2013 yılında Somali merkezli terör örgütü Eş Şebab'ın finansmanını fildişi ticaretinden sağladığı ortaya çıktığında bu kaynağın kesilmesi için atılacak tek bir adım vardı: Fildişi ticaretinin yasaklanması. Fildişi tacirlerine karşı savaş açan ve bunu terörle mücadelenin bir parçası haline getiren de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton oldu.

Somali'deki Eş Şebab'ın mali kaynaklarına darbe indirilmesinde etkili olan bu yöntem, Irak ve Suriye'de El Kaide ve DAEŞ ile mücadelede işe yaramadı. Ancak bu süreçten dersler çıkartıldı.

Terör örgütlerinin mali kaynaklarının kesilmesi stratejisini belirlerken başta şu gerçeği görmek gerekiyor: Terör örgütleri faaliyet gösterdikleri yerler ve bölgelerdeki iktisadi yapılarda yuvalanıyor. Eş Şebab, Doğu Afrika'dan fildişi satarken Taliban afyon üretip satıyor. Irak'taki DAEŞ ise kontrol ettiği süre boyunca petrol sattı. Batı Afrika'da faaliyet gösteren terör örgütleri için elmas ticareti önem taşırken sahil bölgeleri sigara kaçakçılığından para kazandı.

"ULUSLARARASI FİNANS SİSTEMİNDE YARIK"

Batılı ülkeler bugüne kadar terör örgütlerinin mali kaynaklarını kesmek için özellikle terör finansmanında kullanılan, paranın transfer edilme kanallarını hedef aldı.

Terör uzmanı Peter Neumann'a göre bunda ancak bir ölçüye kadar başarılı olundu. İki ayda bir yayınlanan "Foreign Affairs" dergisine yazdığı makalede Neumann, bunun şaşırtıcı olmadığına dikkat çekti. Kişilerin terör hücreleriyle irtibatlarının ispatlanması ve izlenmesinin çok güç olduğunu aktaran Neumann, bazı hesapların bankalar tarafından terörist oldukları bilinmeyen kukla kişiler tarafından açıldığını, tercihen örgüt hiyerarşisinin alt düzeylerinde yer alanların bu iş için kullanıldığını kaydetti. Neumann ayrıca bankaların her para transferinde, potansiyel terör kaynağı incelemesi yapamayacağının da altını çizdi.

Ancak Neumann'ın asıl dikkat çektiği konu, terörün finansmanında kullanılan paranın büyük bir bölümünün aslında küresel finans sistemine dahil olmayışı. Cihatçılar, pek çok Arap ülkesinde sevilen, güvenilen aracılar üzerinden paranın havale edildiği "Hawala" sisteminden yararlanıyor. El Kaide lideri Bin Ladin'in geçmişte uluslararası finans sisteminin açıklarından, çatlaklarından yararlanılması gerektiğini söylediği, Hawala sistemini ise "finans sisteminin bir yarığı" olarak nitelendirdiği ifade ediliyor.

Terör uzmanı Neumann bu nedenden ötürü terörün mali kaynağının çok farklı yöntemlerle kurutulması gerektiğini savunuyor. Neumann'a göre bireylerin, teröristlerin mali kaynağını oluşturan, suç teşkil eden ticaretine karışmasını önlenmek gerekiyor.

Peter Neumann, Foreign Affairs için kaleme aldığı makalede "Kalkınmaya destek verilmeli, yerel yönetimlerin hizmetleri iyileştirilmeli, yolsuzlukla mücadele edilmeli. Tüm bunlar gelecekte teröristlerin uluslararası finans sistemini istismar etmesini önlemekten daha büyük önem taşıyacak" görüşünü kaydetti.

BÖLGE KONTROL EDENİN GELİRİ ARTIYOR

Eş Şebab milislerinin fildişi ticareti terör ekonomisinin bir diğer boyutunu daha gözler önüne seriyor: Belirli bir bölgeyi kontrol eden terör örgütünün geliri de artıyor. DAEŞ örneği bunları gözler önüne seriyor: 2013 yılı sonu itibariyle Suriye ve Irak'ta kontrol ettiği topraklar genişledi, mali kaynakları da arttı. Terör örgütünün 2013 yılında 500 milyon doları bile bulmayan geliri sadece bir yıl aradan sonra 1 milyar 900 milyon dolara ulaştı. Banka varlıklarına erişebilen, azınlıklarla, bölgeden kaçanların mal varlıklarına el koyan DAEŞ ayrıca vergi, harç ve tarifeleri artırdı, para cezası kesti, para topladı.

Petrol gelirleri ve Arap yarımadasından yapılan bağış ve hibelerle birlikte DAEŞ'in mali varlığı çok kısa sürede kat kat arttı. Ancak başlatılan uluslararası operasyonlarla toprak kaybetmeye başlayan DAEŞ'in mali varlığı da aynı hızda azaldı, 2016 yılında 1 milyar dolara kadar geriledi.

EN ZENGİN TERÖR ÖRGÜTLERİ

Kontrol edilen topraklar kadar finansörler de önem taşıyor. Ekonomi dergisi "Forbes" bu yılın ocak ayında kapsamlı bir analize dayandırdığı bir listede en zengin terör örgütleri sıralaması yaptı.

Buna göre dünyanın en zengin terör örgütü Hizbullah. İran ile yapılan nükleer anlaşma sonucunda kaldırılan yaptırımlar sonrasında ülkeye akan paradan Şii Hizbullah da yararlanıyor. Molla rejimi bu paranın bir bölümünü Suriye savaşına ve Hizbullah'ın silahlanmasına harcadı. Bir kaç yıl öncesine kadar yaklaşık 200 milyon dolarlık bir mali varlığı olan örgütün günümüzdeki mali varlığı 1 milyar 100 milyon dolar. Ayrıca yerel suç şebekelerin bir parçası olan Hizbullah artık küresel organize suç ağının da bir parçası. ABD'nin Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA), Şii terör örgütünün 80'li yıllardan itibaren Güney Amerikalı uyuşturucu üretici ve kaçakçılarıyla ilişkilerinin istikrarlı bir şekilde arttığını ispatlayabildi. Örgüt, uluslararası emlak ticareti ve ikinci araba piyasasında da faal. Türkçe'de "Allah'ın Partisi" anlamına gelen Hizbullah'ın yıllık gelirinin milyonlarca doları bulduğu tahmin ediliyor.

En zengin ikinci terör örgütü ise Taliban. Gelirinin büyük bir bölümünü uyuşturucu üretiminden elde eden örgüt kontrol ettiği topraklardaki doğal kaynaklardan para kazanıyor, kaçırdıkları insanlar karşılığında alınan fidye ve bağışlarla mali varlığını artırıyor.

DİJİTALLEŞME

Terör örgütleri sanal dünyayı da mali kaynakları için kullanıyor. 2017 yılının Ağustos ayında Amerikan güvenlik kurumları, ABD'de cihat için faaliyet gösteren DAEŞ'e bağlı bir grubun küresel çaptaki ağını gün ışığına çıkarttı. Sahte bir e-Bay hesabı kullanan bir ABD vatandaşı, yurtdışındaki DAEŞ'lilerle iletişim kurabilmek için yaklaşık 9 bin dolar topladı, bu paranın bir bölümüyle bir dizüstü bilgisayar, bir i-Phone ve diğer bazı elektronik malzemeler satın aldı.

Terör örgütleri sanal dünyayı keşfedeli, sağladığı olanaklardan yararlanalı çok oldu. Forbes Dergisi'ne konuşan Coastal Caroline Üniversitesi'nde güvenlik uzmanı Joseph Fitsanakisn, "Terör örgütleri kripto para birimlerini ve Darknet olarak adlandırılan karanlık interneti yaratıcı finansman olanakları için kullanıyor" değerlendirmesini yaptı.

Fitsanakisn, "Yükledikleri yasadışı müzikleri, filmleri ve video oyunlarını satıyor, sahte kıyafet, elektronik cihaz ya da ilaç sanayisi ürünlerini satıp para kazanıyorlar. Yine önemli spor etkinlikleri ya da konserler için sahte bilet satıyorlar" bilgisini aktardı.

Terörle mücadeleden sorumlu güvenlik makamları, terör örgütlerinin kaynaklarının kurutulmasında zorlanıyorlar. Çünkü yasalara uymakla yükümlü olan hukuk devletlerinin, yaratıcılığın sınırlarını zorlayan, etiği yok sayan terör örgütleriyle mücadele edebilmesi çok güç.