19-24 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 5'incisi düzenlenen Reset Diyalogları İstanbul Seminerleri, Batı ve Ortadoğu demokrasisinin ekonomik koşullar karşısındaki rolünü, çözüm önerilerini, demokrasi ile din ilişkilerini ve Arap Baharı’nı tartıştı.

'Zor Zamanlarda Demokrasinin Vaatleri' konu başlığı altında felsefeciler, akademisyenler, siyasetçiler ve aktivistler beş gün boyunca sunum ve tartışma panelleri yaptı.

Konuşmacılar arasında ABD’nin en büyük Uluslararası İnsan Hakları Merkezi’nin direktörü Micheline Ishay da vardı. Ishay, ‘Arap Baharı: Arap Benzeşimleri, Güncel Aktörler ve Demokrasi için Beklentiler’adlı sunumunu Claus Offe ile birlikte yaptı. Arap Baharı’nı tarihteki diğer devrimlerle karşılaştıran ABD'li profesör Micheline Ishay, sivil topluk örgütlerinin bölgedeki önemini vurguladı. Michelin Ishay’la Arap Baharı ve Türkiye'nin bölgedeki rolünü konuştuk.

'TÜRKİYE TEK BAŞINA HAREKET ETMEMELİ'

Sunumunuzda 1989 ve 2011 yıllarında olanları karşılaştırdınız. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Batı, Doğu Avrupa’ya demokratik sürece geçişte müdahele etti. Ancak Arap Baharı’nda daha az müdahale görüyoruz. Bunun sebebi sizce ne olabilir?

Aslında sebebi çok açık ortada: Ekonomik kriz. Euro bölgesi kriz içinde. Yunanistan’ın Avrupa Birliği’nden ayrılma tehdidi. Krizler yüzünden Avrupa ve Amerika kendini geri planda tutuyor.



Micheline Ishay
Micheline Ishay

Sizce Türkiye’nin bölgedeki rolü ne olmalı? Uzlaştırıcı mı olmalı yoksa tek başına bir lider mi?

Geçtiğimiz yıl Başbakan Erdoğan bölgeyi ziyaret ettiğinde herkes onun bölgede egemen bir güç oluşturmak istediğini düşünüyordu. Türkiye’nin bir sonraki adımının ne olacağı merak konusuydu. Türkiye Suriye’yle olan sınır komşuluğu ve oradan gelen sığınmacılarla, kendini bu krizin içine çekilmiş buldu. Diğer ülkeler olanları görmezden gelirken Türkiye’nin atacağı adımlar çok önemli. Bölgeyle olan coğrafi yakınlığı Türkiye’yi sorunları çözmesi için lider yapıyor. Ancak Türkiye'nin liderlik rolünü tek başına üstlenmesi mantıklı olmaz. Diğer Arap ülkeleri ve Avrupa'yla birlikte hareket etmeli.

Sizce Türkiye modeli var mı? Arap ülkelerine örnek olur mu?

Var olduğuna inanıyorum. Ben de şu an Körfez ülkelerinde yaşıyorum ve her gün gazetelerde Türkiye hakkında yazılar okuyorum. Türkiye’den İslam ve demokrasiyi bileştiren bir model olarak bahsediliyor. Türkiye kendine özgü, tarihi bir demokratikleşme sürecinden geçti. Güçlü Kemalist harekat Türkleri birleştirdi. Ancak aynı hareket tekrar Arap ülkelerinde üretilebilinir mi emin değilim. Bir model olabilir ama birliği getirecek yol pek net değil.

Sunumunuzda dışarıdan müdahale olmamasının belki daha iyi olabileceğine değindiniz. Sizce bu gelecekte de mümkün mü?

Müdahele etmenin birçok farklı şekli var. Birincisi bölgeye askeri birlikleri göndermek. Amerika’nın Irak ve Afganistan’a yaptığı gibi. Örneğin 1989’da Avrupa’nın müdahale etme şekli farklıydı. Dışarıdan gelen müdahelelerle ekonomik ortaklıklar ve birlikler kurulması sağlandı. Örneğin Barcelona Süreci ve Akdeniz Birliği gibi. Ancak bu fikirler bir süre popüler olduktan sonra unutulup gittiler. Bu fikirler yeniden ortaya çıkarılıp gözden geçirilmeli, bugünkü koşullara bölgeye nasıl istikrar getirir bunun üzerine düşünülmeli.

'KADINLAR EVE GERİ DÖNMEYECEK'

Arap ayaklanmaları genellikle Facebook, Twitter Devrimi olarak nitelendirildi. Siz bu gelişmelerde sosyal medyanın önemini nasıl yorumlarsınız?


Öncelikle, evet, insan hakları ihlalleri dünyada daha görülür hale geldi. Kapalı toplumlarda özellikle Suriye örneğinde dışarıdan çok fazla bilgiye ulaşamıyoruz. Bu twitleri kimlerin attığını, propoganda amaçlı olup olmadığını ya da yazılanların ne kadar gerçeği yansıttığını bilemeyiz. Ancak sosyal medyanın önemini de görmezden gelemeyiz. Tabii ki de ayaklanmaları Twitter başlatmadı ama diktatörlerin alışık olduğu mecralar dışında, onlara fark ettirmeden, bir iletişim alanı yarattı. Bu alan özellikle gençler arasında popüler. Daha önce var olmayan özgür bir sanal ortam yaratıldı. Cami de bir mecra olarak sayılabilirdi ama özgür bir alternatif değildi. Bence sosyal medya insanları harekete geçirdi ve süreci hızlandırdı.

'DEVRİMDEN SONRA KADINLAR EVLERİNE GÖNDERİLİYOR'

Ayaklanmalar sırasında meydanlarda birçok kadın aktivist vardı. Kadın hakları nasıl evrilecek? Onları siyasetin içinde görebilecek miyiz?

Çok sıradışı bir olaya tanık oluyoruz. Eğer tarihe bakacak olursak Fransız ve Bolşevik devrimlerinde kadınları gördük ancak devrim gerçekleştikten sonra kadınlara evlerine geri dönmesi söylendi. Çünkü devrim sonrası karışıklığın durdurulması için aile ve geleneklerin sembolü olan kadınların evinde olması daha doğruydu. Bir nevi kadınlar devrim sonrası görünmez hale geliyorlardı. Bugün Arap dünyasına baktığımızda eğitimli kadınlar görüyoruz. Bu eğitim seviyesi bölgeye yayılmış durumda. Bu yüzden eve geri döneceklerini düşünmüyorum. Tunus’taki seçimlerde meclise birçok kadın girdi. Bu durum Mısır’da daha zor ama Suriye’deki eğitim seviyesinden dolayı orada kadınların katılımı daha kolay ve yüksek olacaktır.

Birleşmiş Milletler’in bölgedeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle Suriye’de binlerce insan öldü bu bir katliam. Birlemiş Milletler'in soykırımlara karşı birçok anlaşması olmasına rağmen, olaylara müdahale etmedi. Eğer müdahale etmeyecekse neden böyle bir anlaşma var? Bu yüzden özellikle Suriye için Birleşmiş Milletler’in kararlarını etkisiz buluyorum.

Micheline Ishay sunumunu Jürgen Habermas'ın öğrencisi Claus Offe ile birlikte yaptı.
Micheline Ishay sunumunu Jürgen Habermas'ın öğrencisi Claus Offe ile birlikte yaptı.

Obama eşcinsel evliliklere destek verdiğini açıkladı. Sizce doğru bir zamanlama mıydı?

Çok iyi bir gelişme ama aslında geç bile kalındı. Eşcinseller toplum içinde ayrımcılığa uğradılar. Amerika’da 60’lardan beri buna karşı bir direniş var. Arap dünyasına geri dönecek olursak, halkın yüzde 75'i eşcinselleri suçlu olarak görüyor. 5 ülkede eşcinsel olmanın suçu ölüm cezası. Obama'nın kararının insan hakları açısından dünyaya iyi bir örnek olacağını düşünüyorum.

ORTADOĞU ÜZERİNE ÖNEMLİ ÇALIŞMALARI VAR
Michelin Ishay, Denver Üniversitesi’nde öğretim üyesi. ABD’nin en büyük Uluslararası İnsan Hakları Merkezi’nin direktörü. Uluslararası İlişkiler ve Ortadoğu üzerine yazdığı kitaplar alanında en iyi on kitap seçkilerine dahil edildi.