Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan kadına karşı ve aile içi şiddetle ilgili yaptırım gücü olan sözleşme taslağının bu yıl sonbahar aylarında Avrupa Konseyi’nin karar organı olan Bakanlar Komitesi tarafından onaylanarak üye devletlerin imzasına açılması bekleniyor.

Sözleşme taslağının redaksiyonu, büyük ölçüde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), kadına yöneklik şiddetle ilgili ilk tarihi kararı niteliğindeki, Türkiye’ye karşı açılmış Nahide Opuz davası hükümleri temelinde gerçekleştirildi. Kadınları her türlü fiziki, manevi, psikolojik ve ekonomik şiddete ve ayrımcılığa karşı korumayı hedefleyen taslak sözleşme, kadına karşı ve aile içi şiddet konusunda sözleşmeye taraf devletlere anayasal ve yasal temelde politikalar üretme yükümlülüğü getiriyor.

KADINA KARŞI ŞİDDET İNSAN HAKKI İHLALİ
Sözleşme, kadına yönelik şiddeti bir “insan hakkı ihlali” olarak tanımlıyor. “Aile içi şiddet” ise sözleşmede, “aile içinde fiziki, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddetle ilgili tüm eylemler” olarak tanımlanıyor. Sözleşme, taraf devletlerin kadın-erkek eşitliği, kadına yönelik şiddet ve karşılıklı saygı konularını eğitimin her düzeyinde müfredata eklemelerini şart koşacak. Sözleşmede kadınların şiddete maruz kalmadan ve şiddet kurbanı olduktan sonra korunmasıyla ilgili düzenlemeler de yer alıyor.

DENETİM MEKANİZMASI GELİYOR
Sözleşmenin en önemli yanını ise beraberinde getirdiği “denetim mekanizması” oluşturuyor. Buna göre, taraf devletlerin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine ne derece saygı duyduklarının denetlenmesi amacıyla “Kadına Yönelik ve Aile İçi Şiddete Karşı Mücadelede Uzmanlar Gurbu” (GREVIO) adı altında Avrupa Konseyi bünyesinde bir denetim mekanizması oluşturulacak.

Değişik Avrupa devletlerinden insan hakları, kadın hakları ve kadına yönelik şiddetle mücadele uzmanı 10 ila 15 uzmandan oluşan grup, sözleşmenin yürürlüğe girmesinin ardından taraf devletler hakkında düzenli denetim raporları hazırlayacak. Raporlarda üyer devletlere kadına yönelik ve aile içi şiddetle mücadelede önerilerde bulunulacak. Bu önerilerin ne derece yerine getirildiği takip edilecek. Bu raporlarla bir yandan Avrupa genelinde kadın-erkek eşitliği ve kadına yönelik şiddetle mücadelede ortak normlar yaratılması, bir yandan da taraf devletlerde bu alanlarda ilerleme sağlanması hedeflenecek.

AİLE İÇİ ŞİDDET DE SÖZLEŞMEYE GİRSİN Mİ?
Avrupa ülkeleri, Bakanlar Komitesi önünde yapılan tartışmalarda, hazırlanacak sözleşmenin kadına yönelik şiddet konusuyla sınırlı kalmayıp aile içi şiddeti de kapsaması hususunda ikiye bölünmüşlerdi. Bazı Avrupa ülkeleri, kadına yönelik şiddetin insan hakkı merceğinden ele alınmasını istemiş, bazı Avrupa ülkeleri ise konunun aile içi şiddet konusunda hazırlanacak daha nört bir sözleşme kapsamında değerlendirilmesinden yana görüş belirtmişti.

Mevlüt Çavuşoğlu’nun başkanlığını yürüttüğü Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM), taslak sözleşme hakkında hazırladığı görüş raporunda, aile içi şiddet konusunda çocuklar, yaşlılar ve göçmenlerin yeterince korunmamış ve taraf devletlere sözleşmeye çekince koymaları için aşırı serbesti bırakılmış olmasını eleştiriyor.