıktan sonra İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle orduya katıldı. Savaş yıllarında orduda iletişim subayı olarak görev yapan Walton, 1943 yılında Helen Robson'la evlendi. Sam Walton üniversite eğitimi yıllarında çalıştığı değişik işlerden 5 bin dolar biriktirmeyi başarmıştı. Savaşın bitmesiyle birlikte ordudan ayrılan Walton, perakende sektöründe çalışmaya karar verdi ancak bu defa çalışan olarak değil, kendi işinin patronu olacaktı.

İLK SERMAYESİ KAYINPEDERDEN
Biriktirdiği 5 bin dolar ve kayınpederinden borç olarak aldığı 20 bin dolarla Ben Franklin tuhafiye marketlerinin bayilik hakkını alarak ilk dükkanını Arkansas eyaletinin Newport kasabasında açtı. Ben Franklin'in bayilik kurallarını yerine getirmekle birlikte kendi prensiplerini de uygulamaya başladı. Sattığı ürünleri doğrudan üreticiden tedarik ettiği için düşük fiyat prensibini uyguladı. Sam Walton bu yöntemle bölgenin en kazançlı Ben Franklin mağazasını yaratmayı başardı. Ancak 1950 yılına geldiğinde önüne ciddi bir engel çıkmıştı. Dükkan sahibi kira kontratını uzatmayınca mağazasını kapatmak zorunda kaldı. Zengin olmayı kafasına koyan Sam Walton burada altın değerinde bir şey öğrendi. Bundan sonra açacağı mağazasında asla kiracı olmayacaktı.

WAL-MART DOĞUYOR
Ben Franklin mağazalar zincirinin bayisi olmakla birlikte Arkansas Bentonville'da satın aldığı dükkanda tek fiyat üzerinden satış yapılan "Walton's Five and Dime" isimli mağazasını kurdu. Üreticiden tüketiciye düşük fiyat prensibinden asla vazgeçmediğinden Newport'daki başarısını tekrarladı ve iki yıl içinde çevredeki kasabalarda başka mağazalar açmayı sürdürdü.

Sam Walton bir dünya markasına dönüşecek Wal-Mart (2008'de Walmart oldu) mağazasını ise, 1962 yılında kurdu. Wal-Mart'la birlikte "Tek fiyat üzerinden satış yapılan mağaza" konseptinden markalı ürünlerin satıldığı mağaza konseptine geçen Sam Walton, düşük fiyat prensibinden ise asla taviz vermedi. Wal-Mart'ta markalı ürünleri en düşük fiyatla tüketiciye ulaştırmayı hedefliyordu. Sam Walton mağazalarını açacağı yerler olarak ise kırsal bölgeleri seçmişti. Bunda eşi Helen Walton'ın da etkisi büyüktü. Helen, Sam'le evlendiğinde en fazla 10 bin nüfuslu bir kasabada yaşama sözü almıştı. Muhafazakar bir adam olan Sam Walton, hem eşine verdiği sözü tuttu hem de büyümek için küçük kasabaları seçti.

UÇAKLA DÜKKAN AVINA ÇIKIYORDU
İşleri büyüten Sam Walton satın aldığı küçük bir uçakla ABD'nin orta ve güney kesimlerindeki küçük kasabaların üzerinden uçarak, mağazasını açmak için satın alacağı dükkanı belirliyordu. Walton, otobiyografisinde büyüme stratejisini şu cümlelerle anlatıyordu: "Havadan kasabada trafiğin yoğunlaştığı bölgeleri veya kasabanın hangi yöne doğru büyüdüğünü tespit ediyorduk. Ayrıca rakip mağazaların yerlerini belirliyor ve bu yolla gereksiz bir rekabetin içine girmekten kaçınıyorduk."

SADIK ÇALIŞAN, SADIK TÜKETİCİ
Sam Walton yatırım yapacağı yerleri uçağıyla havadan belirlerken bir yandan da mağazalarında son teknolojiyi kullanmaya önem veriyordu. Ancak perakende sektöründe büyümenin anahtarının "insan" olduğunu en başında biliyordu. Sam Walton'a göre, Wal-Mart'ın sadık çalışanlara ve sadık tüketicilere ihtiyacı vardı. Walton, çalışanları küçük hissedar haline getirerek kendi mağazalarında çalışıyormuş duygusu yaratıyordu. Ayrıca hisse alan çalışanlara mutlaka indirimde bulunuyordu. Çalışanlarına yakın olduğunu göstermek için kendisine "Sam" olarak hitap etmelerini istiyordu. Sahip olduğu bütün mağazaları düzenli bir şekilde ziyaret ederek, onları motive etmeye çalışıyor ve başarılı çalışanı herkesin gözü önünde 'aferin'le ödüllendiriyordu. Sam Walton'a göre 'aferin' demek bedavaydı ve şirketine her zaman yarar getirecekti.

"Tüketici her zaman patrondur" düşüncesini ise çalışanlarına 1975'ten itibaren şu şekilde aşılıyordu. Wal-Mart'ın artık bir marşı vardı: Çalışanlar bir noktada toplanıyor ve hep birlikte şirketin adını oluşturan harfleri sırasıyla yüksek sesle tekrarladıktan sonra: "Bir numara kim? Tüketici, daima!"

Dünyanın en büyüğü olmayı hedefleyen Walton, tüketicinin gönlünü hoş tutmanın yollarından birinin düşük fiyat olduğunu biliyordu. Ona göre bu tek başına yeterli değildi. Müşteriye kapıda mutlaka "Hoş geldin" denmeli ve çalışanların yardıma her zaman hazır olduğu duygusu yaratılmalıydı.

EŞİ VE KARDEŞİ HER ZAMAN YANINDAYDI
Sam Walton perakende imparatorluğunu kurmak için iki kişiden büyük destek aldığını hiçbir zaman saklamayacaktı: Eşi Helen ve kardeşi Bud. Eşi Helen da kocası gibi hırslıydı, finans eğitimi almış ve babası başarılı bir işadamıydı. Ailenin sermayesini Wal-Mart'ın büyümesine yatırmak için kocasını her zaman cesaretlendirdi. Sam Walton'dan üç yaş küçük olan Bud, Arkansas, Newport'ta ilk dükkanlarını açtığında, ağabeyinin yanındaydı. Bir dönem kendi mağazasını açan Bud, daha sonra tekrar Sam'in yanına döndü ve 1995'te yaşamını yitirene kadar asla ayrılmadı.

1980 yılına geldiğinde Sam Walton ABD'nin en zengin adamı olmayı başarmıştı. Amerikan ekonomi dergisi Forbes 20 milyar dolarlık servetiyle Sam Walton'ı ülkenin en zengin işadamı ilan etmişti. Walton ise mütevazi hayatını devam ediyordu. Hala küçük uçağını kendisi kullanarak, yatırım fırsatlarının peşinde gidiyor, arazi tipi kamyonetini de kendisi kullanıyordu. Sam Walton dünyanın en büyük perakende mağazalar zincirini yaratmanın verdiği gururla, başkalarına yardım etmekten de kaçınmadı. Walton okul yaptırıyor, kiliselere yardımda bulunuyor ve yardım kuruluşlarına hatırı sayılır bağışlarda bulunuyordu. Ancak rakipleri Walton'ı bu yöntemle muhafazakar dünya görüşünü, Amerikan halkına aşılamaya çalışmakla suçluyorlardı.

Sam Walton perakende imparatorluğunu kendisi yaratmıştı ancak onu yaşatmanın yolunun çocuklarına yatırım yapmaktan geçtiğini çok iyi biliyordu. Kanser hastalığına yakalandıktan iki yıl sonra 1992'de yaşamını yitirdi. Ölümünden iki gün sonra oğlu Rob Walton koltuğuna oturdu. Walton, Wal-Mart'ın sektörde dünya liderliğini üstlenmeye devam etmesi için eşi Helen Walton, oğulları Rob Walton, Jim Walton, John Walton ve kızı Alice Walton'a değişik roller vermişti. Helen Walton ailenin "Hanımağa"sıydı. Rob Walton "Reis" olarak hazırlanıyordu. Jim Walton ailenin "bankacısı" John Walton "akıncısı" ve kızı Alice Walton "itici gücü" rollerini üstlenmişti.

HELEN WALTON: HANIMAĞA
Varlıklı bir aileden gelen ve finans eğitimi alan Helen Walton yılda iki defa ailenin tüm üyelerini hafta sonu evinde topluyordu. Kocası Sam Walton ve kendisinin sağlıkları el verdiği zamanlarda aile bazen Florida, Meksika, Kaliforniya veya değişik bir tatil cennetinde toplanıyordu. Ancak toplantıların ana merkezi Helen Walton'ın Bentonville'deki eviydi. Bu toplantılarda sadece çocuklar değil aynı zamanda torunlar da hazır bulunuyordu. Toplantıların ana konusu Wal-Mart ve ailenin yatırım yaptığı diğer şirketlerin içinde bulunduğu durum ve denizaşırı dahil, yatırım olanaklarıydı.

Toplantılarda bazen Wal-Mart'ın profesyonelleri de hazır bulunuyordu. Onlar şirketlerin son durumuyla ilgili aileye detaylı bilgi veriyor ve olası yatırım fırsatlarını anlatıyordu. Babasının yerine yönetim kurulu koltuğuna geçen Rob Walton bu toplantıları şu sözlerle tanımlamıştı: "Yeni nesilin aktif bir şekilde şirketlerde görev üstlenmesi ve kendi şirketlerinin iyi bir koruyucusu olmaları aşılanıyordu. Ayrıca aile birbirimize kenetlenmemizi pekiştiriyordu."

ABD'nin en zengin ailesinin "manevi değerler sisteminin" temsilcisi rolünü üstlenen Helen Walton 84 yıllık yaşamı boyunca Wal-Mart'la ilgili alınan bütün kararlarda etkili oldu. Oğlu Rob Walton anne ve babasının ilişkisini şu cümlelerle özetlemişti: "Babam her zaman annemi dinlerdi, dinlemediği zamanlarda ise, annem dinlemesini sağlardı." Ailenin hayır işlerini Helen Walton yürütürdü. Kilise ve eğitime önemli miktarda yardım yapmasını sağladı. Kocası Sam ve oğullarının muhafazakar dünya görüşlerine rağmen ABD'de aile planlaması çalışmalarına destek vererek, para yardımında bulundu.

ROB WALTON: REİS
Sam Walton, oğlu Rob Walton'ı halefi olarak hazırladı. Ekonomi ve hukuk eğitimi alan Rob Walton bir süre hukukçu olarak çalıştıktan sonra Wal-Mart'ta en alttan başlayarak farklı kademelerde çalıştı. Sam Walton bütün önemli toplantılarda ve kararlarda onun da aktif bir şekilde yer almasını sağladı. Ölmeden önce koltuğunu oğluna bırakmayı planlıyordu ama kansere yakalandıktan sonra iki yıl içinde yaşamını yitirmesi buna fırsat vermedi. Rob Walton'a göre, babasıyla çok farklı karakterler. Ancak oğul Walton da babası gibi uçağını kendisi kullanmayı tercih ediyor.

ÖNCELİK HER ZAMAN WAL-MART'IN
Rob Walton, babasından kendisine miras kalan bir kuralı eksiksiz uyguluyor. Öncelik her zaman Wal-Mart'ın. Şirkete gerekli yatırımlar yapıldıktan sonra geriye kalan para ailenin diğer işlerine aktarılıyor. Renkli bir yaşamdan uzak duran ve ortaklıkta görünmeyi sevmeyen Rob Walton'ın çalışma ofisi 9 metre büyüklüğünde ve penceresiz. Şirkette çalışan profesyonellerden daha küçük bir ofise sahip olan Rob Walton, çalışanlarına şu mesajı veriyor: "Bu şirkette patron bile olsan kimseye ayrıcalık yok."

Çalışanlarına bu mesajı veren Rob Walton, mütevazi çalışma ofisine sadece ayda 4-5 defa uğruyor. Çoğu zaman özel jetiyle ya Fransa'ya bisiklet kullanmaya ya Kanada'da kaz avına ya da Güney Afrika'da safariye gidiyor. Rob Walton'ın bu tutkuları aslında dolaylı olarak Wal-Mart'ın yurtdışında büyümesinde etkili olmuş. Oğul Walton, 1980'li yıllarda babasının ABD dışında diğer ülkelere yatırım yapmasını sağlamış. Rob Walton'ın bu itici gücü sayesinde bugün Wal-Mart dünyada 55 markayla 15 ülkede yılda 109 milyar dolarlık bir cironun sahibi.

'SÖMÜRÜ DÜZENİ'
Waltonların ABD'nin en zengin ailesi olmasını "müthiş bir sömürü" düzeni kurmaya borçlu olduğunu savunlar da var. Rob Walton ve ailesini özellikle küçük kasabalardaki ticari hayatı yok etmek, çalışanlara düşük ücret, sendikalaşmaya engel olma, kadınlara daha düşük ücret ödeyerek cinsiyet ayrımcılığı yapmakla suçlayan önemli bir kesim bulunuyor. Walton ailesine yöneltilen bu suçlamaların büyük bir çoğunluğunda gerçeklik payı da var. Wal-Mart'ın büyümesi ve uyguladıkları prensiplerin devamı için Sam Walton ve oğulları ABD'de sürekli Cumhuriyetçi Parti'ye destek vermiş. ABD'de 2004 seçimleri öncesi Florida eyaletinde George W.Bush'un kardeşi Ted Bush'un vali olması için Walton ailesi yüklü bir para yardımında bulundu. Walton ailesi sayesinde Ted Bush vali olmayı başardı.

JIM WALTON: BANKACI
Walton ailesi, Wal-Mart'ın ABD ve diğer ülkelerde büyümesi için ciddi bir mali kaynağa ihtiyacı olduğunu biliyor. Bu nedenle aile sadece ABD'de değil uluslararası arenada etkili olmak için bankacılık sistemine önemli yatırımlar peşinde. Ailenin bankacılık işlerinden Jim Walton sorumlu. Wal-Mart Stores Inc. sahibi olduğu Arvest Bank, ABD'nin en büyük 75 bankası arasında yer alıyor. Arvest Bank'ın ABD'nin dört eyaletinde 200'ün üzerinde şubesi bulunuyor. Wal-Mart kendi ismiyle başka bankalar satın almak için de fırsat kolluyor.

JOHN WALTON: AKINCI (CRUSADER)
Walton ailesine yapılan en önemli suçlamalardan biri de ABD'deki eğitim sistemini tamamen özel sektörün eline teslim etmek. Ailede "akıncı" olarak seçilen John Walton, Walton Family Foundation'ın başında bulunuyor. Aile kurduğu vakıf aracılığıyla Arkansas Üniversitesi'ne 300 milyon dolar yardımda bulunarak, yeni bölümlerin açılmasına önayak oldu. Walton ailesi değişik eğitim programlarına 6.6 milyon dolar aktararak eğitime katkıda bulunuyor. Ancak muhalifler, Walton ailesinin uyguladığı programlar sayesinde uzun vadede ülkede eğitimi özelleştirmeyi hedeflediğini ve amacına ulaşmak için Walton Family Foundation'ı kullandığını iddia ediyor. John Walton'a "akıncı" denmesinin nedeni ise eğitime yatırım yapıyor gibi görünerek aslında aileye yeni yatırım alanları yaratıyor olması.

ALICE WALTON: İTİCİ GÜÇ
Sam ve Helen Walton'ın tek kızı ve en küçük çocuğu olan Alice Walton, yatırım şirketi Llama'yı kurmadan önce Wal-Mart'ta satın alma bölümünde çalıştı. New Orleans'a taşındıktan sonra başından kısa bir evlilik geçen Alice Walton bir dönem borsacı olarak çalıştı. 1980'lı yılların ortasına doğru Northwest Arkansas'a taşınan Alice Walton at yetiştiriciliğine soyundu. Yatırım şirketi Llama aracılığıyla yatırım yapan küçük işletmelere mali kaynak sağlayan Alice Walton, bölgenin gelişmesine önemli katkıda bulundu. Northwest Arkansas geliştikçe Wal-Mart da bölgeye giderek yeni mağazalar açıyor. Northwest Arkansas'ta 1950 yıllarda bir havalimanı inşaatına başlanmış ancak aradan onlarca yıl geçmesine rağmen bitmemişti. Alice Walton bölgeye taşındıktan sonra ağırlığını koyarak, havalimanının bitirilmesine öncülük etti. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton Air Force One'le bu havalimanına ilk defa indiğinde yaptığı konuşmada, teşekkür ettiği ilk kişi Alice Walton'dı.

1.5 MİLYON KADIN DAVACI
ABD tarihinin en büyük ayrımcılık davası da Wal-Mart'a karşı açıldı. Şirkette çeşitli zaman dilimlerinde çalışan 1.5 milyon kadın, aynı işi yapmalarına rağmen erkeklerden daha az ücret aldıkları gerekçesiyle perakende devini dava etti. Davacı olan kadın çalışanlar, Wal-Mart'a erkeklere göre kendilerine daha düşük ücret ve terfide eşit davranmayarak cinsiyet ayrımcılığı suçlamasını yöneltiyor.